Siyah Türk'ün yazısı
AK Parti-Cemaat kavgasını bir de benden okuyun!..
Cemaat artık kontrol edilemez noktadadır ve Ak Parti üzerinde güç denemesi mi yapmaktadır?..
Son bir ayımız bu ve benzeri soruların cevaplarının arandığı ama pek çoğu temenniden öteye gitmeyen yapay konularla geçti…
Tabii bu olan bitene yapay demek, her şeyin sütliman olması anlamına da gelmiyor…
Ortada bir problem var mı?..
Var!..
Ama bu bir kavga mı?..
İşte bizim topa girdiğimiz nokta da burası…
Bu kavgayı! bir de benden okuyun…
Bir kere Tayyip Erdoğan bir yanda, Fethullah Gülen diğer yanda oldukça, buradan bazılarının ağzını sulandıracak kadar yüksek dozajda bir kavga çıkmaz…
Güncel konularda fikir ayrılığı yaşanabilir ama nihayetinde iktidar erkini elinde tutan siyasi taraf her zaman güncelde öndedir…
MİT gibi sıcak konular üzerinden bir sivil toplum inisiyatifinin hükümete meydanı dar etmesi sadece zor değil imkansızdır…
Nitekim, son bir haftadaki olaylar bu gerçeği doğruluyor…
Hepsinden öteye de ortada cevabını bulamayan kocaman bir soru var?
Bu cemaat Ak Parti iktidarı ile kavga ederek ne elde edebilir?
Kavga bir amaç için verilir, cemaatin ne gibi bir amacı olabilir?
Cemaat, vücut bulduğundan beri en rahat dönemini bu iktidarın Türkiye’sinde yaşarken, bu iktidarın uluslar arası gücünden diğer ülkelerde alabildiğince istifade ederken kavga ile bundan daha fazla ne elde edebilir ki?..
Bizim fikrimiz, ortada meydan savaşı olarak addedilebilecek bir kavga yok…
Peki ne var?..
İşte sorulması gereken soru bu…
Efendim, yıllardır sivil mantık taşıyanlar askeri siyasete müdahalesinin dışında en çok ne diye eleştiriyorlar?..
Halkın dışında, steril, sivil ortamdan uzak, izole bir hayat tarzı sürdükleri için…
Aslında biraz derine bakarsanız cemaatin de yetişme yöntemleri itibariyle askerden farkı yok…
İlkokuldan başlamak üzere lise ve üniversite yılları boyunca hep aynı frekanstaki insanlarla oturup kalkan, hep aynı düşünce mensupları ile teşrik-i mesaide bulunan bir insan tipi var…
Eeee, ne var bunda, diyebilirsiniz?..
Problem bu işte, farklı yetişme koşulları nedeniyle kurumsal yapılara ayak uyduramama…
İkinci dönem Ak Parti iktidarından sonra yetişmiş insan malzemesi açısından en zengin kaynak cemaat idi…
Tayyip Erdoğan cemaat ile bu anlamda bir koalisyon yaptı…
Başlangıçta her şey iyiydi, niyetler sağlamdı ancak cemaat mensuplarının yetişme biçimlerinin sıkıntıları çıktı zamanla ortaya…
Cemaatin etkin olduğu kurumlarda sıkı bir kadrolaşmaya gidildi…
Bu da bir yere kadar anlaşılabilir…
Ancak, temel sorun, hep aynı insanlarla büyümüş cemaat mensupları, kendi hakimiyetlerindeki kurumlarda, oranın bir kamu alanı olduğunu es geçip cemaat yapılanmasıymış gibi hareket etme eğilimi gösterdiler…
Ki bu da son derece doğal…
Doğal olmayan en sert gelişme, diyalog adı altında dini kaygıları son derece zayıf kişilere zeytin dalı uzatılırken, alnı secdeye giden ama cemaat mensubu olmayanlara karşı gösterilen şedid ve kimi zaman acımasız yaklaşımlardı…
Adeta bir dini rekabet ortamı oluştu…
Bu yapının ürettiği şikayetler, son iki yıldır Ankara’nın her yerinden yükselmeye başladı…
Ak Parti teşkilatlarından Milli Görüşçülere, Ükücü kökenlilerden demokratlara kadar bürokraside yer alanların büyük bir çoğunluğundan benzer şikayetler duyuldu…
Bu şikayetler hem hükümete hem de cemaatin ağabeylerine kadar ulaştı…
Haliyle iki tarafta da rahatsızlık oluştu…
Sonunda hükümetin kurumların en tepe yerlerine cemaatten atama yapmama gibi bir kararı gayri resmi olarak ortaya çıktı…
Eleman bazlı alımlar devam etti ama bir kurumu cemaat mensuplarına teslim etmemeye dikkat gösterilir oldu…
Hani adına kavga mı denir, anlaşmazlık mı denir ancak bu kadardır, ötesi laf-ı güzaftır…
Bu arada, kişisel tüm başarısızlığını, beceriksizliğin ya da gerçekleşmeyen hırslarını cemaatin sırtına günah keçisi olarak yükleyen pek çok açıkgöz de bu yangına körükle gittiler…
Bir zamanlar masonlar için atfedilen güç, bu kez cemaat kavramına yüklenir oldu…
Cemaat mensupları da ne yazık ki özellikle aynı imanı paylaştıkları kişilere karşı davranışlarıyla ciddi yanlışlıklar yaptılar…
Daha çok alt kademede ve bürokrasi çevrelerinde yaşanan bu sürtüşmeler büyük resimde sanki bir savaş varmış izlenimi veriyor…
Eh, erketeye yatmış Ulasalcı-kemalist-liboş takımı da zaten böyle bir malzemeye yıllardır hasret…
Büyük bir zevkle köpüren suya sabun atmakta yarışıyorlar…
Cemaat mensuplarının başkalarını rahatsız eden hareket tarzın da bir yere kadar hoş görülebilir…
Yıllarca kendi faaliyetlerinin devamı için asla yan yana olmayacakları pek çok kişi, kurum ve siyasi yapıya eyvallah etmek zorunda kaldılar…
Onlara yüklenildiği vakit görmezden geldiler, hakarete uğradıklarında başlarını çevirdiler…
Aslolan hizmetti, kişisel duygular hep ötelendi…
Böyle yetişmiş bir insanın eline kamu gücü verildiğinde bir şehvete kapılma durumu yaşaması son derece normaldir…
Unutulmamalı ki, Refahyol deneyimi olmasaydı Ak Parti “neyi yapmaması gerektiğini” bu kadar kolay anlayamayacak ve Türkiye’deki büyük dönüşümü sağlayamayacaktı…
O nedenle, iman sahiplerine sesleniyorum…
Cemaatten ya da cemaat dışında herkese…
Bizler sıradan, fani, günahkar insanlarız…
Hepimiz hata yaptık, yapıyoruz ve yapacağız…
Başkalarına karşı tolerans gösterirken aynı iyi niyeti birbirimize de göstermek zorundayız…
Cemaat mensubu ya da cemaat karşıtı olmak bir tanımlama değildir, olmamalıdır…
Ne, “Ergenekon gidiyor cemaat geliyor” diyenler masum kalacaklardır, ne de hoşgörü ve diyalogu kendi din kardeşlerinden esirgeyenler…
Evet, cemaat mensuplarının eksiği vardır ama unutmayalım ki aynı insanlar en zor görevler verildiğinde yüksünmeden, çevresini, ailesini, kariyerini terk ederek en uzak ülkelere, en bilinmez diyarlara gidiyorlar…
Eleştirelim ama insafı karşılıklı olarak elden bırakmadan…
Eleştirirken, bu fedakarlıkların hakkını da vermek gerekir…
Tüm yaşanılanlar bizim için bir rahmettir ve sadece ders alındığında “şerden hayır doğar...”
Cephe ardında pusuya yatmış ne kadar imansız varsa, inananların kendi aralarındaki mücadelesinden mutlu oluyorlar, olacaklar…
Siz kapıştıkça onlar içkilerini yudumlayıp keyif yapacaklar…
Ne onlara böyle bir şans vermeye hakkınız var, ne de aynı kıbleye yönelen insanlar olarak sevindirmeye…
Son söz, Ak Parti-cemaat kavgası hikayesinden kimseye ekmek çıkmaz…
Vesselam…
Rotahaber








