Bediüzzaman'ın o ikazının sırrı!

Bediüzzaman Hazretleri bizi günaha karşı ikaz ederken, "Günahtan yılandan, çıyandan kaçar gibi kaçınız." der.

06 Ocak 2012 Cuma - 19:59

kapat
Bediüzzaman'ın o ikazının sırrı!

Süleyman Sargın'ın yazısı

Günaha karşı teyakkuz vefalı olmanın gereğidir

Günah, kulun Rabb'isine karşı vefasızlığı, saygısızlığı demektir. Şeytanın insana karşı en tesirli silahı günahlardır.

Bu zehirli oklara karşı en güçlü sığınma yerimiz ve savunma mekanizmamız ise tevbedir. Tevbenin sıhhati için insanın günahlara karşı içinden ciddi bir tepki duyması çok önemlidir.

Tabii bu, insanın o anki ruhî durumu ile yakından alâkalıdır. Bazen işlediğimiz bir günah karşısında başımızı yere koyar, feryâd u figan eder, dua dua yalvarır ve affımıza ferman bekleriz. Bir başka zaman, bu ağlamalar da âh u vâhlar da bizi tatmin etmez ve içimizdeki yangını söndürmeye yetmez. İşte insanı günahtan da o günahtan ortaya çıkacak zarardan da koruyan esasında bu duygudur. Böyle bir duygunun sürekliliği, insanın her an salih bir daire içinde bulunmasını netice verir.

Yaşadığımız dönem, hepimizin insanlarla, içtimai hayatla içli dışlı olduğu bir dönem. Çarşı-pazardan geçerken, internette gezerken, televizyon izlerken istemeden gözümüz ağyara kaydığında, hemen, "Ahh! Ben ne yaptım! Vücudumun bütün zerreleri adedince, her an Allah'a müteveccih olmam gerekirken, bakışlarım başkasına kaydı ve günah işledim. Hâlbuki gözlerimi kapayabilirdim. Yolumun uzaması pahasına daha selâmetli ve emin bir yolu tercih edebilirdim..." diye düşünmeli ve engin bir muhasebe atmosferine girmeliyiz. Böyle bir muhasebenin ardından hemen bir mescid ya da namazgâh bulup başımızı secdeye koyarak ah u vah edip inleyebiliyorsak veyahut içimizi kaplayan hüzünle dünya bize dar geliyorsa, hakiki tevbeyi yakalamışız demektir.

Günahta ısrar etmemek ve günahın kısa ömürlü olması da tevbenin sıhhati açısından önemlidir. İşlenen günahın hemen ardından tevbe etmek, bir perşembe akşamını, kandil gecesini, cuma saatini beklemeden derhal ulu dergâha el açıp beyaz dilekçemizi arz etmek gerekir. Kalbin ve ruhun, nâpak şeylerden arınması ve dupduru bir hale gelmesi ancak bu sayede olur. Tevbenin tehire tahammülü yoktur aslında. Çünkü bir saat sonra sırtımızdaki bu Kafdağı'ndan daha ağır yükle, Rabb'imizin huzuruna çıkmayacağımıza dair elimizde bir senet yoktur.

Günaha bir an bile ömür bağışlamak bizim aleyhimizedir. Hiçbir günahın bir saniye bile yaşamaya hakkı yoktur. Zira o, Bediüzzaman Hazretleri'nin tabiriyle tevbe ile çabucak silinmezse, kalbi ısıran zehirli bir yılan haline dönüşür. Kalb de bir defa lekelenince artık yeni lekelere açık hale gelir. Böylece insan fasid bir daire içine düşer. Her günah yeni bir günahı doğurur; doğurmakla kalmaz, insanın içindeki tevbe ve nedamet duygularını da pörsütür. Nihayet "Hayır hayır, onların kalbleri pas bağladı." (Mutaffifin, 83/14) sırrı zuhur eder.

Bundan dolayıdır ki, insanlardaki duygu ve düşünceyi daima bu zemine çekip, onlara bu hakikatleri anlatmak ve onları günahlar karşısında hüşyar ve uyanık hale getirmeye çalışmak çok önemlidir. Günah ne kadar çoksa tevbe de o kadar çok olmalıdır.

Günaha karşı yapacağımız tevbelerde, en önemli unsurlardan biri de günahı kerih görmektir. Kerih görülemeyen bir günahtan, yılandan-çıyandan kaçar gibi kaçma azmi görülemez. Kaçamayınca da bir daha o günahı işlememe azmi ve cehdi ile tevbe etmek mümkün olmaz. Hâlbuki her günah, kendi derinliği, çirkefliği, iğrençliği nispetinde bir tevbe ister. Zira her günah zift dolu bir kuyuya düşmek demektir. Böyle bir kuyuya düşmek çok kolaydır ama çıkmak büyük gayret ister.
 

{SAYFALAMA}

İçimizden, günahın hükmüne itiraz adına geçen her düşünce, en az o günahı işlemek kadar günahtır. Mesela, haram-helal demeden yemeye içmeye alışmış bir insanın, "Keşke kul hakkı diye bir şey olmasaydı ne güzel olurdu" şeklinde düşünmesi günahı irtikâp etmekten daha büyük bir günahtır.

Bediüzzaman Hazretleri bizi günaha karşı ikaz ederken, "Günahtan yılandan, çıyandan kaçar gibi kaçınız." der. Burada yılan ve çıyan tabirinin yerine arslan veya kaplan tabirlerinin kullanılmaması dikkat çekicidir. Zira arslan ve kaplan yiğitçe ve mertçe saldırır. Daha gelmeden ona karşı tedbir alınabilir. Fakat akrep, yılan ve çıyan öyle değildir. Onların ne zaman ve nereden saldıracakları belli olmaz. İşte günah da böyle akrep ve çıyan gibi kalleştir.

O halde, günahlara karşı daima teyakkuzda bulunmak hepimizin şiarı olmalıdır. Mesele, sevap, günah tacirliği değildir. Rabb-i Rahîm'imize karşı bir saygısızlık içine düşmüş olmanın mahcubiyetini vicdanda hissetmektir esas olan. Böyle bir hacalet duygusu ve gelebilecek günahlara karşı teyakkuz hali, Allah'a karşı vefamızın gereğidir.

Zaman gazetesi



Share |

etiketler: haber , Bediüzzaman , Bediüzzaman Said Nursi , Süleyman Sargın , Günah , teyakkuz , Bediüzzamanın o ikazının sırrı

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
Resim Yok
Günahından sıdk ile tevbe eden hiç günah işlememiş gibidir. Hadis-i Şerif.
Misafir 07 Ocak 2012 13:05 Cumartesi
   
Yorum Sayısı (1)
Nursi: 'Yorganımı satın Büyük Doğu kapanmasın'
Nursi: 'Yorganımı satın Büyük Doğu kapanmasın'

Bediüzzaman Said Nursi ile Necip Fazıl Kısakürek arasında geçen hatılar dikkat çekiyor. Özellikle Said Nursi'nin Necip Fazıl'ın Yakın Doğu dergisinin parasızlıktan kapanmaması için verdiği talimat insanı hüzünlendiriyor: "Yorganımı satın Büyük Doğu kapanm

Bediüzzaman üç aylar gelince mektup yayınlardı
Bediüzzaman üç aylar gelince mektup yayınlardı

Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri şuhur-u selase girdiğinde muhakkak lâhika neşrederdi.

Mustafa Kemal'in en büyük muhalifi Said Nursi'ydi
Mustafa Kemal'in en büyük muhalifi Said Nursi'ydi

Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi bugünkü yazısında, yakın tarihimizde M.Kemal Paşa'ya, devrimlerine muhalefet eden, karşı gelen şahsiyetlerin başında Bediüzzaman Said Nursi olduğunu kaydetti.

Minik kızdan risale dersi -Birinci söz (Video)
Minik kızdan risale dersi -Birinci söz (Video)

Dost TV'de yayınlanan Bir İnci programının minik ablasının yaptığı birbirinden tatlı Risale sohbetleri yapıyor. İşte Minik kızdan Risale-i Nur dersi (Birinci Söz)

'Said Nursi'nin 'Avrupa İslama gebe' sözü doğrudur'
'Said Nursi'nin 'Avrupa İslama gebe' sözü doğrudur'

İhvan-ı Müslimin hareketinin kurucusu Hasan el-Benna'nın torunu ve Oxford Üniversitesi Modern İslam Çalışmaları Profesörü Tarık Ramazan, "Said Nursi'nin, Avrupa'nın İslama gebe oluşu sözü doğrudur" dedi.

'3. Hizmet Rehberi Seminerleri' Almanya'da yapıldı
'3. Hizmet Rehberi Seminerleri' Almanya'da yapıldı

NET Nesil Platformu, “Hizmet Rehberi Seminerleri” toplantıları´nın 3. sünü St. Goar Şehrindeki Gençlik Konaklama merkezinde gerçekleştirirdi.

Batıya doğru İslam'ı yaşayışımızla gösterelim
Batıya doğru İslam'ı yaşayışımızla gösterelim

Ahmed Akgündüz, “Risale-i Nur Işığında İslam ve Batı Medeniyetinin Mukayesesi” konulu konuşmasını yaptı.

Filipinlerde Risale-i Nur Lahika dergisi (Galeri)
Filipinlerde Risale-i Nur Lahika dergisi (Galeri)

Filipinler Risale-i Nur Enstitüsü, İngilizce Lahika Dergisi yayınlıyor. 2009'da yayın hayatına başlayan dergi artık 3 ayda bir yayınlanacak.

Üstadın mesleğine sadakat imtihanımızdır
Üstadın mesleğine sadakat imtihanımızdır

Risale-i Nurlara sadakat sahip çıkmak ve kendi telifi gibi neşrine ciddi ve samimi çalışmaktır.

Hastalar Risalesi ile şifa buldu
Hastalar Risalesi ile şifa buldu

"Allah ile sürekli pazarlık yapıyordum! 'Neden ben?' diye isyan ediyordum, ta ki elime 'Hastalar Risalesi' geçene kadar..."

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları