İzzet TAŞKIRAN’ın haberi
İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş, ekonomik krizin Türkiye’ye etkilerini azaltmak için Hükümetin bankalara likidite sıkıntısı çekmeyeceklerine dair güvence vermesi ve bankaları özel sektöre kredi verme noktasında teşvik etmesi gerektiğini söyledi.
Moral FM’de Basında Bugün’e konuşan İTO Başkanı Yalçıntaş, “Kriz, Türkiye’yi birkaç açıdan etkilemeye başladı. Bunlardan bir tanesi tüketimde iç talebin düşmesi. Yani bu halkımızın acaba yarın ne olacak korkusuyla harcama yapmaması ve ihtiyaçlarını ertelemesidir. Bu durumda esnafa müşteri azlığı olarak geri dönüyor” diyerek şöyle devam etti:
“Bu krizin çıkış kaynağın olan ABD’de ve Avrupa’da üretim-tüketim oranı çok düştü. Dolayısıyla bu durum ülkelerin Türkiye’den olan ithalatını azalttı. Ülke olarak geçmişte ağırlıklı olarak ihracatla büyüdüğümüz için ihracatın azalması bizi olumsuz olarak etkiledi. İşletmelerimiz küresel kriz nedeniyle hem iç piyasaya hem de yurt dışına mal satmakta zorlanıyor.”
Programda Dünya’ya damgasını vuran ekonomik krizin Türkiye’deki bankaları kredi verme konusunda zorladığını ifade eden Yalçıntaş, “Son yıllarda Türkiye’ye yurt dışından ciddi anlamda sermaye geliyordu ve birtakım yatırımlar yapılıyordu. Cari açığımızı da bu şekilde kapabiliyorduk.” şeklinde konuştu.
Murat Yalçıntaş, 'Kriz Türkiye’deki bankaları kredi verme konusunda nasıl etkiledi?' sorusuna şöyle cevap verdi:
“BANKALARIMIZ DIŞARIDAN BORÇ ALAMADIĞI İÇİN KREDİ VEREMİYOR”
“Kriz nedeniyle yurt dışında yatırım yapan büyük firmalar da ciddi anlamda para kaybına uğradı için eskisi gibi rahat hareket edememeye başladı. Böylelikle ülkemize yönelik yatırımlar azaldı. Türkiye’deki bankalar yurt dışından borç alamadıklarından dolayı kredi isteyen reel sektörü ve işletmeleri geri çeviriyorlar ya da kredi süresi bitince tekrardan kredi vermemeye başladılar. Bu da elbette firmalarımızın üretim yapmalarını son derece zorlaştırdı.”
“Medyada bankacılık sektörünün kredi vermemesiyle ilgili çıkan haberler hakkında açıkçası yorum yapmak istemiyorum. Ben İTO’dan gördüğümüz resmi söyleyeyim. Dünyada ve ülkemizde en muhafazakâr ve hassas sektör finans alanıdır. Daha öncede söylediğim gibi yurt dışındaki mali kriz nedeniyle bankalarımız tekrar yurt dışından borçlanamayacaklar. Bankalarımız eskiden çok rahat para alıp bunları Türkiye’de kullandırabiliyorlardı. Şu anda bankalarımızın vadelerini ödedikleri takdirde borçlanamama riskleri mevcut… Dolayısıyla bankalarımız zor duruma düşmemek ve likid durumda kalabilmeleri için yurt içine verdikleri krediyi toplamaya çalışıyorlar hatta kredi vermeyi zorlaştırıyorlar.”
Moral FM’de yayınlanan Basında Bugün programında Oktay Mahşer’in misafiri olan İTO Başkanı Murat Yalçıntaş’ın ekonomik krizle ilgili açıklamalarından bazı satırbaşları şöyle:
“HÜKÜMETİN, BANKALARA LİKİDİTE GARANTİSİ VERMESİ ŞART”
“Krizde en büyük sıkıntı -Başbakanımızın da belirttiği gibi- üretim yapanları zorlaması ve onların ticaret yapamaz hale getirilmesidir. Bunun önleminin Hükümet tarafından alınması gerekir. Ben gerekli tedbirlerin alınacağını biliyorum. Dün Ankara’da Başbakan Yardımcımız Nazım Erken’in başkanlığını yaptığı bir toplantı vardı. Bizde İTO olarak ordaydık. Burada basının olmadığı bölümlerde krize karşı alınacak önlemler konuşuldu. Bu meselede en mühim parametre Merkez Bankası’nın ve Hükümetin bankalara herhangi bir likidite sıkıntısı çekmeyeceklerine dair güvence vermesi ve bankaları da özel sektöre kredi verme noktasında teşvik etmesidir.”
“HÜKÜMETİN, CAN SUYU PROJESİ ÇOK DOĞRU VE YERİNDE OLDU”
“Bu ekonomik kriz boyunca bir tek tedbir alınacak ve her şey yoluna girecek diye bir şey yok. Krize karşı birçok önlem alınacak ve bunlar birbirlerini tamamlayacak. Şunu da hatırlatmak isterim ki yarın şartlar değişirse bir defa daha yeni önlemler alınacaktır. Sayın Bakanımız Zafer Çağlayan’ın 2. can suyu olarak nitelendirdiği küçük işletmelere verilecek kredi çok doğru bir zamanlamayla yerinde bir harekettir. Ben Hükümetimizi bu konudaki hamlelerinden dolayı kutluyorum. Bu krizde en çok etkilenecek daha çok kesim küçük ve orta boy işletmeler ve esnaflardır. Can suyu vereceğimiz zaman ağrılıklı olarak onlara destek vermemiz lazım. Çünkü onların ekonomik yastıkları yok. Yani geri dönüp para alacakları kaynaklar kısıtlı. Dolayısıyla bu tür açılımlar ekonomiyi rahatlatacak açılımlardır.
‘IMF İÇ PİYASADA TALEBİ KISIN DERSE HÜKÜMET ANLAŞMA YAPMAMALI’
“IMF ile ilişkilerde süreç çok önemli. Biz İTO olarak IMF ile anlaşmamız bittiği dönemde şunu söylemiştik: IMF ile anlaşmamızı hiç olmazsa ihtiyadi stand by olarak yenilenmesi lazım ki o zamanın şartlarında söylüyorum, illa bir kredi anlaşmasına gerek yoktur. Fakat Türkiye’nin uluslararası alanda güvenini devam ettiğini göstermesi açısından hiç olmazsa böyle bir anlaşmasının olması lazım demiştik. Bugün şartlar biraz daha değişti. Başbakan Erdoğan’ın da dediği gibi IMF ile anlaşma da en önemli şey masaya oturduğumuzda bize yönelik ortaya konan şartlardır. Türkiye’de bugün en önemli sorunlardan bir tanesi iç piyasada talebin az olması, halkın alışveriş yapmaması ve piyasada adeta yaprak kımıldamamasıdır. Eğer IMF ile yapılacak bir anlaşmada şartlardan bir tanesi iç piyasada talebin kısılması ve kamu yatırımlarının azaltılması olursa bizim bu anlaşmaya imza atmamız gerekiyor. Ki IMF’nin bu yönde bir şart öne süreceğini sanmıyorum
Www.Moralhaber.Net