Hüseyin SAKA'nın haberi
Prof. Dr. Şener Dilek, Feyza Yayınlarından çıkan ’’Niçin Yaratıldı Şu İnsan’’ kitabında ‘Hayatın gayesi insan’ diyerek ’’Niçin Dünyaya Geldik’’ sorusuna öyle güzel açıklık getirip, adım adım insanı kendisi ile yüzleşmeye ve nefsini sorgulamaya sevk ediyor.
Prof. Dr. Şener Dilek, “Bütün mahlûkattan farklı bir keyfiyette yaratılan insannefsini sorgulamak, yaradılış gayesini düşünmek, dünyaya gönderilişinin hikmet cephelerini araştırmak ve öğrenmek zorundadır.” ifadesini kullanarak “Çünkü insan, anlama, kavrama, ölçüp değerlendirme ve analiz yapma gibivasıflarla donatılmış; hadiselerisüzecek, ölçüp değerlendirecek, akıl, kalp ve vicdan gibi istidat ve kabiliyetlerle teçhiz edilmiş, dünyaya gönderilmiş’’ diyenProf. Dr. Dilek, ‘’Niçin yaratıldım? Nereden geldim, nereye gidiyorum? Şu dünya hanında görevim ne? ‘’ gibi sorulara cevap aramak ve bu tılsımı çözmek zorundadır insan.” diyor.
Prof. Dr. Dilek, “İnsanın yaradılış gayesi hakkında bir kısım feylesoflar bir şeyler söylemiş, akıl pergelleri ile bir yol çizmeye çalışmışlar.” diyerek “Bunların pek çoğu-istisnalarını hariç tutarsak-fikirde, hayat ve amelde umuma cadde açamamış, istikamet çizgisini gösterememiş ya ifrata sapmış, ya da tefrite düşmüştür.” uyarısında bulunup‘’feylesoflar kendi hayatlarında ahlak ve kamalat, amel ve tatbikat noktasında temsil görevini yerine getirememiş; dengesiz, ölçüsüz, sefih bir hayat sergilemişler. Dalalet yollarının kirli ve bulanık havası içinde pek çoğu istidatlarını çürütmüş; vicdan-ı umumi ve kalb-i külli nezdinde geçer not alamamışlar’’ mesajını veriyor.
Dilek, şunları kaydediyor: “Hayatını sadece zevk ve eğlenceye tahsis eden, sefahat, günah ve isyan bataklığında yürüyen, hayvani iştah ve arzularını kendilerine mabut kılan, zevk ve sefa mabetlerinde gününü gün etmeye çalışan kişiler ise, hayat felsefelerini yemek, içmek, kirletmek ve dökmek üzerine bina etmişler, idraklerini uyutup kalplerinisusturmuşlar’’ diyerek ‘’ sarhoş duygu ve latifeleri ile hakikatlere kulak tıkamışlar, ibretle bakamamış, hikmetle süzememiş, kalbi dünyalarını öldürmüş, istidatlarını çürütmüşler’’
“Peki, o zaman bu muamma gizli mi kalmış? Beşerin nazarından silinmiş mi?” sorusuna Prof. Dilek, ’’Rahmet, hikmet ve inayet-i İlahiye insanların imdadına yetişmiş.Cenab-ı Hak, insanlara hak yolunu talim ettirmek veonları her türlü sapık fikirlerden kurtarmak için nebi ve resulleri göndermiş; onların eli ile yaradılışın sır ve hikmetlerini açık olarak beyan buyurmuştur’’ ifadesini kullanarak ‘’Feyyaz-ı Mutlak, Rabb-ı Kerim, binlerce peygamber göndermiş. Onların en sonuncusu olan Resul-i Ekrem (a.s.m) ‘Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?’suallerine vahyin ışığında cevap vermiş. Yaradılış gayesini insanlara tebliğ etmiştir’’ ayrıca ‘’Bütün resullerin en ekmeli, en efdali, en büyüğü ve en sonuncusu olan Hz. Muhammed (a.s.m), Kur’an-ı Azimüşşan ile. ‘’yaradılış gayesi’’ni bütün insanlığa duyurmuştur’’ diyor.
Bunlara da örnek veren Prof. Dr. Şener Dilek, ‘’Kur’an-ı Kerim’de insanın yaradılış gayesi. Görev ve sorumluluğu hakkında pek çok ayetler vardır’’ uyarısında bulunarak şu ayetleri örnek gösteriyor:
‘’Cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.’’ (Zariyat, 56)
‘’Biz, insanı katışık bir damladan yarattık. Onu imtihan edelim diye onun işitmesini ve görmesini sağladık.’’ (İnsan, 2)
‘’İnsan kendisini başıboş bırakacağımızı mı sanar?’’ (Kıyamet, 36)
‘’Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik. Hepside onuyüklenmekten kaçındılar ve korktular. İnsan ise onu yüklendi. Gerçekten insan çok zalim, çok Cahildir.’’ (Ahzab, 72)
‘’Ölümü ve hayatı, hanginizin daha iyi çalışacağını denemek için yaratan O’dur.’’ (Mülk, 2)
‘’O, gökleri ve yeri hak ile yaratmış, sizi de en güzel sürette şekillendirmiştir. Dönüş de O’ nadır.’’ (Teğabun, 3)
‘’Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun. Onun yakıtı insanlar ve taşlardır.’’ (Tahrim, 6)
Moralhaber.net








