Akif Beki'nin yazısı
Eleştirel yandaşlığa dair
Kozu eline geçiren gizli yandaş derhal salvo atışlarına başlamak üzere tatlı bir telaşa kapılır.
Dindar nesil’ tartışması, meşhur yandaşlık tasnifimi güncelleme lüzumu doğurdu. İlk tasnif, zaruri bir ihtiyaçtan hasıl olmuştu. Bu ikincisi de öyle.
Bildiğimiz yandaşlık türlerine bir yenisini ekliyorum. O da ‘eleştirel yandaşlık’tır.
Malumunuz, yandaşlar iki ana sınıfa ayrılır: Gizli yandaşlar ve şeffaf yandaşlar.
Yandaş olmayan yoktur aslında. Eşyanın tabiatı gereği herkes bir yana düşer. Ancak türlü aldatmaca ve kandırmacalarla kimi örter bunu, kimi de açık eder.
Gizli yandaşların alnında yazmaz durumları, üzerlerinde görünür alametler de taşımazlar. Yakalarındaki nişan ve rozetlerden tanıyamazsınız onları. Kimliklerini tespit için psikoloji ilminin alet çantasından yardım almalısınız.
Size lazım gelen anahtar kavram, ‘yandaşfobi’dir. Nefret ve düşmanlığın saldırgan hallerinde açığa çıkan bir kompleks. Bu savunma refleksini her kimde görürseniz, anında teşhisi koyabilirsiniz. Gördüğünüz şey ‘yandaşfobi’ rahatsızlığıdır, ondan muzdarip olan kişi de tipik bir yandaşfobik.
Yandaşfobi, gizli yandaşlığın en yaygın dışavurum şeklidir. Bilhassa Türk medya muhitlerinde sık rastlanan bir belirti.
Velakin, ‘dindar nesil’ tartışmasında, aleni yandaşlığın kendi içindeki dağılım haritasında yeni hatlar tebarüz etmeye başladı. Esasen, hep vardı o çizgiler fakat daha bir belirginlik kazandılar.
Yandaşlığın homojen, monolitik, bölünmez, parçalanmaz bir kitleden teşekkül etmediğini görüyoruz. Kendi içinde ince ayrım çizgileri, değişik bakış açıları ve farklılıklar barındıran çoğulcu bir yapı.
Eleştirel yandaşların davranış biçimlerinde ortaya çıkan belirtiler, bu grubun akıl sağlığı bakımından tam, ruh sıhhati bakımından bütün olduğuna yorulabilir.
Kimsenin sırtına şudur veya budur etiketlerinden basmamak için tek tek örnekler verip isimler zikretmiyorum. Çeşitli gazeteleri açın, TV ekranlarını dolaşın; onları, devletten bireye yönelen tehdit algılamalarına duyarlılıklarından tanırsınız.
Yandaşlığın eleştirel tonlarını kaygı ve endişe dolu uzun girizgâhlarda, kendini izah çabalarında, meramı doğru ifade hassasiyetlerinde yakalarsınız hemen.
Tenkitlerinde yanlış anlaşılmamak için titizlenirler. Çünkü yandaşlıktan soğumuş değildirler. Aykırı gidişleri, çıkıntılıktan ziyade yandaşlığın hakkını vermek istemelerinden.
Gizli yandaşlık sadedinde daha evvel yazdıklarımı tekrara gerek duymuyorum. Dünyanın bütün denizleri mürekkep, bütün ormanları kalem-kâğıt olsa onların halini tefsire yetmez yine de.
Demokratik bir anomalidir gizli yandaşlık. Normal değildir. Gelişmiş demokrasilerde misali, emsali yoktur. Eşi benzeri başka açık toplumlarda henüz görülmemiştir.
Eleştirel yandaşlar, Başbakan Erdoğan’ın ‘Dindar bir nesil yetiştirme’ sözlerine devlet-toplum ilişkilerinin geleceği açısından tedirgin bir dikkatle yaklaşırlar.
Tarafgir karşıtlıklarını saklayan gizli yandaşlar ise ‘irtica hortladı’ yaygarası için fırsat bellerler.
Düz yandaş da ‘Dindar bir nesil yetiştirme’ ibaresinin önünü arkasını, neye gönderme yaptığını müdriktir. Tırpan yemiş imam-hatip neslini, eğitim hakkı engellenen başörtülü kızlar kuşağını hatırlar. Velakin umuma şamil tutulması, kapsamının genele yönelik olması sebebiyle o ibarenin niyeti ve maksadı tam olarak karşılamadığını düşünür. Fakat zarar vermemek için sesini çıkarmaz.
Eleştirel yandaş, kafaları karıştırma pahasına bir adım ötesine geçer bu tahlilin. Devletin halkı güdülecek bir sürü gibi edilgen görmesine, nesneleştirmesine ilkesel itirazını yineler. Devletin vatandaşın velisi, vasisi, anası, babası, imamı, müftüsü olmadığını teyiden tekrar eder. Ona şekil vermeye, tercih dayatmaya, kılık kıyafet biçmeye kalkışamayacağı ihtarında bulunur.
Radikal gazetesi








