Risaleler henüz 'havas'a ulaşamadı!

''Risaleler, "avam" üzerindeki fonksiyonunu yeteri kadar icra etti, ediyor da; ama havas'a ulaşamadı henüz; ya da havas, risalelere ulaşamadı belki de.'' diyen Yusuf Kaplan, üç Said döneminin anlamını yazdı.

16 Ocak 2012 Pazartesi - 10:13

kapat
Risaleler henüz 'havas'a ulaşamadı!

Yusuf Kaplan'ın yazısı

Bediüzzaman'ın açtığı nebevî çığır - 2

Bediüzzaman yazıları, bir hayli yankılandı: Bazılarını kızdırdı; bazılarını da heyecanlandırdı. Kızanlar, genellikle "avam"; heyecanlananlarsa, "düşünmeye kışkırtıldıklarını" düşünen "havas" kesimi.

Avam-havas diye insanları ayırmak pek sevimli değil. Çünkü her insan, yücedir bizce. Ama ortada fiîli bir durum da var. Bediüzzaman'ın metinleri, bütün toplum katmanlarına, her seviyeden insana hitap eden metinler elbette. Bütün klasik metinler böyledir zaten.

Fakat "havas" olarak görebileceğimiz insanların da risalelere, hâlâ avamî / "ezberci" bir gözle bakmaktan kurtulamamaları, beni "çıldırtıyor". Risaleler, "avam" üzerindeki fonksiyonunu yeteri kadar icra etti, ediyor da; ama havas'a ulaşamadı henüz; ya da havas, risalelere ulaşamadı belki de.

* * *

Oysa Bediüzzaman'ın dünyanın düşünce ufkuna taşınması gerekiyor. Önce Türkiye'de yapılmalı bu zorlu iş. Fakat Türkiye'de yapılan şey, Bediüzzaman'ı liberal entelektüellerin sığ, pejoratif ve konjonktürel gündemlerine boca etmekten öteye geç/e/miyor, ne yazık ki -hâlâ.

Halbuki, Risaleler'de, bütün tefekkür alanlarında İslâm'ın insanlığa sunabileceği medeniyet tasavvurunun şifrelerinin gizlendiğini, dercedildiğini, depolandığını görebilmeliyiz artık. Görebilmeli ve bunu deşifre ederek derinleştirmeli, vuzuha kavuşturabilmeli ve buradan bütün insanlığa yaşayan, yaşatan muazzam bir medeniyet fikri ve tefekkürü armağan edebilme yolculuğuna soyunabilmeliyiz.

* * *

Neden başka birinden değil de, Bediüzzaman'dan yola çıkarak böyle bir işe soyunmak zorundayız peki? Bu sorunun cevabını, Üç Said'i ve tekvînî âyeti bihakkın idrak edebilirsek, verebiliriz.

Önceki yazıda, ezberleri bozacak, herkesi -deyim yerindeyse- "ters köşe" yapacak, tefekküre kışkırtacak iki soru sormuştum: Tekvînî âyet, kimdi? (Dikkat: Ne'ydi, değil; kimdi?). Üç Said ne'ydi? (Dikkat: Kimdi, değil; neydi?).

Üç Said'in ne olduğunu anlayabilmek için, tekvînî âyet'in kim olduğu sorusunu vuzûha kavuşturabilmemiz gerekiyor öncelikle. O zaman bir mesafe katedebiliriz bu tefekkür yolculuğumuzda.

* * *

Tıpkı İbn Arabi gibi, Bediüzzaman da, "ilmin, ma'luma tâbi olduğunu" düşünür ve tefekkürünü, bu temel-koyucu ve temelleri-koruyucu temel ilke üzerinde/n kurar.

Peki, ma'lum nedir? lem'dirr. Hangi âlem? Enfûsî ve afâkî âlem: İçdünya ile dış dünya. Bâtın ile zâhir.

Tefekküre kışkırtıcı soruyu asıl şimdi soruyorum: Tarihte, enfûsî âlem'le, âfâkî âlem'in kendinde toplandığı tek bir "insan" var: Kimdir O? Tabiî ki, Bediüzzaman'ın defalarca altını çize çize, ruhunda fırtınalar ese ese hatırlattığı, bütün risaleleri asıl yazma sebebi, "Marifetullah'ın yegâne menbaı ve kaynağı Habîbullah"tır bu Ekmel İnsan. Kitabımızın tarifiyle, "âlemlere rahmet olarak gönderilen" Efendimiz (sav). Cevamiü'l-Kelîm: Bütün kelimelerin kendisinde toplandığı âlemlerin Övüncü.

Kelime, ne demek, peki? Kalp demek: Hakikatin gizlendiği mahall ve Hakikatin izlendiği hâl. Yani Efendimiz, hem mahall, hem de hâl; hem vasat, hem de vasıta. Ama önce vasat: Abd / Kul: Kulluğun / ubûdiyetin tahakkuk edeceği "beden" / "yer". Sonra, bu "yer"e hakikat tohumlarını, çiçeklerini ekecek, büyütecek, besleyecek ve buradan bütün insanlığa hayat ve ruh üfleyecek elçi / vasıta.

* * *

Bediüzzaman Hazretlerinin, görünüşte, kâinât kitabının şifrelerini çözmesinin sırrı, çağının çocuğu olmasında gizlidir: Çağın/ın sorunu, iman hakikatlerinin yitirilmiş olmasıdır çünkü. Fakat gerçekte, Bediüzzaman Hazretleri, ancak büyük bir dehânın, Allah dostu'nun yapabileceği bir şey yapmıştır: Eski Said SÜRECİNDE Hakikat-i Muhammediye'nin Büyük İnsan'daki / âlem'deki şifrelerini çözmüş; Yeni Said SÜRECİNDE ise, bunu, küçük âlem'e / insana projekte etmiştir: Ancak zâhir'deki hakikati göstererek, aslında, bâtında gizlenen hakikate geçiş yapılabileceğini nebevî çağrı'yı bütün görünür-görünmez boyutlarıyla idrak edebildiği için.

* * *

Özetle, tekvînî âyet, bizatihî Hz. Peygamberdir. Peki, Üç Said nedir? Sünnet-i Seniyye'dir: Akval, ef'al ve ahvâl. Yani, akıl, kalp ve ruh. Yani hakikatin sadece Efendimiz'de tezahür eden, insanlığın çeşitli medeniyet tecrübelerinin, yalnızca bazı parçalarını -o da deforme ve tarumâr ederek- harekete geçirmeyi başarabildiği, ilme'l- yakîn / "epistemolojik olan" (Batı), ayne'l-yakîn / fenomenolojik olan (Doğu) ve -bu iki alanı da ihata eden- hakka'l-yakîn / ontolojik olan (İslâm).

İşte bütün insanlığa yalnızca bizim sunabileceğimiz medeniyet tasavvurunun yegâne kaynağı, Üç Said'i oluşturan ve tekvînî âyet olarak tevhid edilip izi sürülerek Sünnet-i Seniyye'de dercedilen bu üç temel hakikattir.

Cuma günü Üç Said meselesini vuzûha kavuşturmaya çalışacağım.

İLGİLİ HABERLER:

İbn Haldun'dan Bediüzzaman'a medeniyet fikri
Bediüzzaman'ın yaptığı işi kavrayabilmiş değiliz!
Bediüzzaman'ın açtığı nebevî çığır

Yeni Şafak gazetesi



Share |

etiketler: bediüzzaman , bediüzzaman said nursi , havas , avam , risalei nur , üç said nedir , Hz Muhammed , akıl , kalp , ruh , hakikat , alem , kainat

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
Resim Yok
üstad bediüzzaman ve risale i nur hakkında yazılan müsbet yazılar ve kafa yormalar muhakkakki çok mübarektir. bunun için uğraşan ve kafa yoran herkesin başımız üzerinde yeri vardır. sayıları az olan bu güzel insanları tenkit etmek büyük bir hatadır. üstadın da dediği gibi 'takdir edici bir yoldaş olmak' en büyük arzumuz ve niyetimizdir. şahsen bu yazıyı anlamak için kendimi çok zorladım. fakat anlayamadım. belki benim gabavetimden kaynaklanmış olabilir. ancak "Halbuki, delilin müddeadan daha hafi olması, makam-ı istidlale uymaz."(işaret-ül İ'caz) kaidesince delillerin herkes tarafından anlaşılabilir olması gerekmez mi? ben bu tür yazıların daha anlaşılır olmasını rica ve arzu ediyorum.
Misafir 16 Ocak 2012 13:28 Pazartesi
   
Yorum Sayısı (1)
Nursi: 'Yorganımı satın Büyük Doğu kapanmasın'
Nursi: 'Yorganımı satın Büyük Doğu kapanmasın'

Bediüzzaman Said Nursi ile Necip Fazıl Kısakürek arasında geçen hatılar dikkat çekiyor. Özellikle Said Nursi'nin Necip Fazıl'ın Yakın Doğu dergisinin parasızlıktan kapanmaması için verdiği talimat insanı hüzünlendiriyor: "Yorganımı satın Büyük Doğu kapanm

Bediüzzaman üç aylar gelince mektup yayınlardı
Bediüzzaman üç aylar gelince mektup yayınlardı

Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri şuhur-u selase girdiğinde muhakkak lâhika neşrederdi.

Mustafa Kemal'in en büyük muhalifi Said Nursi'ydi
Mustafa Kemal'in en büyük muhalifi Said Nursi'ydi

Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi bugünkü yazısında, yakın tarihimizde M.Kemal Paşa'ya, devrimlerine muhalefet eden, karşı gelen şahsiyetlerin başında Bediüzzaman Said Nursi olduğunu kaydetti.

Minik kızdan risale dersi -Birinci söz (Video)
Minik kızdan risale dersi -Birinci söz (Video)

Dost TV'de yayınlanan Bir İnci programının minik ablasının yaptığı birbirinden tatlı Risale sohbetleri yapıyor. İşte Minik kızdan Risale-i Nur dersi (Birinci Söz)

'Said Nursi'nin 'Avrupa İslama gebe' sözü doğrudur'
'Said Nursi'nin 'Avrupa İslama gebe' sözü doğrudur'

İhvan-ı Müslimin hareketinin kurucusu Hasan el-Benna'nın torunu ve Oxford Üniversitesi Modern İslam Çalışmaları Profesörü Tarık Ramazan, "Said Nursi'nin, Avrupa'nın İslama gebe oluşu sözü doğrudur" dedi.

'3. Hizmet Rehberi Seminerleri' Almanya'da yapıldı
'3. Hizmet Rehberi Seminerleri' Almanya'da yapıldı

NET Nesil Platformu, “Hizmet Rehberi Seminerleri” toplantıları´nın 3. sünü St. Goar Şehrindeki Gençlik Konaklama merkezinde gerçekleştirirdi.

Batıya doğru İslam'ı yaşayışımızla gösterelim
Batıya doğru İslam'ı yaşayışımızla gösterelim

Ahmed Akgündüz, “Risale-i Nur Işığında İslam ve Batı Medeniyetinin Mukayesesi” konulu konuşmasını yaptı.

Filipinlerde Risale-i Nur Lahika dergisi (Galeri)
Filipinlerde Risale-i Nur Lahika dergisi (Galeri)

Filipinler Risale-i Nur Enstitüsü, İngilizce Lahika Dergisi yayınlıyor. 2009'da yayın hayatına başlayan dergi artık 3 ayda bir yayınlanacak.

Üstadın mesleğine sadakat imtihanımızdır
Üstadın mesleğine sadakat imtihanımızdır

Risale-i Nurlara sadakat sahip çıkmak ve kendi telifi gibi neşrine ciddi ve samimi çalışmaktır.

Hastalar Risalesi ile şifa buldu
Hastalar Risalesi ile şifa buldu

"Allah ile sürekli pazarlık yapıyordum! 'Neden ben?' diye isyan ediyordum, ta ki elime 'Hastalar Risalesi' geçene kadar..."

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları