Turhan Bozkurt'un yorumu...
Biz içeriden, siz dışarıdan... Kriz ha çıktı, ha çıkacak
Türkiye, yeni bir ekonomik krizin eşiğinde mi? Gece yarısı bildirisi, cumhurbaşkanlığı krizi ve kapatma davası gibi bize has gündemleri aşan ekonomi, Amerika'dan mütevellit bir buhranın ortasına mı düşüyor?
Son günlerde açıklanan işsizlik, ihracat ve sanayi üretimi gibi verilerin her biri maalesef reel sektörü zor günlerin beklediğine işaret ediyor. Dünya, olağanüstü günlerden geçiyor. Dolayısıyla sonuçları tartışırken sebepler atlanmamalı. Büyük küçük her ülkenin çareler aradığı mali krizin müsebbibi Türkiye değil. Bu, iyi haber. 20 büyük ekonominin patronu G20 zirvesinde ortak bir plan tespit etmeye çalıştı. Herkesin can derdinde olduğundan sonuç, piyasalardaki hayal kırıklığını büyütmekten başka bir işe yaramadı. Dünyanın en büyük 2. ekonomisi Japonya, 2001'den sonraki ilk durgunlukla tanışmak zorunda kaldı. Avrupa Birliği de benzer bir sancıyı yaşıyor. ABD'nin ikinci büyük bankası Citibank, daha öncekilere ilaveten 53 bin çalışanı ile daha yollarını ayıracağını açıkladı. Bunlar da kötü haberler.
Türkiye'de tablo henüz bu kadar kötü değil. Hızlı büyüme döneminin geride kaldığı aşikâr. Hükümet elini çabuk tutmazsa durgunluğa doğru yol aldığımız da... Ancak gazete haberleri ve CNBC-e'ye bakılırsa ağlayanımız bile yok. İçeride karamsarlığı körükleyen belli gruplar var. Oysa işsiz sayısı artmaz ve büyüme yüzde 3-4 bandında tutulabilir, toplam talep canlandırılabilirse dünyanın durduğu bu dönem geride kaldığında en az hasar alan ülkelerden biri de Türkiye olacak.
Riskleri görüp tedbir almakla yangına benzin dökmek arasında çok fark var. Herkesin yükü ağır. Örneğin bankalar... Sadece krizde değil, istikrar ortamında da onların tavrı, aldığı kararlar bütün ekonomi aktörleri açısından deniz feneri gibidir. Geçen yıl 14,8 milyar YTL kârla kapatmıştı finans kesimi. 2008'de kârlılıkta gerileme yaşanıyor. Ancak Batılı devler zarar rekorları kırarken, bazıları batıp giderken bizdeki tablo ümit verici. Ta ki moraller bozulmasın, tüketici harcamaktan işadamı yatırımdan ürkmesin. Peki bankalar ne yapıyor? Başbakan'ın tabiri ile sağlam holdinglerin bile ümüğünü sıkıyorlar. İlave teminat isteniyor. Yeni kredi talepleriyse ıslıkla cevaplandırılıyor. 9 ayda 1,5 milyar YTL net kâr yazan Akbank, bin kişiyi işten çıkardı. Ağustos ayı işsizlik rakamındaki artış da dikkate alındığında, domino etkisine yol açması muhtemel kritik bir karara imza attı Sabancı. Fısıltı gazetesinde 'Akbank'ın vardır bir bildiği' manşeti dolaşıyor. IMF ile anlaşın diye diretenler bu konuda atılan adımı da yeterli görmedi anlaşılan. 'Ekonomik kriz çıksa da bunlardan kurtulsak' diyen İlhan Selçuk, Ergenekon terör örgütünde sanık olarak yargılanıyor. Müzmin kriz avcıları hiç eksik olmadı ki. Bitmedi...
Dışarıda da bir el, kriz fırsatçılığı yapıyor. Alman Deutche BanK'ın 'Türkiye'nin 90 milyar dolara ihtiyacı var' raporundan sonra Standard&Poors'un kredi notunu kırması karşısında krizden nemalanacak birileri mi var sorusu akla geliyor. Dün de Borsa'daki yüzde 6,6'lık düşüşü sıfırcı Fitch tetikledi. Hepsinin karnesinde müflis İzlanda ve Macaristan'ın notları hâlâ parlak. Lehman Brothers batarken bile notu pekiyiydi. Nerede objektif kriterler? Anlaşılan o ki, Türkiye'yi 48 milyar dolarlık özel sektör borcu ve bir o kadarlık cari açığı ile kıskaca almak isteyenler hariçten gazel okumaya hız verdi. Bitti mi? Hayır.
İçeridekiler de dışarıdakileri aratmıyor. Sanki birileri küresel krizi hızla ithal etme peşinde. Darbe girişimleri akim kalanlar 'fırsat bu fırsat' diyerek her olumsuzluğu abartma yoluna gidiyorsa mesele ekonomi yörüngesinden çıkmış demektir. Osmanlı döneminin meşhur devlet adamlarından Fuat Paşa'ya atfedilen manidar cümleleri bugünlerde tekrar okumak lazım. Yabancılarla sohbet esnasında, "Dünyanın en güçlü devleti hangi devlettir?" sorusuna Paşa, "Osmanlı. Çünkü asırlardır siz dışarıdan, biz içeriden bir türlü yıkamadık." cevabını vermiş. Şimdi ellerini ovuşturanların hissiyatı da farklı değil: Ha gayret! Siz dışarıdan, biz içeriden... Kriz ha çıktı, ha çıkacak...
Zaman