18. Milli Eğitim Şurası Genel Kurulu'nda, zorunlu eğitim uygulamasının 1+4+4+4 şeklinde 13 yıla çıkarılması önergesi, oy çokluğuyla kabul edilmişti. Bu sistemin avantajları, özellikle zararları veya “nasıl uygulanırsa, gözlenen zararları da avantaja çevrilebilir” tereddütleri de masaya yatırıldı.
Eğitimde 2023 Vizyonunun tartışıldığı ve hazırlanan taslağın 7. sayfasındaki “İLKÖĞRETİM VE ORTA ÖĞRETİMİN GÜÇLENDİRİLMESİ” başlıklı bölümün 2. maddesi, çok tartışılacağa benziyor. Çünkü, Anadolu’muzun birçok okullarında hâlâ hazmedilemeyen 5+3=8 sistemi ortada kanayan bir yara olarak dururken, 1+4+4+4 =13 sistemi için çok ciddi düşünülerek karar verilmelidir.
İşte bu nedenlerle, ÖNDER merkez binasında yapılan çalıştayda çok büyük önem arz etmektedir. “Testi kırıldıktan sonra, çocuk dövmek” hiçbir işe yaramadığı gibi, yanlış kararların zararlarına katlanmak da (eğer ibret alınıp, tedbir alınmaz ise) hiçbir işe yaramıyor…
Bu duygularla ÖNDER çalıştayında öne çıkan konuları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu çorbada belki de birazcık tuzumuz olur…
***
ÖNDER Gn. Başkanı Dr. Hüseyin Korkut: Açış konuşmasında, 28 Şubattan bu yana, en çok zarara ve tahribata uğrayan İ.H.Liselerinin, zararlarını telâfi şansının doğduğunu hatırlatarak, “TBBM gündemine gelen kesintisiz eğitimi, kademelendirmeye yönelik çalışmalara katkı sağlamak için toplanmış bulunuyoruz” dedi. Konunun önemini her yönüyle dile getiren Başkan, mikrofonu katılımcılara takdim etti.
• TİYEMDER, (Tüm İlahiyat Fakülteleri Derneği) Bşk. Yrd. Ahmet Koç: Öncelikle 10 yaş gurubu ile 18 yaş gurubu öğrencilerinin aynı ortamda bulunmalarının sakıncalarını dile getirdi. “1+4+4+4 sistemi asla kesintisiz olmamalı” diyerek, aradaki 4 yılın “tercihli açık öğretim” biçiminde yapılmasının, her yönden çok hayırlı ve çok yararlı olacağını örneklemeleriyle anlattı. Her Müslüman’ın çocuğunu, bu arada “Kur’ân Kursu + orta öğrenim” tarzında yetiştirme arzusunda olduğunu vurguladı. Yaz Kur’ân kurslarının pek verimli olamadığından da yakınıldı. Şu andaki Kur’ân kurslarının durumlarının “yürekler acısı” olduğu da dile getirilerek, “Kur’ân Kursları, İSMEK kursları statüsünde oldukları için, VARLIKLARI-YOKLUKLARI bile tartışılabilir” dedi.
• Erzurum, Atatürk Üniv.’den katılan Prof. Dr. A.Halim ULAŞ: Çocuğun duygularını, düşüncelerini, bedenî gelişmelerini, Rabbine olan yakınlığını, ileride uygun bir îmana sahip olup-olmamasını etkileyecek her şeyin, EĞİTİMİN KONUSU olduğunu vurguladı. Bu itibarla; 0-6, 7-10, 11-14 ve 14 üzeri yaş dönemlerine ayrılarak, her döneme uygun, basamak-basamak programlı bir eğitime gerek duyulduğunu anlattı. Din eğitiminin ANA okullarında zorunlu olması gereğini açıkladı. “Psikologlar tarafından AHLÂKÎ GELİŞME şeklinde nitelenen İNANÇ ve AHLÂK kuralları, çocuğa doğru biçimde verilmelidir” dedi. “Bir çocuk küçüklüğünde kuvvetli bir îman dersi almaz ise Dînin diğer erkânını Rûhuna alması, sonra çok zor olur, yabani düşer” şeklindeki cümlesi, eğitim sistemimizde nelerin ön planda tutulması gerektiğini altını çiziyordu. Tebliğinde de; Din, vicdan, değer ve karakter eğitimi: bölümünde, “..Üniversite kazanmaya dayalı oluşturulan bir sistemde”, işin MANEVÎ ve eğitim tarafı TEFERRUAT olarak görülmesinin, sakıncaları ve zararları vurgulanıyor.
• İ.İ.K.V. Y.İst. K. Üyesi ve Araştırmacı Yazar A.Raif Öztürk: Prof.Dr. A.Halim beyin tespitlerine aynen katıldığını belirterek, “..Madem ki buluğ öncesi eğitim çok önemlidir, bir insanın her iki dünyası için ŞART olan din ve ahlâk eğitiminin, bu yaşlarda en doğru bir biçimde verilmesi de kaçınılmazdır. En doğru biçimde, akıl ve mantığa dayalı, belgesel, kalıcı bir tahkiki îman-ahlâk eğitiminin ise ancak, Risale-i Nur külliyatından ve o yaşa uygun olan, 1. söz’den 9. söze kadar, ilgili bölümden verilmesiyle mümkündür.” Dedi.
Çünkü; “İHL. Mezunu veya hafız oldukları halde dinin direği olan namaza v.d. rükunlara lâkayd kimselerin az olmadığını” belirterek, “R.N.K ekolünden tahkiki iman dersi alanların, sarsılmaz bir îman ve ahlâka sahip olduklarını, cümle âlemin müşâhede ettiğini” sözlerine ekledi.
İst. Medeniyet Üniv.’den Dr. H. Emin SERT, İslam Bil. Tar. Araşt. Vakfı Gn.Skr. M.Fatih SERENLİ, ÖNDER Bşk.Yrd. Ekrem Torun, Y. Cami K. Kursundan Bahaddin Ustaosmanoğlu, İst.İli Müftü Yard. İrf, İsman Üstündağ, İsmailağa’dan M.M. Vanlıoğlu, İlk Öğr. Ok. Müd. M.Ali IŞIK ve daha nice mümtaz zevât, birbirinden güzel ve anlamlı katılımlarda bulundular. Ortak görüşlerini derleyerek sunmaya çalışacağım. Şöyle ki:
• Karma eğitimde onarılmaz zararlarının yaşandığı, bazı karma liselerde gayrimeşru bebeklerin çöp konteynırlarında bulunarak faillerin tutuklandıkları haberlerinin azımsanmadığı ve bu zeminleri devlet eliyle hazırlamak yerine, buluğ (12) yaşından sonra KARMA eğitimin mutlaka kaldırılması gereği vurgulandı…
• Din, îman ve Ahlâk derslerinin, not alabilme veya sınıf geçebilme gayesinden uzak tutulması gereği ve İlâhî Rizâya motivasyonun şart olduğu vurgulandı.
• 28 Şubatın can yakıcı ve tahrip edici baskıları anlatılarak; “28 Şubat öncesi … Kur’ân Kursumuza binlerce müracaat olduğundan, ciddi sınavlar yapılarak elemeler yapıldığı halde, 1000 öğrenci alınabiliyordu. 28 Şubat sonrası ve hâlen talep çok az olduğundan, sınav bile yapılmadığı halde, birçok boş sınıfların bulunduğu” ifade edildi.
• Dînî alt yapısı olan Doktora, mühendise, tamirciye, tekstilciye, yöneticiye, güvenlikçiye, ara elemanlara ve tüm vasıflara şiddetle ihtiyaç duyulduğu bildirildi.
• Halkın %90’dan fazlası Müslüman olduğu halde, “Din Kültürü” derslerinin yetersizliği ve bunun yerine mutlaka zorunlu “DİN EĞİTİMİ” dersleri istendi.
• 1990 Sonrası 5+3 zorunlu eğitim dayatıldığından, binlerce okulun kapandığı ve hâlâ birçok yerde “taşımacılık, YİBO ve kalabalık sınıflar gibi” nice problemlerin olduğu anlatıldı. Bunlar ve birçok nedenlerle, 1+4+4+4 sisteminin de asla zorunlu değil, “özel ve açık öğrenime özendirici” olması gerektiği, anlatıldı. 12 veya 13 yıllık zorunlu olmasının bir nevi DARBE olacağı ve geri tepeceği vurgulandı. Hafızlık elâstikiyet yaşının, 9-12 olduğunun bilinmesi istendi.
• Kılık kıyafet konusunda, çok net İlâhî bir emir olan başörtüsü konusunda; mutlaka, her seviyede tamamen HÜR olunması gerektiği ifade edildi…
• Tedbirler alınıp düzenlemeler yapılarak, uzaktan “evde eğitim ve öğrenme” imkânları oluşturulması ve Kuran Eğitimi, İslami Eğitim ve Medrese Müfredatının Cihanşümul bir eğitim sistemi halinde tescilinin sağlanması istendi…
Namaz ve yemekten sonra konuklara, İslâm Bilim ve Teknloji Tarihi Müzesi gezdirildi.
Moralhaber.Net









