'Sadeleşen Risale-i Nur'da şifreler kaybolur'

Bediüzzaman ve Devlet Felsefesi'nin yazarı, Nesil Yayın Grubu Başkanı Safâ Mürsel, ''Sadeleşen Risale-i Nur’da şifreler kaybolur.'' dedi.

09 Şubat 2012 Perşembe - 12:15

kapat
'Sadeleşen Risale-i Nur'da şifreler kaybolur'

Abdurrahman Iraz’ın haberi

Risale-i Nur’un sadeleştirilmesi ile başlayan tartışmaları uzmanlarına sorduk. Sadeleştirmeye bakışlarını, önerilerini aldık.

“Bediüzzaman ve Devlet Felsefesi"nin yazarı, Nesil Yayın Grubu Başkanı Safâ Mürsel’in görüşleri şöyle:

Dönüp dolaştık, kendimizi yeniden Risale - sadeleştirilme tartışmasının içinde bulduk. İkide bir nükseden ve özellikle belli bir çevreden kaynaklanan sadeleştirme ısrarını anlamak mümkün değildir. Kaldı ki, sadeleştirme adıyla yapılan çalışma tatminkar olmadığı gibi, öne sürülen gerekçeler de ikna edici olmaktan uzaktır.

MÜELLİFİ, TASARRUFUN ÇERÇEVESİNİ BİZZAT ÇİZMİŞTİR

Genelde hiç  bir eserin müellifi, “benim eserim hakkında şöyle çalışma yapılsın, şu yapılmasın” demez. Bunun bir istisnasını, Risale-i Nur müellifinin eserinde görüyoruz. Külliyat müellifi, eserleri üzerinde yapılabilecek tasarrufun çerçevesini bizzat çizmiştir. Eserleri üzerinde oldukça geniş bir çalışma alanı açmış, hatta teşvik etmiştir. Bunların içinde sadeleştirme yöntemi yoktur, hatta bunu kabul etmediği de biliniyor.

Yirmi Dokuzuncu Mektup’ta, Kur’an derslerinin “dairesi içinde olanlar, allâme ve müctehidler de olsalar, vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde, yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir” demektedir. Bediüzzaman, bu ifadeleriyle eserleri üzerinde yapılacak tasarruf ve tartışmaları görmüş gibi adeta ikazda bulunmaktadır. Eserleri üzerinde uygun gördüğü çalışmalar “şerh”, “izah” ve “tanzim”dir. Bu üç imkan, sadeleştirme gibi bir müdahaleye gerek kalmaksızın, herkese risaleler üzerinde en ileri boyutlarda çalışma fırsatını fazlasıyla sunmaktadır. Buna rağmen sadeleştirmede ısrar etmek çok anlamlı görünmüyor. Hatta bu ısrar, iyi niyet sorgulamasını bile hak ediyor.

Sadeleştirme, kendisini müellifin yerine koyanın, müellif adına hüküm vermesidir. Buna hiç birimizin hakkı yoktur. Sadeleştirildiği iddia edilen tabir ve terkipler, genellikle kelam ilminin kavramlarıdır. Bu kavramlar, sözlük karşılıkları yazılmakla yeterince anlamlandırılmış ve açıklanmış olmaz. Zira, müellifin o tabir ve terkipleri hangi anlamı kastederek kullandığını bilemeyiz ve kestiremeyiz. O noktada söyleyebileceğiz şey, ancak tahmin ve yorumlarımızdır. Tahmin ve yorumdan ileri gitmeyecek ifadelerimizi, sadeleştirme adıyla müellifin görüşü diye sunmak ilmi dürüstlükle izah edilemez.

Sadeleştirme, otantik metinler üzerinde insanların farklı bakış açılarıyla özgün yorumlar yapma imkanını ortadan kaldırır. Çünkü, sadeleştirmede kavram ve terkiplerin anlam şifreleri hakkıyla korunamaz. Bu yaklaşım, sebebiyet vereceği anlam kargaşası yüzünden, risalelere uzun vadede yapılabilecek büyük bir kötülüktür. Çünkü, onları donmuş, yorumlanma kabiliyetini kaybetmiş statik metinler haline getirir. Bir süre sonra birisi çıkar, sadeleştirilen metni yeniden sadeleştirmeye çalışır. Bunun sonu gelmez. Bu gözle bakıldığında, sadeleştirildiği söylenen Lem’alar isimli çalışma, şimdiden sadeleştirmeye muhtaç görünüyor.

SADELEŞTİRME, SADECE İFADENİN SAHİBİNİ BAĞLAR

Sadeleştirme, sadece ifadenin sahibini bağlar ve onun sözüdür. Halbuki bize düşen, onun orijinal metinlerini risalelerdeki söylenişi ile “kendi malı(mız) gibi” sahip çıkmaktır. Sadeleştirilen metni ileri sürerek, “eserin müellifi böyle söyledi” demek, niyet ne olursa olsun, orijinal metni ikinci plana atmak olur. Böyle bir çaba, sadece risaleler için değil, hiçbir yazarın eseri için makul ve meşru görülemez. Müellifin yazdıklarını “ben böyle anlıyorum”, demek başkadır; müellifin kullanmadığı dili kullanarak, “müellif böyle dedi”, demek çok daha farklıdır. Sadeleştirme, bir eserin manasını fakirleştirmekten, tahrife kadar giden bir sath-ı maildir. Buna, hiçbir eser için hiç kimsenin hakkı yoktur ve olmamalıdır. Bu hassasiyet, kesinlikle bir taassup göstergesi değildir. Müellifin, kendisine has fikri kimliğini korumak, müellife ve esere saygısı olan herkesin görevidir.

RİSALELER, 15 ASIRLIK İSLAM TEFEKKÜRÜ ÜZERİNE KURULUDUR

Nur risaleleri, terminolojik yönden on beş asırlık İslam tefekkürünün anlam haritası üzerine kuruludur. Risaleler, bizzat müellifin yüzlerce, hatta binlerce cilt esere dayanan engin tefekkür birikiminin mahsulüdür. Siz kalkıp “sadeleştiriyorum” diyerek, “müellif onu değil de bunu dedi”, derseniz, en başta bilim tarihine ve ilmin hatırına ve müellife saygısızlık etmiş olursunuz. Çünkü, kendinizi onun yerine koyarak, onun adına kendinizi konuşturuyorsunuz. İlme yakışır dürüstlük, orijinal fikre saygı buna engeldir ve engel olmalıdır.

O HALDE YAPILMASI GEREKEN NEDİR VE NE OLMALIDIR?

Eğer, sadeleştirmeden maksat, insanların risalelerden daha çok ve kolay faydalanması ise, (sadeleştirmedeki saikin bu olduğuna inanıyorum ve inanmak istiyorum) yapılması gereken iş, oldukça kolaydır. Her sayfanın üst kısmına metnin orijinalini alır, alt kısmına da o metinden ne anladığınızı kendi yorumunuz olarak yazarsınız. Okuyucu bu ifadelerin size ait olduğunu bilir ve ona göre değerlendirme yapar. Bunun örnekleri var; bir de siz yapmış olursunuz. Böylece bir yandan “mana-yı  asliyi” korur, diğer taraftan asıl metin üzerindeki yorum kapısını olabildiğince açık tutmuş olursunuz. Hem risalenin otantik metinlerini, hem de kendi yorumlarınızı kalıcı kılarsınız. Herkesin saygı duyacağı bir iş yapmış olursunuz. Risalelere “perde” olmadan, “ayna” olma görevini yaparsınız.

Unutmayalım ki, “risaleleri kendi malı gibi bilmek”, tahrife kadar gidebilecek soğuk bir taklide sapmak anlamında söylenmedi.

İLGİLİ HABERLER:

Üstadın talebelerinden sadeleştirme tepkisi

Risalelerin sadeleştirilmesi bir cinayet!

Ufuk Yayınları’ndan sadeleştirme açıklaması

Risale-i Nur'un dili neden ağır?

Risalehaber



Share |

etiketler: haber , bediüzzaman said nursi , said nursi , safa mürsel , Abdurrahman Iraz , risalei nur , risalei nurun sadeleştirilmesi

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
Resim Yok
Üstad Said nursi bile sadeleştirmek istemiş ama yapmamış, çünkü Risaleler sadeleşirse nur'u kalmaz ,sadeleşen bir Risalenin masal kitabından farkı kalmaz , her ne kadar Üstad Said nursi Risaleleri yazmış olsa bile o dahi her okuduğunda farklı anlamlar çıkarıyordu,ve eğer Risale sadeleşirse bir masal kitabı gibi okunur ve bir köşeye atılır ,Risalenin içindeki HER BİR KELİME KALBE HİTAB EDER,Risale sadece akıl için deil ruh ve beden için de büyük bir ihtiyaç tır,bunlar sırf para için Risalenin önüne perde çekmeye çalışıyorlar,sadeleşen bir Risale artık Risale deildir ....
Misafir 25 Şubat 2012 16:13 Cumartesi
   
Resim Yok
neden sadelestirimesin diyenlere cevap zaten risaleler ôz tûrkce ve bôyle de kalacak ve bu muhtesem kuran tefsiri ve bu gûzel dil bôylelikle muhafaza edilmis olacak
Misafir 12 Şubat 2012 00:02 Pazar
   
Resim Yok
külliyatı hiç okumamış diyerek suizan etmeyin gürbüz kardeş.Külliyatı 5 kez okudum.İnşaallah 6ya başlayacağım.Üstad bir mektubunda şöyle diyor.:Fakat 20 sene evvelki türkçe ile şimdiki Türkçe farklı olduğundan yeni türkçe için bazi kelimatı Arabiyede tasarruf edildi.Siz de öyle yapabilirsiniz.Risalei NUr 20 sene evvelki türkçe ile konuşur.Ozamanı görmeyen gençlere teshilat olması için bazı tabiratı değiştirirseniz iyi olur.Ogünün şartlarında üstad bunu söylemişse günümüzde durum belli.Hadisbil mana rivayetin caiz olduğunu da üstad 19.Mektupta tescil ediyor.Kendi yaptığı tasarruflardan bahsedildiği gibi benzeri tasarrufları talebelerine de bıraktığını ifade ediyor.İlk yıllar ile son yıllardaki Risale farklılıkları da ortada.Hatta Arapça bazı Risalelerin tercümeleri Üstadın zamanında yapılmış ve içerikteki eksiklikler söz konusu olmasına rağmen yapılan bu hayırlı işe karşı çıkmamış.Hatta teşvik etmiş.Yani netice insaf ehli olmak lazım.Yağmur.
Misafir 11 Şubat 2012 19:38 Cumartesi
   
Resim Yok
"Bazı çocuklar gibi; döğüştükleri vakit Kur'an'ı siper eder, başına gelen darbe Kur'an'a geldiği gibi;" vs. bazı arkadaşlar nedense çok tehlikeli bir yola gidip, kendi görüşlerini savunmak için risale-i nurla kur'an ı kıyaslıyorlar. bu şekilde kendinelerini müdafaa edenlerin risale i nur hakkında ki görüşlerinde samimi olabileceklerini düşünmüyorum. üstadın hizmetini çekemeyenler de zamanında bu yolu kullanmışlar. üstadı peygamberimizle, risaleleri kur'anla kıyaslayarak, ehl-i imanı üstaddan ve risalelerden soğutmaya çalışmışlar. "Tarik-i gayr-ı meşru ile bir maksadı takip eden, galiben maksudunun zıddıyla ceza görür."
Misafir 10 Şubat 2012 13:45 Cuma
   
Resim Yok
Kur'an dahi tercüme ediliyor, diyen kardeşlerim anlaşılıyor ki Risale-i Nur'u hiç okumamışlar. Zira bu konuda Üstadım bakışını bilmiyorlar. Üstad, Kur'an'ın hakiki tercümesinin yapılamayacağını, ancak herbir ayet için belki bir paragraf olarak bir meal verilebileceğini ve esasında bu mealin de Ku'an olmadığını ancak meali yapanı bağlayacağını ifade etmektedir. Zİra kelam-ı ihaliyi kasır bir zihnin tam olarak ifade etmesi mümkün değildir. Biz inanıyorus ki, Risale-i Nur sünuhat kabilinden ilhamen yazdırılmıştır. Üstad sadece bir tercümanım diyor. Yani risalelerin kelimelerinde üstadın tasarrufu dahi tartışılabilir. Böyle olunca nerde kaldı sadeleştirme... Lütfen dikkat edelim. Şefkat tokatlarını mülaza edelim. Yok kasıt varsa zecir....
Ayrıca Risale-i Nur'u sadece okumayan ve hacı, hoca ve ağabey tasallutundan kurtulamayanlar anlamaz. Baki selam.
Misafir 10 Şubat 2012 10:26 Cuma
   
Yorum Sayısı (8)
Nursi: 'Yorganımı satın Büyük Doğu kapanmasın'
Nursi: 'Yorganımı satın Büyük Doğu kapanmasın'

Bediüzzaman Said Nursi ile Necip Fazıl Kısakürek arasında geçen hatılar dikkat çekiyor. Özellikle Said Nursi'nin Necip Fazıl'ın Yakın Doğu dergisinin parasızlıktan kapanmaması için verdiği talimat insanı hüzünlendiriyor: "Yorganımı satın Büyük Doğu kapanm

Bediüzzaman üç aylar gelince mektup yayınlardı
Bediüzzaman üç aylar gelince mektup yayınlardı

Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri şuhur-u selase girdiğinde muhakkak lâhika neşrederdi.

Mustafa Kemal'in en büyük muhalifi Said Nursi'ydi
Mustafa Kemal'in en büyük muhalifi Said Nursi'ydi

Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi bugünkü yazısında, yakın tarihimizde M.Kemal Paşa'ya, devrimlerine muhalefet eden, karşı gelen şahsiyetlerin başında Bediüzzaman Said Nursi olduğunu kaydetti.

Minik kızdan risale dersi -Birinci söz (Video)
Minik kızdan risale dersi -Birinci söz (Video)

Dost TV'de yayınlanan Bir İnci programının minik ablasının yaptığı birbirinden tatlı Risale sohbetleri yapıyor. İşte Minik kızdan Risale-i Nur dersi (Birinci Söz)

'Said Nursi'nin 'Avrupa İslama gebe' sözü doğrudur'
'Said Nursi'nin 'Avrupa İslama gebe' sözü doğrudur'

İhvan-ı Müslimin hareketinin kurucusu Hasan el-Benna'nın torunu ve Oxford Üniversitesi Modern İslam Çalışmaları Profesörü Tarık Ramazan, "Said Nursi'nin, Avrupa'nın İslama gebe oluşu sözü doğrudur" dedi.

'3. Hizmet Rehberi Seminerleri' Almanya'da yapıldı
'3. Hizmet Rehberi Seminerleri' Almanya'da yapıldı

NET Nesil Platformu, “Hizmet Rehberi Seminerleri” toplantıları´nın 3. sünü St. Goar Şehrindeki Gençlik Konaklama merkezinde gerçekleştirirdi.

Batıya doğru İslam'ı yaşayışımızla gösterelim
Batıya doğru İslam'ı yaşayışımızla gösterelim

Ahmed Akgündüz, “Risale-i Nur Işığında İslam ve Batı Medeniyetinin Mukayesesi” konulu konuşmasını yaptı.

Filipinlerde Risale-i Nur Lahika dergisi (Galeri)
Filipinlerde Risale-i Nur Lahika dergisi (Galeri)

Filipinler Risale-i Nur Enstitüsü, İngilizce Lahika Dergisi yayınlıyor. 2009'da yayın hayatına başlayan dergi artık 3 ayda bir yayınlanacak.

Üstadın mesleğine sadakat imtihanımızdır
Üstadın mesleğine sadakat imtihanımızdır

Risale-i Nurlara sadakat sahip çıkmak ve kendi telifi gibi neşrine ciddi ve samimi çalışmaktır.

Hastalar Risalesi ile şifa buldu
Hastalar Risalesi ile şifa buldu

"Allah ile sürekli pazarlık yapıyordum! 'Neden ben?' diye isyan ediyordum, ta ki elime 'Hastalar Risalesi' geçene kadar..."

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları