Risale-i Nur'un dili neden ağır?

Neden Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur'u yazarken Arapça, Osmanlıca ve Farsça kelimeler kullandı? Ülkemizin büyük mütefekkirlerinden Cemil Meriç, Risale-i Nur hakkında neler söyledi?

04 Şubat 2012 Cumartesi - 13:39

kapat
Risale-i Nur'un dili neden ağır?

Gülay Atasoy'un yazısı

Telefondaki hanım  ısrarla soruyordu:

“Ben Risale-i Nur’u çok seviyorum. Okuduğum zaman anlayamadığımdan mutlaka anlayan birinin açıklamasını istiyorum. Keşke bu eserler herkesin anlayacağı dille yazılmış olsaydı; o zaman herkes anlardı. Anlamak için çalışmak gerekiyor. Neden Bediüzzaman Arapça, Osmanlıca ve Farsça kelimeler kullanmış?”

Bunun bazı sebepleri vardır. Evvelâ, Risale-i Nur, Harf İnkılâbının yapıldığı, ezanın Türkçe okunduğu, Kur’ân’ın yasaklandığı ve Türkçeleştirilmek istendiği bir zamanda yazılmıştır. Özellikle asırlardan beri oluşan bir kültür ve inancı temsil eden dilimizin yozlaştırıldığı bir devirde kaleme alınmıştır.

İşte, Risale-i Nur, bir yandan îmanımızı kuvvetlendirirken, diğer yandan inanç ve kültürümüzün önemli bir taşıyıcısı olan dilimizi de koruma görevini yerine getirmiştir.


Ayrıca, her ilim dalının kendine ait bir terminolojisi vardır. O ilmi ancak onun terminolojisiyle anlatabilirsiniz. Îman ilminin de elbette bir terminolojisi olacaktır. O derin anlamları sığ kelimelerle aktaramazsınız. Örneğin, bir kazan suyu bir bardağa sığıştıramadığınız gibi...

Zâten Risale-i Nur’un yazılışında İlâhî bir sevk vardır. Bediüzzaman’ın talebelerinden Bayram Yüksel’in hâtırası bu konuya bir nebze açıklık getirmektedir:

“Üstadımız bâzan diyordu: ‘Elhamdülillah, ben bugün bu kadar okudum, çok istifade ettim; bugün îmanım çok inkişaf etti.’ Hayretler içinde bize gösterirdi. ‘Fesübhanallah, bu eseri hiç görmemiş gibi istifade ettim. Nasıl mübârek günlerde câmilerde tecdid-i îman ederler; biz de Risale-i Nur’u okumakla tecdid-i îman ediyoruz’ derdi. ‘Kardaşlarım, bakın ben bu kadar yer okudum, hiç yanlış bulamadım. Risale-i Nur’un telifinde inayet-i İlâhiye ve hıfz-ı Rabbânî bize yardım ettiler. Bizim bu ne hünerimiz, ne de kabiliyetimiz... Bu tamamen Cenâb-ı Hakk’ın ihsan ve kereminden, biz âcizlere bir lûtf-u ihsanıdır’ derdi. ‘Kardaşlarım, nasıl geldi ise öyle yazıyorum. Hiç değiştirmeye cesaret edemiyorum. Hiç fikrimi de karıştırmıyorum’ derdi.” (Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursî’yi Anlatıyor, c. 3, s. 73)

Doğu ve Batı kaynaklarını okuyan, ülkemizin büyük mütefekkirlerinden Cemil Meriç’e “Risale-i Nur’un dilini ve üslûbunu nasıl buluyorsunuz?” diye sormuşlar. Meriç şu cevabı vermiş:

“Her eser kendi dilinde doğar. Risale-i Nur’un dili Kur’ânî ve İslâmî kelimeler, tercüme edilemez. Risale-i Nur îmanın dilidir; îman tercüme edilemez. Îman, hendese değil ki tercüme edilsin.

“Risale-i Nur’u tercüme etmek mümkün değildir. Risale-i Nur’u anlamaya çalışmak ancak bize nasîb olabilecek en büyük mükâfattır. Risale-i Nur’un kelimeleri üzerinde oynamak kimsenin hakkı değildir, haddi değildir.”


Bediüzzaman, bir Nur talebesine bâzan okuyuvermek lûtfunu bahş ederken, “Risale-i Nur, îmanî meseleleri lüzumu derecesinde izah etmiş. Risale-i Nur’un hocası, Risale-i Nur’dur. Risale-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor” demiştir.

Risale-i Nur’u anlama konusunda Üstad bir talebesine de şöyle bir ders verir:

“Bir risale en aşağı insandaki bin tecessüsün [sorunun] karşılığı olarak yazılmıştır. Bir âmîden [cahilden] tâ bir filozofa kadar herkese hitab eder. Temsillerdeki hakikatleri anladığınız kadar size kâfidir. Bir bahçeye girenin, o bahçedeki elma ağacından boyunun yetiştiği, dallarından elinin yetiştiği elmaları yemesi kâfidir. Yüksekteki elmalar ise boyu uzun olanlarındır. Anlayamadık diye üzülmeyin. Ben bile Risale-i Nur’a muhtacım. Tekrar tekrar okudukça dersimi alıyorum.” (Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursî’yi Anlatıyor, c. 4, s. 152)

Demek ki Risale-i Nur’u anlamıyoruz diye bırakmamalıyız; tekrar tekrar okumalıyız. Çünkü bu sıradan bir edebiyat kitabı değil, Kur’ân-ı Kerîm’in îmanî âyetlerinin tefsiridir. Bir fizik, kimya veya matematik dersini bile bir okumayla anlayabiliyor muyuz?

Kaldı ki, bütün ilimlerin şahı ve padişahı îman ilmini ve bütün ilimleri içinde saklayan Kur’ân-ı Kerîm’in tefsirini hemen bir okumayla anlamak mümkün değil.

Bediüzzaman, “Risale-i Nur, sâir ilimler ve kitaplar gibi okunmamalı; çünkü ondaki îman-ı tahkikî ilimleri, başka ilimlere ve maariflere benzemez. Akıldan başka çok letaif-i insaniyenin gıda ve nurlarıdır” demektedir.

“O dersler, ulûm-u îmaniyeden olduğu için, bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter. Bahusus, siz dâima bir iki hakikî kardeşi de bulursunuz. Hem o dersi dinleyenler yalnız insanlar değil. Cenâb-ı Hakk’ın zîşuur çok mahlûkatı vardır ki, hakaik-i îmaniyenin istimaından çok zevk alırlar.”

Evet, Risale-i Nur, Allah’ı hatırlatan hâlis bir zikir olduğundan melekler, onun ders yapıldığı yere inerler.

Üstad, Isparta’da Arabî Mesnevî-i Nuriye’den Tahiri, Zübeyir, Ceylan, Sungur ve Bayram Ağabeylere ders yaparken talebeler çok yoruldukları bir sırada, “Evlâtlarım! Bu ders yalnız bizi değil, bütün kâinatı alâkadar eden bir derstir. Bu dersi mele-i âlânın sâkinleri de dinliyorlar. Bu ders çok mühimdir” demiştir.

Bizler gerektiğinde dünyaya ait bir makamı elde etmek için yabancı bir dili öğrenmek uğruna gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Şu hâlde ebedî hayatımızın kazanılmasına vesile olan îman ilmini bize ders veren Risale-i Nur’u orijinal hâliyle anlamak için de bir parça gayret sarf etsek çok mudur?

İLGİLİ HABER: Risalelerin sadeleştirilmesi cinayet!

Moralhaber.Net



Share |

etiketler: haber , yorum , Gülay Atasoy , risale , risalei nur , bediüzzaman , said nursi , bediüzzaman said nursi , Arapça , Osmanlıca , farsça , Bayram Yüksel

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
Resim Yok
Risale-i Nur ilimdir. Kur'an'dan gelen iman ilmidir. dini meseleleri hep hikayeler ve menkıbeler şeklinde okumaya dinlemeye alışılmış, bu sebeple de zihinler tembelleşmiş olduğundan, risale i nurun ilmi meselelerine kafa yoramıyorlar. hikaye gibi okuyup kafa yormadan neticeye ulaşmak istiyorlar. o zaman da anlayamıyorlar. anlamamalarını uslubuna ve diline bağlıyorlar. üstad herzaman gazete gibi okumayın boşuna demiyor. "Hem meselâ, sırr-ı kader ve cüz-i ihtiyarînin hâlli için, koca Sa'd-ı Taftazanî gibi bir allâme, kırk elli sayfada, meşhur Mukaddemât-ı İsnâ Aşer namıyla telvih nam kitabında ancak hâllettiği ve ancak havassa bildirdiği aynı mesâili, kadere dair olan Yirmi Altıncı Sözde, İkinci Mebhasın iki sayfasında tamamıyla, hem herkese bildirecek bir tarzda beyanı, eser-i inâyet olmazsa nedir?" hem yine " Çünkü, İbn-i Sinâ gibi bir dâhî-i hikmet, demiş; "İmân ederiz, fakat akıl bu yolda gidemez" diye hükmetmiştir. Hem, bütün ulemâ-i İslâm, "Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir; akıl ile ona gidilmez" diye müttefikan hükmettikleri halde, elbette o kadar derin ve mânen pek yüksek bir yol, birdenbire bir cadde-i umumiye-i akliye hükmüne geçemez. Kur'ân-ı Hakîmin feyziyle ve Hâlık-ı Rahîmin rahmetiyle, şu taklidi kırılmış ve teslimi bozulmuş asırda, o derin ve yüksek yolu şu derece ihsan ettiğinden, bin şükür etmeliyiz. Çünkü, imânımızın kurtulmasına kâfi gelir. Fehmettiğimiz miktarına memnun olup, tekrar mütâlâa ile izdiyâdına çalışmalıyız." belirtildiği gibi risale i nurun anlattığı meseleleri şimdiye kadar büyük allemeler bile tam kavrayamamış. dolayısıyla hikaye gibi okuyan herkesin birden anlaması beklenemez. öncelikle; sahabe, tabiin ve tebetabiin den sonra kur'an ın caddeyi kübrası perdelenmiş. islamiyet o asırdan sonra tarikatlarla keşf ve keramet suretinde asrımıza kadar gelmiş. risale i nur sahabeye mahsus çığırı yeniden canlandırmış. asrımız müslümanlarının alışık olumadığı bir tarzla islamı anlatmaktadır. önce o tarza alışmak sonrada dikkat.
Misafir 06 Şubat 2012 08:40 Pazartesi
   
Resim Yok
Delidumrul doğru söylüyor sayın yazar. Risalenin dili ağır değil bizler dilsizis.
Misafir 05 Şubat 2012 21:15 Pazar
   
Resim Yok
Bizim dilimizi hafifleştirmişler, günlük kullandığımız kelime 100-150'ye inince o ağır gibi geliyor ağır falan değil.
Misafir 05 Şubat 2012 12:42 Pazar
   
Yorum Sayısı (3)
Nursi: 'Yorganımı satın Büyük Doğu kapanmasın'
Nursi: 'Yorganımı satın Büyük Doğu kapanmasın'

Bediüzzaman Said Nursi ile Necip Fazıl Kısakürek arasında geçen hatılar dikkat çekiyor. Özellikle Said Nursi'nin Necip Fazıl'ın Yakın Doğu dergisinin parasızlıktan kapanmaması için verdiği talimat insanı hüzünlendiriyor: "Yorganımı satın Büyük Doğu kapanm

Bediüzzaman üç aylar gelince mektup yayınlardı
Bediüzzaman üç aylar gelince mektup yayınlardı

Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri şuhur-u selase girdiğinde muhakkak lâhika neşrederdi.

Mustafa Kemal'in en büyük muhalifi Said Nursi'ydi
Mustafa Kemal'in en büyük muhalifi Said Nursi'ydi

Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi bugünkü yazısında, yakın tarihimizde M.Kemal Paşa'ya, devrimlerine muhalefet eden, karşı gelen şahsiyetlerin başında Bediüzzaman Said Nursi olduğunu kaydetti.

Minik kızdan risale dersi -Birinci söz (Video)
Minik kızdan risale dersi -Birinci söz (Video)

Dost TV'de yayınlanan Bir İnci programının minik ablasının yaptığı birbirinden tatlı Risale sohbetleri yapıyor. İşte Minik kızdan Risale-i Nur dersi (Birinci Söz)

'Said Nursi'nin 'Avrupa İslama gebe' sözü doğrudur'
'Said Nursi'nin 'Avrupa İslama gebe' sözü doğrudur'

İhvan-ı Müslimin hareketinin kurucusu Hasan el-Benna'nın torunu ve Oxford Üniversitesi Modern İslam Çalışmaları Profesörü Tarık Ramazan, "Said Nursi'nin, Avrupa'nın İslama gebe oluşu sözü doğrudur" dedi.

'3. Hizmet Rehberi Seminerleri' Almanya'da yapıldı
'3. Hizmet Rehberi Seminerleri' Almanya'da yapıldı

NET Nesil Platformu, “Hizmet Rehberi Seminerleri” toplantıları´nın 3. sünü St. Goar Şehrindeki Gençlik Konaklama merkezinde gerçekleştirirdi.

Batıya doğru İslam'ı yaşayışımızla gösterelim
Batıya doğru İslam'ı yaşayışımızla gösterelim

Ahmed Akgündüz, “Risale-i Nur Işığında İslam ve Batı Medeniyetinin Mukayesesi” konulu konuşmasını yaptı.

Filipinlerde Risale-i Nur Lahika dergisi (Galeri)
Filipinlerde Risale-i Nur Lahika dergisi (Galeri)

Filipinler Risale-i Nur Enstitüsü, İngilizce Lahika Dergisi yayınlıyor. 2009'da yayın hayatına başlayan dergi artık 3 ayda bir yayınlanacak.

Üstadın mesleğine sadakat imtihanımızdır
Üstadın mesleğine sadakat imtihanımızdır

Risale-i Nurlara sadakat sahip çıkmak ve kendi telifi gibi neşrine ciddi ve samimi çalışmaktır.

Hastalar Risalesi ile şifa buldu
Hastalar Risalesi ile şifa buldu

"Allah ile sürekli pazarlık yapıyordum! 'Neden ben?' diye isyan ediyordum, ta ki elime 'Hastalar Risalesi' geçene kadar..."

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları