Ana Sayfam Yap | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Üye Ol | Üye Girişi | Künye | İletişim | Reklam

 

SONDAKİKA

* Bu kömürlerin MHP önünde işi ne? Video * Abdulhey-Memati yumruk yumruğa Video * Melih Gökçek: ''Kim şerefsiz belli olacak'' * TSK'da 5'i irticai faaliyetten 24 kişiye ihraç * PKK'nın imzaladığı 28 yıllık gizli protokol * Tüm zamanın en ilginç kırmızı kartı Video * Sarısı koyu renk yumurta daha daha yararlı * İş için şınav çekilecek! * Mustafa Özcan Vakit'te ilk yazısını yazdı * Ahmet Şafak - Yüreğinle Gel DİNLE

Ana Sayfaya Dön

 

Ekrem Dumanlı'dan TV'lere boykot kararı

11 Ekim 2008 Cumartesi : 10:47

TV'ye veda eden Ekrem Dumanlı, bu keyfi anlattı. Özkök'ün gözden kaçan boykat çağrısını hatırlattı. 'Hiç gaze-teci TV izlemeden olur mu?' diyenlere:

Ekrem Dumanlı'nın yazısı

Televizyonlara veda vakti  
 
Başbakan Tayyip Erdoğan gazetelere boykot çağrısı yaptı ya; aklım fikrim orada kaldı adeta. Onca tartışmadan doğru dürüst bir sonuç çıkmadı çünkü. Şu mevzua bir de hafta sonu ekinde temas edeyim derken şaşırtıcı bir yazıyla karşılaşmaz mıyım? Meğer Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök de bir zamanlar boykot çağrısı yapmış. 25 Haziran 1995’te şöyle demiş Özkök: ‘Okumayın, seyretmeyin, dinlemeyin. Türkiye’de gazete okuyucusu, TV seyircisi ve radyo dinleyicisi bu bilince erişince medya kendiliğinden hizaya gelecek.’ ‘Medyanın hizaya gelmesi’ çok önemli! Peki ya okurun, seyircinin, dinleyicinin (kısacası insanın) kendini hizaya getirmesi! Bunun üzerine de düşünmek gerekmiyor mu?

Maksadım ‘laf sokuşturmak’, Ertuğrul Bey’i zor durumda bırakmak ya da kapanmış bir dosyayı yeniden açmak değil. Açık söyleyeyim; gerektiğinde okumayarak, seyretmeyerek, dinlemeyerek tüketicinin göstereceği tepki sayesinde oluşacak ‘medyayı hizaya getirme bilinci’ni desteklemek istiyorum. Hepsi bu..

İşe televizyondan başlamakta fayda görüyorum; çünkü insanı kendi gerçeğinden en çok uzaklaştıran onlar. Eğlence kısmı o kadar ağır basmış durumdaki televizyon denen kutunun enformatik bir özelliği adeta kalmadı. ‘Tematik kanallar ne güne duruyor canım!’ diye feryat etmemiz, hayatımızı altüst eden bir tehlikeyi bertaraf etmiyor. Zira bilgilendiren kanalların ayakta kalmasını sağlayacak kültürel ortam yok bu ülkede. İnsanların okumaya, düşünmeye, analiz etmeye imkân bulabilmesi için tefekkür geleneğini besleyecek ortamın olmadığı aşikâr. Hayatın her alanını bir kakara kikiri kültürü işgal etmiş durumda. Böyle bir ortamda toplumun ekran başına geçip ‘Dünyada neler oluyor?’; ya da ‘Ne olacak bu memleketin hali?’ demesine gerek yok. Zaten o altyapı olmadığı için bu tip sorgulamalardan rasyonel analizler değil, komplo teorilerinin cinnet hikâyeleri çıkıyor…

Televizyonsuz hayat çok daha rahat

Her neyse. Lafı uzatmama gerek yok. Kendi tecrübemi anlatayım gitsin: Aylar önce karar verdim ve televizyona veda ettim. ‘Haydi, canım sen de! Hiç gazete yöneticisi televizyon izlemeyi bırakır mı!’ diyebilirsiniz. İşimi aksatacak bir protestodan bahsetmiyorum. Bir kere televizyonsuzluğum evde; işyerinde değil. İkincisi, önemli bir hadise çıkınca cep bilgisayarıma anında bilgi geliyor. Adeta online durumundayım; her saniye dünyanın neresinde neler yaşanıyor haberdarım. Açık söyleyeyim televizyonsuz hayat, çok daha rahat.

Kumanda aleti ilk icat edildiğinde Uzay 1999 dizisini seyrediyor gibi hayran kalmış, teknolojinin kudreti (!) üzerine neler söylemiştik neler. Meğer TV’leri kumanda edeceğimizi sandığımız alet bizi kumanda edecekmiş. Aldın mı eline bırakamıyorsun; Japon yapıştırıcısı var sanki mübarekte. Neyse, şükür, kurtuldum kumanda cihazının komutasından. Hararetle tavsiye ediyorum. Zaten görüyorum ki pek çok insanın kanal değiştirmekten parmakları tutulacak, Allah korusun, felç falan olacak insanlar. O kanal senin, bu kanal benim, ha bire düğmeye basanlar saniyecikler içinde nasıl bir can sıkıntısı yaşıyor ve o bıkkınlık içinde yenilik peşinde koşuyor; anlayamıyorum.

Bir de dizi film kahramanlarının çilesini cefasını çekme zorunluluğu var. Rahmetli Özal özel TV’ler için yapılan eleştirilere ‘Beğenmiyorsan kapatırsın, olur biter’ demişti. Ne mümkün efendim. Sıkıysa kapat. Aile fertlerinin sıkı takip altında tuttuğu diziler var, kahramanların akıbeti hafta boyunca muhabbet konusu. Hatta dizi farklılıkları nedeniyle aile fertleri ayrı odalarda, ayrı ekranlarda, ayrı heyecanları yudumluyor (!) çoğu kez. Tamam; bazı hikâyeler fena sayılmaz, ama vahim bir tehlike kol geziyor oturma odalarında. Başkalarının hikâyeleriyle yaşayanlar kendi gerçekleriyle yüz yüze gelemiyor. Kendini ihmal eden, başkalarıyla aşırı meşgul oluyor.

İletişim teorilerinin Einstein’ı sayılan Marshall McLuhan daha televizyonların ilk dönemlerinde yaklaşan tehlikeye dikkat çekmişti. Televizyonların Berlin Duvarı’na dönüşeceğini, aile fertleri arasında uçurumlar oluşacağını söylemişti. El hak doğru söylemiş. Şehrazat’ın ‘ahlaksız teklif’ karşılığında kiraya verdiği namus hikâyesini takip etmekten evdeki yangını göremeyebilir insan. Burhan Abi’ye gülmekten asıl gülünecek (belki de ağlanacak) olayların burnunun ucunda yaşandığını fark edemeyebilir kişi. Berlin duvarı bir fanus gibi bizi çepeçevre kuşatmışsa, başka bir deyişle aile içi iletişim yolları ağyar hayatlar ve bilgiler nedeniyle tıkandıysa ilişkileri temelden etkileyecek bir molaya ihtiyaç duyulmuyor mu acaba?

Dizi düşmanlığı yapmak için söylemiyorum bunları. Zaten dizilerle de sınırlı değil konu. Deşelenmiş hayatlardan sıyrılmak için ‘bilinçli’ bir fert olmaktan söz etmek istiyorum. Ayrıca itiraf etmek gerekiyor ki bu ülkede pek çok televizyondan haber seyretmek, zulümlerden zulüm beğenmek gibi bir şey. Nedir o her cümleden sonra insanın kafasına tokmak gibi inen ‘Daaan!’ sesleri, nedir o insanın beynine kıymıklar gibi batan ‘Azzzz sonnnrra!’ böğürmeleri. Haberin aslını bekliyorsunuz ve anlıyorsunuz ki ortada ne fol var ne yumurta. Kuru bir cayırtı, uyuz bir gürültü ve çiğ bir cazgırlık; hepsi bu! Haber maber hak getire…

Keşke diyorum, kendimize zaman tanısak ve kendimizi dinlesek doya doya. Kimim, nerden geldim, nereye gidiyorum, varlık sebebim, hikmetim, gayem… Bu arada iç huzurumuzu bozan her şeye ama her şeye başkaldırsak. Yeter desek. Yeter! Çünkü hayat su gibi akıp gidiyor ve bir rüzgârın önünde sürüklenip savrulan kuru yapraklar kadar bile irade beyanına muvaffak olamıyoruz. Demek ki irademizi devreye sokmamız şart. Artık televizyonlarımıza ‘Bi saniye! Artık sen bana değil, ben sana hükmedeceğim!’ diyeceksiniz. Televizyon kanalını seçerken titizleneceksiniz, size uygun programı arayıp bulacaksınız, seyretme kriterleri belirleyeceksiniz; ve mutlaka seyretme süresini tahdit edeceksiniz. Günde bilmem kaç saat ve bilmem kaç çeşit program izlediği için beyni adeta dumura uğramış insanın yorgun ruhunu düşüneceksiniz.

Televizyonda video keyfi

Eğlence kutusuna başkaldırmanın başka bir yolu daha var ki ben onu tercih ettim. Haberleri internet üzerinden alırken televizyonu sadece video seyri için kullanacaksınız. Bu duygularla girdiğim TV direnişi sürerken birkaç gün önce ne seyretsem beğenirsiniz: İyi Geceler, İyi Şanslar. Süper bir film! 2005’te çekilmiş ama siyah beyaz. Amerikan televizyon tarihinin çok kritik bir zamanına ışık tutuyor. McCarthy döneminde insanlar komünist diye fişleniyor, yaftalanıyor, tecrit ediliyor. ‘Güvenlik tehdidi’ olarak değerlendirilen insanlar hakkında hükümler veriliyor. Amerikan Hava Kuvvetleri’nde bir teğmen yargılanmadan suçlu ilan edilip ordudan atılınca CBS televizyonunun saygın haber yöneticisi Edward Murrow olayı haber yapıyor ve McCarthy ile amansız bir kavgaya tutuşuyor. Nelere temas edilmiyor ki filmde; seçilmişler-atanmışlar kavgası, haberde objektiflik, antidemokratik tutumlara medyanın direnişi. Bir gazeteci çocuğu olan George Clooney hem senaryosunu yazmış, hem yönetmenliğini yapmış, hem de kendine bir rol ayırmış. Televizyonun sadece devletle değil, sponsor şirketlerle giriştiği özgürlük mücadelesini mercek altına almış. Ve sonunda da televizyon çağına çok önemli bir mesajı Murrow’un ağzından vererek filmi bitirmiş: ‘Bu alet (Televizyondan bahsediyor/E.D.) eğlendirmekten ve yalıtmaktan başka bir işe yaramıyorsa işte o zaman görüntü titreşiyordur. Ve yakında bütün mücadelenin kaybedildiğini göreceğiz. Bu alet bir şeyler öğretebilir. İnsanları aydınlatabilir ve hatta ilham verebilir. Ama bunu sadece insanlar bir amaç uğruna kullanmaya kararlı oldukları ölçüde yapabilir. Aksi takdirde, içinde kablolar olan ve ışık saçan bir kutu olur.’

Tv’ler yaratıcılığı öldürüyor mu?

1950’lerde yapılan bu konuşma ‘aydınlatıcı hatta ilham verici’ bir televizyon anlayışından bahsediyor. Bu maksat ufukta tüllenmedikçe televizyona veda etmekten başka çare gözükmüyor gibi. En azından benim için… Ne diyordu hayatına televizyonu hiç sokmayan ünlü reklamcı Oliver Toscani: “Televizyon seyretmek yaratıcılığı öldürüyor, özgünlükten uzaklaştırıp taklitçi yapıyor.” Yabana atmamak lazım bu sözü…

 

 

Safya Başı

   

   

   
     

Toplam (1) adet  yorum eklenmiştir.

SEZAİ YILDIZ 11-10-2008, 11:19:00
Sayıları tam belli olmayan, bunca ZAMAN gurubu TV'lerini neden kurdunuz? Leş kargasına
satınız bunları o zaman.Yazı yazmak için yazmışsın belli ki! TATAROĞLU Aydın gözün
aydın hadi 5-10 tane TV sahibi daha olacaksın demektir.
 
Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
PKK'nın imzaladığı 28 yıllık gizli protokol
28 yıl önce örgütün silahlı çatışmayı bırakması için gizli bir protokol imzalandığı ortaya çıktı. Üç
Mustafa Özcan Vakit'te ilk yazısını yazdı
Gazeteci yazar Mustafa Özcan, 11 yıldır yazdığı Yeni Asya gazetesinden 'Allah ısmarladık' diyerek ay
Kıvanç: Ajan gazeteciler ve yeni bir gazete
İstihbarat örgütlerine çalışan gazeteciler konusuna giren Taha Kıvanç, ekonomik kriz döneminde yeni
'33 askerin öldürülmesi büyük bir komplo'
Bingöl’de 33 askerin ölümüyle sonuçlanan olay yeni yeni derinlemesine incelendiğinde komplo daha iyi
Ergenekon ve Cumhuriyet gazetesi ilişkisi
Ekrem Dumanlı, Ergenekon sanığı Tekin'in 'Aynı safta bulunduğumuz Cumhuriyet gazetesinin avukatları.
Sizce bu fotoğraftaki ünlü yazar kim?
Ertuğrul Özkök, yazısında bir fotoğraf yayınlayarak Baykal'a destek çıktı. Çarşaflı kadının kucağınd
Aytaç Durak'ın kimyasının bozulduğu an!...
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak'ın AK Parti'den istifa etmesine neden olan soruyu Başb
Tuncay Güney'in sıra dışı tasvirine dikkat
Ergenekon davası ile birlikte hayatımıza giren Tuncay Güney kim? Nerede doğdu? Nasıl büyüdü? Nereler
MİT'e çalışan iki gezeteci deşifre oldu
Taha Kıvanç, Türk basınındaki 23 MİT ajanından söz etti. Ali Atıf Bir ise MİT'e çalışan iki gazeteyi
Vakit, Aydın Doğan'ı kendi silahı ile vurdu
Vakit ile Aydın Doğan arasındaki gerilim sürüyor. Vakit Gazetesi, Aydın Doğan'ı bu kez kendi silahıy
Taraf yazarlarından Taraf'ı kapatma planı
Taraf gazetesi kapandı, kapanacak... Kriz fena vuruyor Taraf'ı. Ama Taraf yazarlarına göre Taraf'ın
TRT'nin Stadyum'u bombayı patlattı Video
Galatasaray'ın eski golcüsü Hakan Şükür'ü transfer ederek dikkatleri üstüne çeken Stadyum yine bomba
Koru, ''Ergenekon'un 1 numarası''nı yazdı
Fehmi Koru, ''1 numara' beklendiği gibi bir asker değil de söylendiği gibi bir işadamı çıkarsa' diye
'Hizbullah'ı Paşa kurdurttu, Küçük yönetti'
Hizbullah'ı Teoman Paşa kurdurttu, Veli Küçük yönetti. Ergenekon'u çökerten 'Titanik batmaz' düşünce
Z. Livaneli'yi öfkelendiren çarşaf açılımı!..
‘Son tahlilde bu halka güvenilemeyeceğini’ söyleyen kıymetli romancı-şantör Zülfü Livaneli’yi öfkele

n

Perinçek'in uyguladığı ters köşe numarası

n

''Bağ - Kur'luya iş kazası yardımı'' var mı?

n

Korkma sayın General TSK yıpranmaz

n

'Yaşar Nuri Öztürk'ten yakışmayacak söz'

n

28 Şubat'ta 50 milyarı buharlaştıran zevat

n

Başbakan'ın en önemli seçim vaadi nedir?

n

Atatürk, orduyu siyasetten ayırmak istedi

n

Ergenekon kim? Güney mi? Eruygur mu?

n

Hürriyet yazarındaki kafaya bak!

n

Ergenekonculardan bomba taktik

n

'Baykal kötü bir Başbakan Yardımcısı'ydı'

n

İşten çıkarsam işsizlik ödeneği alır mıyım

n

MİT'e çalışan gazeteciler kim?

n

Akaryakıt dağıtım şirketlerine ceza yağdı

n

Başbakan, 'Size 2 ay süre, işi bitirin' dedi

n

Şuurlu öğretmenlerden ayrımcılığa tepki

n

Murat Belge: 'Yeni Ergenekonlar çıkar'

n

Bumin'den sonra Görmüş Hürriyet'e çattı

n

Doğan'ın Alman ittifakının ardındaki sır ne

n

'MİT'te iç hesaplama henüz bitmedi'

n

''PKK'ya davetiye' özel kalemi işinden etti

n

Zahid Akman, niye manşet olmadı?

n

Başbakan ile Baykal'ın terazideki gerçeği

n

MİT, Mehmet Eymür'ü niçin sattı?

n

Ergenekon davasının önemini anladık mı?

n

CHP değişecek mi yoksa amaç farklı mı?

n

'CHP'nin ilk Diyanet İşleri Başkanı' kimdi?

n

68 kuşağı aslında içi boş bir masal... Video

n

Şeytan nasıl oldu da 3 ayda hidayete erdi?

n

Türkiye, paylaşılmaz bir bölgesel güç mü?

n

Türkiye'nin Irak için 'ezber bozucu' B planı

n

Acı haber! İstanbul’un ilk camiine ne oldu?

n

Malum grup bu haberi niye görmemiştir !?

n

Avrupa'nın 'Türkiye hevesi' nereden çıktı?

n

Bayramoğlu: 'Baykal'ı unutalım gitsin'

n

Hayal kurma! Erdoğan'a alternatif değilsin

n

Yerel çözümler yerine evrensel yaklaşım!

n

Doğan’ın son eylemi Karakaya'yı şaşırttı

n

Efkan Ala'ya iftira... Yakışıyor mu size?

n

Ailecek bayram namazına gidilebilir mi?

n

Acaba o ana yakasına rozet taktırır mıydı?

n

Akyol, utanç veren Türk gazetesini yazdı

n

Türkiye'nin yarını daima hep ileri olmuştur

n

Sen şimdi gel de komplo teorileri üretme!

n

Serdar Turgut'u yerin dibine sokan utanç

n

7 ayda 200 PKK'lı terörist örgütten kaçtı

n

Gülgûn Feyman'ın şapkasını kaldırmışlar!

n

İmralı'ya yeni paket mi var?

n

Kriz tacirlerinin Türkiye'deki sinsi oyunları

n

Seçimler öncesi AK Parti'ye büyük tuzak!

n

2009'da Türkiye'ye ne kadar para lazım?

n

'Eğin, Türkiye'de gazeteciliğin yüz karası'

n

Cemal'in sözü Erdoğan'la Başbuğ Paşa'ya

n

Yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?

n

Sorsalar çok tecrübeli gazeteciler! Ya etik!

n

Medya çarşafa dolanınca saflarda değişti

n

Dolar vurguncuları Türkiye'yi böyle soydu

n

İşveren, işçisini ücretsiz izne gönderemez

n

Köşe yazarı olmuş ama adam olamamış!

n

İslam dünyası interneti neden keşfetmeli?

VİDEO HABERLER