Çantanızda neyiniz eksik; hiç düşündünüz mü?

Çantalar günlük hayatımızın vazgeçilmez aksesuarları. Gün içerisinde lazım olabileceğini düşündüğümüz birçok şeyi taşıyoruz çantalarımızda. Peki, neyiniz eksik?

27 Temmuz 2010 Salı - 14:49

kapat
Çantanızda neyiniz eksik; hiç düşündünüz mü?

Çantalar günlük hayatımızın vazgeçilmez aksesuarları. Gün içerisinde lazım olabileceğini düşündüğümüz birçok şeyi taşıyoruz çantalarımızda. Makyaj takımından paraya, ayakkabı boyasından sigaraya varıncaya kadar günlük hayatımızda kullandığımız malzemelerle dolduruyoruz çantalarımızı. Çantamızı açıp içinde neyin eksik olduğunu düşündük mü acaba?

Moral Dünyası Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ekrem Altıntepe, derginin temmuz sayısında yeralan yazısında okuyuculara “çantanızda ne eksik?” diye soruyor.
Ekrem Altıntepe’nin dergideki yazısı şöyle…

-    Afedersiniz. Türk insanının çantasında neler bulundurduğuyla ilgili bir araştırma yapıyorum da. Acaba katkıda bulunur musunuz?
-    Tabii, ne yapmam gerekiyor?
-    Çantanızda neler taşıyorsunuz acaba?
-    Makyaj takımım var her şeyden önce. O olmadan sokağa çıkmam.
-    Tabii, başka?
-    Bir miktar para, peçete, ıslak mendil, anahtarlarım…

-    Sizin çantanızda neler var acaba?
-    Bir adet başörtüsü…
-    O niçin?
-    Şimdiki başörtüm pardösümle uyumlu, bu ise elbisemle… Pardösümü çıkarınca bunu takacağım…

-    Bir adet mp3 player, müzik dinlemek için.

-    Bisküvi, su… Telefon, ayrıca şarj cihazımı da yanımda taşırım. Ne olur ne olmaz, münasebetsiz bir yerde pilim biterse diye…
...
-    Afedersiniz beyefendi, Türk insanının çantasında neler bulundurduğuyla ilgili bir araştırma yapıyorum da, acaba sizin çantanızda neler var?
-    İş evraklarım, CV’lerim, ajanda…

-    Mentollü sakız, ağzım kokmasın diye…

-    Sigara, çakmak…

-    Ayakkabı boyası, parlatıcı…
-    Bond çantada boya, niye ki?
-    Ayakkabılarım çamur oluyor, toplantıya da öyle girilmez ki, değil mi?

-    Bir adet tarak, saçlarım dağılınca düzeltmek için; iş görüşmeleri için kravat…


Yukarıdaki konuşmalar küçük bir araştırmadan paragraflar. Tabii bu araştırma öyle Türkiye çapında, araştırma şirketleriyle yapılmış bir anket çalışması değil. Kendi çapımda yaptığım küçük bir araştırma. Ama bir araştırma şirketi Türkiye çapında bir araştırma yapsa alınacak sonuçların çok da değişeceğini sanmıyorum. Şimdi size bir soru: Acaba çantalarda ne eksik?
Para mı? Hayır, herkesin çantasında bir miktar para vardı. Telefon mu? Kesinlikle değil. Makyaj malzemesi mi? Ondan bol miktarda var. Evrak mı? Değil…
Peki ne o halde?
Kitap…
Evet, çantalarda eksik olan kitap…
Her türlü alışkanlığımız var ama yanımızda kitap taşıma ve bulduğumuz ilk fırsatta, otobüste, metroda, vapurda, bankada sıra beklerken kitap okuma alışkanlığımız yok.

Tatilde kitap…
Burada yeri gelmişken bu konuyla ilgili bir hatıramı anlatmak istiyorum. Yıl 1996. İstanbul’a ilk geldiğim yıl. Bakırköy sahilinde bir kafede çay içerken yanıma gelen gençten bir çocuk, ödüllü bir anket yaptıklarını, katılmak isteyip istemediğimi sordu. Biraz ödüllü olması, biraz da tecrübesizlik sonucu anketteki tatil yapmayla ilgili soruları cevaplayıp telefon numaramı verdim.
Birkaç gün sonra beni arayarak gayet neşeli bir sesle beni tebrik ettiklerini, anketlerine katılmam sonucu ücretsiz tatil kazandığımı, ödülümü almam için bürolarına kadar gelmem gerektiğini söylediler.
Ücretsiz tatil ödülümü almaya gittiğimde beni bir sürpriz bekliyordu. Anlaşılan ücretsiz tatil kazanan sadece ben değildim. Bir salonda elliye yakın masa ve her masada bir talihli oturuyordu. Beni de karşılayarak bir masaya oturttuktan sonra bana bir teklifleri olduklarını söyleyerek devre tatil imkânlarından bahsetmeye başladılar.
Beklemediğim şekilde tam bir satış bombardımanına maruz kalmıştım. Yaklaşık bir saat boyunca ne kadar mükemmel tatil imkânları sunduklarından, eğer kendilerinden devre tatil alırsam rüya gibi bir tatil yapma imkânım olacağından ve daha birçok şeyden bahsettiler. Bense ücretsiz tatil hayali yıkılmış, tabiri caizse züğürt ve anlatılan tatil imkânlarıyla benim yaşam tarzım arasında fersah fersah uzak birisi olarak bir an önce kaçmanın yollarını arıyordum.
    Benimle ilgilenen satıcı konuşmanın sonlarına doğru şöyle bir soru sordu:
-    Sizin için mükemmel bir tatilde neler istersiniz?
-    Yirmi dört saat yiyecek…
-    Tamam, var.
-    Hem deniz manzarası hem de dağ manzarası…
-    Sorun değil, ayarlarız…
-    Tarihi mekân…
-    Okey…
-    Sinema, sinevizyon, gösteri…
-    Hiç sorun değil…
Ne dediysem hiç yok demiyorlardı. Ne tatilmiş mübarek…
-    İbadetlerimi yapabileceğim bir mekân olmalı.
-    Hiç sorun değil, ayarlarız…
-    Bir de kitap okuyabileceğim bir kütüphane…
-    Kitap mı okuyacaksınız yani?
-    Evet.
-    Tatilde…
-    Evet…
-    İnanmıyorum, tatilde de kitap mı okunurmuş?
-    Niye okunmasın?
-    Kusura bakmayın ama size bir “yuh” demek istiyorum. Tatil yapıyorsunuz beyefendi…
Resmen şoktaydım, istediğim her şeye “evet, tamam ayarlarız” diyen kişi, kitap okuma isteğim karşısında çok garipsediğim bir tepki vermişti. İstediklerimin arasında en ucuz ve en kolay temin edilecek şey, demek ki onların tabiriyle beş yıldızlı tatil imkânlarının arasında yoktu. Onlara göre tatil yemek içmek, eğlenmekten ibaretti.
O gün oradan hem devre tatili hem de ücretsiz tatili almadan uzaklaştım…
Bir yıl sonra başladığım askerlik görevimin usta döneminde Antalya’nın Kaş ilçesinde turizm jandarmasıydım. Kaş, özellikle yabancı turistlerin tercih ettiği çok güzel bir tatil mekânı.
Jandarma olarak görevlerimizden birisi de turistlerin denize girebilecekleri koylarda nöbet tutmaktı. Karakolda yazıcı olduğum için çok fazla dışarıya çıkmıyordum. Bir gün ihtiyaç dolayısıyla turistlerin sıklıkla tercih ettiği bir koya giden ekibe katılmam gerekti. Nöbet tutarken bir şey dikkatimi çekti. Bir turist, yanında çantasıyla birlikte gelerek şezlonga uzanıp güneşlenmeye başladı. Yanındaki çantasına uzanarak bir şey aldı.
Sizce çantasından ne çıkarmış olabilir?
Güneş gözlüğü mü? Hayır…
İçecek bir şeyler mi? Değil…
Güneş kremi mi? Yine bilemediniz…
Kitap…
Evet, evet, kitap…
Avrupa’nın bilmem neresinden kalk, Türkiye’nin en güzel beldesinin en güzel koyunda tatil yap, sonra da çıkar kitap oku… Olacak şey mi?
Bize göre değil, ama onlara göre evet.
Yanımdaki arkadaşa dönerek:
- Görüyor musun dedim, turist tatilde kitap okuyor.
-    Niye şaşırdın ki, buradaki turistlerin çoğu kitap okur. Tabi sen karakoldan çıkmadığın için görmüyorsun. Ben çok gördüm güneşlenirken kitap okuyan turist.
O anda aklımdan bana tatilde kitap okumak istediğim için “yuh” diyen vatandaş geldi aklıma. Bizim için “yuh” olan, turistler için gayet sıradanmış demek ki…
Ha, bu arada sormayı unuttum.
Sizin çantanızda ne var?    

Moralhaber.Net



Share |

etiketler: Çanta , tatil , makyaj , başörtü , CV , evrak , mentollü sakız , ayakkabı boyası , kitap , Türkiye , karakol , turist , Antalya , Kaş ilçesi

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
Kazada yaralanan yavru ayı ameliyat edildi
Kazada yaralanan yavru ayı ameliyat edildi

Sivas-Erzincan karayolunda bir aracın çarpması sonucu annesini kaybeden, kendisinin de ayağı kırılan 1,5 yaşındaki boz ayı, Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi'nde ameliyat edildi.

47 yaşındaki hastanın kalbinden tümör çıkartıldı
47 yaşındaki hastanın kalbinden tümör çıkartıldı

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne nefes darlığı ve çarpıntı şikayeti ile başvuran 47 yaşındaki hastanın kalbinde, tümör tespit edildi. İyi huylu tümör başarılı bir ameliyatla çıkartıldı.

Bunları biliyor muydunuz?
Bunları biliyor muydunuz?

Hayatımız boyunca karşılaştığımız, isteğimize göre veya isteğimiz dışında gerçekleşen ilginç olaylar ve kafamızda takılan soruların cevaplarını merak ediyor musunuz?

Dünya dillerinin yüzde 50'si yok olma tehdidi altında
Dünya dillerinin yüzde 50'si yok olma tehdidi altında

UNESCO Türkiye Milli Komitesi Başkanı Prof.Dr. Öcal Oğuz, dünyada şu anda konuşulan dillerin yüzde 50'sinin bu yüzyılın sonunda artık hiç konuşulmayacağının düşünüldüğünü bildirdi.

Uğur Acar yeni yüzüyle yeni işine başladı
Uğur Acar yeni yüzüyle yeni işine başladı

Türkiye'nin ilk yüz nakli hastası Uğur Acar, naklin yapıldığı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde otopark görevlisi olarak işe başladı. Sigorta girişi yapılan Acar, fizik tedaviye devam edecek.

İşte öğrenmenin 4 altın kuralı
İşte öğrenmenin 4 altın kuralı

Coşkun akarsuyun yolunda nasıl coşkun damlaların arkadaşlığı varsa, insanın hayat yolunun kaçınılmazında da bilgi vardır. Eğer öğrenmenin dört altın kuralını bilirseniz öğrenme konusunda şikâyetlerinizden kurtulursunuz.

Evlenecek çiftlere devlet müjdesi
Evlenecek çiftlere devlet müjdesi

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, tüm Türkiye'de evlenecek çiftlere aile okulu eğitimi verilmesi için düğmeye basıldığını söyledi.

Van'da 'uçan balık' zamanı
Van'da 'uçan balık' zamanı

Dünyada sadece Van Gölü'nde yaşayan ve her yıl üremek için mayıs ıle temmuz ayları arasında tatlı su ağızlarına göç eden inci kefalinin, kutsal yolculuğu başladı.

15 yıldır takım elbise ile ayakkabı boyuyor
15 yıldır takım elbise ile ayakkabı boyuyor

Kırşehir’de 15 yıldır ayakkabı boyacılığı yapan Bilal Yalçınkaya, mesleğine ve müşterilerine saygısından dolayı işe her gün takım elbiseyle geliyor.

Nuriye Akman: 'Keşke herkes çoban olabilse'
Nuriye Akman: 'Keşke herkes çoban olabilse'

''Otları, dereleri, kuzularıyla uçsuz bucaksız bir yeşillik. Rüzgârın sesine varıncaya değin hissettim manzarayı.'' diyen Nuriye Akman, ''Keşke herkes çoban olabilse'' mesajını verdi.

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları