İzzet Taşkıran’ın Haberi
“Kriz ortamında ekonomi bakanları arasındaki uyumsuzluk kabul edilemez”
Yeni Şafak Gazetesi’nin ekonomist köşe yazarı Melikşah Utku, AK Parti’nin ekonomiden sorumlu bakanları arasındaki var olduğu söylenen koordinasyon eksikliği ve iletişimsizliğin kriz ortamında kabul edilemez olduğunu söyledi.
Moral FM’de yayınlanan “Sırrı Er’le Basında Bugün” programında “AK Parti hükümeti aldığı tedbirlerin hepsini açıklamak zorunda değil. Çünkü alınan bazı tedbirlerin açıklanması kamuoyunda yanlış intibalar oluşturup panik havası oluşturabilir.” diyerek bir tehlikeye dikkat çeken Melikşah Utku açıklamasına şu şekilde devam etti:
“Buna rağmen artık krize karşı bazı tedbirlerin alındığına yönelik bazı mesajların kamuoyuna verilmesi lazım. Çünkü artık bize bir şey olmaz türünden açıklamalara kimse inanmıyor. Bugün yaşanan küresel kriz 1930’lardan bu yana ardı ardına gelen politik adımlarına rağmen düzelmiyor. Kriz, ABD ve Avrupa’da reel ekonomiye henüz ulaşmadı.”
Programının ilerleyen dakikalarında Sırrı Er’in “Mustafa Koç’un IMF ile bir stand by anlaşmasının ortamı rahatlatacağı yönündeki beyanlarını ve TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun IMF ile ilgili reform sürecine odaklı bir program yürütülmesine yönelik çağrısını nasıl değerlendiriyorsunuz?”şeklindeki sorusuna cevap veren Utku IMF’nin tek kurtuluş yolu olarak görülmesinin yanlış sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Ekonomist Yazar, IMF‘in eski saygınlığını yitirdiğini vurgulayarak “IMF, dışarıya taahhütlerini yerine getiremeyen ekonomilerin başvurduğu bir kurumdur. Mesela yapısal istikrar problemi yaşayan, dış borcu artmış, enflasyonu tavan yapmış ve bütçe açığı olan ülkelere acil merhem olabiliyor.” diye konuştu.
“AK Parti iktidara geldiğinden beri ekonomi bakanları arasında uyumsuzluk yaşanıyor” diyen Melikşah Utku, bu durumun koordinasyon eksikliğini beraberinde getirdiği takdirde ülkenin geleceği için kabul edilemez olduğunu söyledi. Yeni Şafak Yazarı açıklamasını şöyle noktaladı:
“Yeni hükümet kurulduğunda bu eksikliği kapatmak için Nazım Ekren Hoca bakan olarak atandı. Bu görev ne kadar düzgün ifa ediliyor? Hükümet bunu gidermek için hızlı bir şekilde adım atmak zorunda. AK Parti’nin bu koordinasyonu sadece söylemde değil işleyişe de aktarması gerekir.”
HÜKÜMET, TEDBİR ALINDIĞINA DAİR KAMUOYUNA MESAJ VERMELİ
—Dünyayı kasıp kavuran ekonomik krizin Türkiye’yi etkilememesi için birtakım tedbirler alınıyor mu? Yoksa hükümette bize bir şey olmaz, bu kriz gelip geçici mantığımı hâkim?
Muhakkak bazı tedbirler alınıyordur. Hükümet, alınan tedbirleri açıklamak zorunda da değil aynı zamanda. Çünkü aldığınız bazı tedbirlerin açıklanması kamuoyunda yanlış intibalar oluşturup panik havası oluşturabilir. Buna rağmen krize karşı bazı tedbirlerin alındığına yönelik bazı mesajların kamuoyuna verilmesi lazım. Çünkü artık bize bir şey olmaz açıklamalarına kimse inanmıyor. Bugün yaşanan küresel kriz son yıllarda değil 1930’lardan bu yana ardı ardına gelen politik adımlarına rağmen düzelmiyor. Kriz, ABD ve Avrupa’da reel ekonomiye ulaşmış değil. Bu anlamda bir şeylerin yapıldığının hissettirilmesi gerekir.
ÖNCELİKLE BANKACILIK SİSTEMİ İÇİN TEDBİR ALINMALI
—Makalenizde ekonomik krizi önlemek için alınacak ön tedbirlerin bankacılık sektöründen başlaması gerektiğini vurguluyorsunuz. Nasıl bir önlem alınmalı bu kesimle ilgili?
Türkiye’de bankacılık sistemiyle ilgili önemli adımlar atıldı. Gerçektende 2001 kriziyle nispet edilmeyecek şekilde bankacılık sistemi güçlendi. Fakat bankacılık sistemi güçlüdür diye krizden etkilenmez anlayışı çok yanlış olur. Çünkü bankacılık çok hızlı bir şekilde krizden etkilenebilen ve aynı zamanda kriz ithal eden bir sektördür. Reel sektördeki herhangi bir kriz hızlı bir şekilde bankacılığa yansıyacaktır. O bakımdan öncelikle bu sektöre yönelik tedbir alınması lazım. Burada adım atmak daha kolay ve banka sayısı az olduğu için bazı adımlar daha kolay atılabilir. Çünkü dediğim gibi bir kriz esnasında en hızlı etkilenebilen sektör bankacılık olur.
ARTIK, IMF’NİN KAPISINI HİÇBİR ÜLKE ÇALMIYOR
—Kriz çıktıktan sonra Türk iş dünyasındaki önemli kişilerden birtakım açıklamalar yapıldı. Bu doğrultuda TÜSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ’ın “Krizden dolayı tedirginiz” açıklamasını, Mustafa Koç’un IMF ile bir stand by anlaşmasının ortamı rahatlatacağı yönündeki beyanlarını ve TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun yine IMF ile ilgili reform sürecine odaklı bir program yürütülmesine yönelik çağrısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bugün krizde olan ülkelerin hangisi IMF başvurmuş? IMF denen kurum dışarıya taahhütlerini yerine getiremeyen ekonomilerin başvurduğu bir kurumdur. Mesela yapısal istikrar problemi yaşayan, dış borcu artmış, enflasyonu tavan yapmış ve bütçe açığı olan ülkelere acil merhem olabiliyor. Bu da Türkiye’de bunca senedir bir defa oldu. IMF, yabancılar açısından yeşil ışık sinyali olacaktır. Fakat bu dönemde bu kurumun kapısını kimse çalmıyor. Çünkü IMF olan güven ciddi şekilde azalmış durumda. IMF ile bir programa girecek olsak esneklik açısından bu bizim elimizi kısıtlayabilir. Yeri geldiğinde bankalara el konulabiliyor, yeri geliyor piyasa ekonomisine aykırı işler yapılabiliyor. Bu ABD’de bile gerçekleşebiliyor. IMF bu programda olmaz dese bizim bu adımları atabileceğimizi sanmıyor. Bu nedenle IMF ile atılan bir imzanın getireceği faydayla birlikte ileride oluşabilecek politik esnekliğinin kaybını da hesaba katıp değerlendirmek gerekir. Her şey IMF ile düzelmiyor. Türkiye kırk yıllık süreçte bu kurumla bir defa düzgün bir sonuç aldık. Bunun her zaman olacağını varsaymak doğru olmaz. Bu noktada iyi hesap yapmak lazım bana göre.
AK PARTİ İKTİDARA GELDİĞİNDEN BERİ EKONOMİ BAKANLARI ARASINDA UYUMSUZLUK VAR
—Bunun yanında hükümetinde almış olduğu birtakım önlemlerin olduğu biliniyor. Sanayi Bakanı Çağlayan’ın “krizi asla hafife almıyoruz” şeklinde bir açıklaması da oldu. Bu noktada çok tartışılan bir soruyu size sormak istiyorum. AK Parti Hükümeti’nin ekonomiden sorumlu bakanları arasında bir iletişim kopukluğu mu var acaba?
AK Parti iktidara geldiğinden bu yana hükümetin ekonomi bakanları arasında birbirine çelişen farklı açıklamalar yapılıyordu. Hatta döviz kuru konusunda bakanlar Kürsat Tüzmen ve Ali Babacan arasında görüş ayrılıkları yaşanıyordu. Böyle bir durum olabilir. Sonuç itibariyle herkes kendi alanında düzgün çalışılıyorsa ve başarılı oluyorsa böyle bir şey yaşanmasında bir mahsur olmaz açıkçası. Fakat eğer bu görüş ayrılıkları koordinasyon eksikliğini beraberinde getiriyorsa oluşacaktır. Böyle bir sorun şu aşamada kabul edilemez. Yeni hükümet kurulduğunda bu eksikliği kapatmak için Nazım Ekren Hoca bakan olarak atandı. Bu görev ne kadar düzgün ifa ediliyor? Hükümet bunu gidermek için hızlı bir şekilde adım atmak zorunda. AK Parti’nin bu koordinasyonu sadece söylemde değil işleyişe de aktarması gerekir. Kimi zaman insanın kendisi bile geçmişte söyledikleriyle çelişebiliyor. Ben bunu yadırgamıyorum. Yadırgadığım nokta ortak bir söylemin ve politikanın oluşamamasıdır.
—Bu noktada çeşitli sazlardan oluşan bir orkestra düşünürsek bu sazları çalan sanatçıların her birinin farklı notaları basması halinde ortaya çıkacak ses cümbüşünü şöyle bir göz önüne alalım. Zannediyorum bunu da göz ardı etmemek gerekir?
Bu işi düzgün yaparsanız son derece güzel bir eserde ortaya çıkabilir. Ama çok karmaşık, gürültülü ve insanı rahatsız eden bir seste oluşabilir. Ülke ekonomisi için bu koordinasyonu sağlamak şu aşamada her şeyden önemli. Yeni hükümet kurulurken bunu sağlamak için tasarlanan adımların atılması önemli bir hareketti. Fakat bunların işlerlik kazanması bugünlerde çok mühümdir.
Www.Moralhaber.Net