Evet, hepimiz Fransızız!

Dünya kazanı kaynıyor, fokurduyor, ama biz hala belirli fitne merkezlerinin ne yapmaya çalıştığına, Fransızız. ''Neden?'' diye sorduğumuzda ''kalıcı barış için'' yalanını yutuyoruz.

03 Şubat 2012 Cuma - 15:57

kapat
Evet, hepimiz Fransızız!

Taha Sarıcaoğlu'nun yazısı

Hepimiz “Fransızız”

“Fransız kalmak” veya “Fransız olmak”…

Dil hazinemizin sempatikliğiyle fakat adındaki anti-patikliğiyle kullanıma arz olunmuş bu güzide deyimi, “bir konuyu gerektiği gibi bilmemek” anlamına gelmekte.

“Bilmemek” lafzı geçiyorsa, ülkemin çokbilmiş aydınları bir kenara, her birimizin kulakları çınlıyordur. Benimki çınlamaya başladı bile…

“Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp” sloganına sığınmak yerine; bilinçli ve sistemli olarak karartılmış tarihimize, çarpıtılmış gerçeklere, örgütsel haberciliğe, kanserli eğitim sistemine, “ayıbın madalyası” nı takmak istiyorum.

Faşist rejimlerin ritüeli madalya takma merasiminden, hiç giymediğim Kemalizm gömleğini gardırobuma asıp, çıkayım ve asıl mevzuya gireyim en iyisi.

Evet, hepimiz Fransızız!

Dünya kazanı kaynıyor, fokurduyor, ama biz hala belirli fitne merkezlerinin ne yapmaya çalıştığına, Fransızız.

Akan bunca gözyaşına, masumiyet karinesinin kaideye dönüştüğü topraklardaki gencecik bedenlerin yere yığılışına, baskıcı rejimlerin yıkılışına, milletlerin içsel çatışmalarına, evimize kurulmuş çerçevelerden, endişeli gözlerle tanıklık ediyoruz. “Neden?” diye sorduğumuzda “kalıcı barış için” yalanını yutuyoruz.

“One minute” restinden bu yana başımıza gelmeyen kalmadı. Yaşanan her olay veya oynanan her oyunun, ya odağında olduk, ya da hep “teğet” geçti, ama neticede bir noktada dokundu. Çünkü, “Biz İslamiyet’in Son Karakolu’yuz” diyebildik; akan Müslüman kanlarının hesabını sorabilecek bir devletiz imajını verdik ve yıllardır zihinimizde olan bu gerçeği dünyaya beyan ettik; “hedef  biziz” dedik.


Plan basitti. Global köyün bu bıçkın delikanlısı yıllardır içsel siyasi hesaplarla ve vesayetlerle kontrol altında tutulabiliyordu. Ekonomik alanda yaşanan gelişmeler, halkın iradesinin vesayeti çürütmesi ve daha önce dış politikada izlenmiş fakat netice elde edilememiş hedeflerde başarılı olunması gibi fitne odaklarının başını ağrıtan ivmeler, lider sıkıntısı çeken dağınık Müslüman toplumlarının, parlayan yıldızı haline gelmemizi sağladı.  

Türkiye’nin bölgedeki imajı, kanlı hesapların çarklarına çomak sokuyordu. Fitilini ateşledikleri “Arap Yangını”ndan, Türkiye de nasibini almalıydı, “de jure” veya “de fact” hükümet ayrımı yapmaksızın, bir “Türkiye düşmanlığı”, imajı bozmaya yeterli olabilirdi.

“Arap Baharı” diye isimlendirdikleri, duyanlarda “Brezilya Dizisi” izlenimi uyandıran, kardeşi kardeşe kıydırıp, petrole ekmeğini banıp kaçan leş kargalarının traji komik hikayesi…

Avrupa devletlerinin bundan yaklaşık yüzyıl önce işgal ettikleri Osmanlı topraklarına, yerleştirdikleri kuklalarını, “hadi bakalım bu diktatörlük serüveni burada biter” demelerinden ibaret değil mi her şey? Halkların, haklarından yoksun yaşam sürmelerine sebep olan, sapkın yönetim sistemini, o topraklarda besleyip ayakta tutan, “sözde barış elçileri” değil mi? Orada yaşananların hep bir demokrasi mücadelesi olduğunu zannetmemiz, yadırganmaması gereken bir sonuç olsa gerek. Çünkü baskıcı rejime karşı yapılan her eylem ve örgütlenme bize demokrasi mücadelesi olarak öğretildi. Gerçekle görünenin birbirini yansıtmadığı görüşüne dayanarak, yaşananların perde arkasında, devletlerin enerji ve pazar kaynağı arayışında oldukları şüphesiz bir gerçek.

Bu gerçeği Türkiye’nin bölgede hüküm sürme emelleri ile söz konusu ülkelerde iç karışıklar oluşturduğu demogojisi ile ilişkilendirmek de ayrı bir düzenbazlıktı. Yangının içine çekilmek istenen Türkiye, maalesef bu sancılı süreci iyi yönetemedi. Komşular ile dostluk seviyesine getirilen ilişkiler darbe aldı.

Bitti mi, bitmedi…

Hızını alamayan Sarkozy Fransa’sı, tarihsel gerçeklere dayanmayan 1915 olaylarını (sözde soykırımı), uluslarası mahkeme rolü üstlenerek, tanıdı ve parlamentosu aracılığıyla tarihi ayıba el kaldırdı.

Hedeflenen yine Türkiye’nin iyi yönde ivmelenmiş imajıydı.

Fransa, tarih sahnesinin hiçbir bölümünde, bir başka ülkenin ayıbını tanıyacak, o ayıbı yargılayacak, ve dünyaya “bakın biz sütten çıkmış akkaşığız” izlenimi verebilecek, fiiller sergilememiştir. Eziyetin, baskıcılığın, sömürücülüğün, işkencenin, ahlaksızlığın; tarih sözlüğündeki karşılığı, birkaç ülke ile beraber hep Fransa olmuştur.

Bir Fransız atasözü şöyle diyor; “Atabildiğin kadar çamur at, ne kadar temizlerse temizlesinler, kalan iz onlara yeter”.


Atalarının bu zihniyete sahip olduğu bir toplumdan ve o toplumun yöneticilerinden aksi bir davranışı beklemek de bir başka ahmaklık olurdu.

Yaşanan bunca olaya karşın, bu köhne zihniyetin sahibi devletlerin; barışın elçisi, adaletin kılıcı, mazluma uzanan elin sahibi, kalıcı barışın senaristleri olduğuna hala inanan varsa, işte gerçek “Fransız” onlardır.

Öyleyse tüm Fransızlar veya gerçeklere “Fransız kalanlar” şu ayetleri okusunlar.

“Lorsqu´on leur dit: “Ne commettez pas le désordre sur la terre”, ils répondent: “Certes, nous sommes des réformateurs!”.

Ce sont eux, n´est-ce pas, les fauteurs de désordre; mais ils sont inconscients.”

 “Ne zaman onlara: “Yeryüzüne fesat saçmayın!” denilse “Biz sadece barışçıyız, ortalığı düzeltmekten başka işimiz yok!” derler.

Gözünüzü açın, bunlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin şuurları yok, farkında değiller.”

 (Bakara Suresi 11 ve 12. ayetler)

Daktilo dergisi



Share |

etiketler: haber , yorum , Taha Sarıcaoğlu , arap baharı , fransa , 1915 olayları , ermeni soykırımı , One minute , İslamiyet , osmanlı , Türkiye , sarkozy , fesat , Bakara Suresi 11

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
'Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'
'Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'

Star gazetesi yazarı Aziz Üstel, İngiltere eski Başbakanı Winston Churchill’in ''Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'' sözlerinden başlayıp Batı'nın Müslümanlara karşı ne kadar taraflı dağrandığını yazdı.

Ali Bayramoğlu'ndan şok Cengiz Çandar iddiası!
Ali Bayramoğlu'ndan şok Cengiz Çandar iddiası!

Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu köşe yazısında çok çarpıcı bir iddiayı dile getiren Bayramoğlu, KCK operasyonları sırasında Radikal yazarı Cengiz Çandar'ın da KCK'den tutuklanacak isimler arasından olduğunu yazdı.

İsrail'in Hatay merakı!
İsrail'in Hatay merakı!

Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan, Hatay üzerinde cirit atan İsrail heronlarını ve skandallar zincirini yazdı.

Erdoğan'ın kendi çizdiği kırmızı çizgi!
Erdoğan'ın kendi çizdiği kırmızı çizgi!

Erhan Başyurt, başkanlık tartışmalarının geldiği noktayı ve tartışmaların gelecekteki seyrini analiz etti.

PKK'lı teröristten ŞOK Hatay itirafı!
PKK'lı teröristten ŞOK Hatay itirafı!

"Bu saldırı göstere göstere geldi. PKK adeta 'Bürke Yaylası'ndaki adamlarımla saldırıya geliyorum' diye bas bas bağırdı."

Akif Beki: 'El öpen rektörün farkı'
Akif Beki: 'El öpen rektörün farkı'

Açılış töreninde işadamı Mahmut Çalık'ın elini öpen İnönü Üniversitesi'nin rektörü Cemil Çelik, Radikal yazarı Akif Beki'en övgü aldı. İşte Beki'nin "El öpen rektörün farkı" başlıklı yazısı;

Genç darbecilere CIA'den darağacı dersi!
Genç darbecilere CIA'den darağacı dersi!

Star gazetesi yazarı Aziz Üstel, 27 Mayıs darbesinden sonra Talat Aydemir'in darbe girişimini kaleme alarak o dönemdeki diğer darbecilere CIA'in verdiği mesajı yazdı:

Salih Tuna'dan Nazlı Ilıcak'a sert gönderme!
Salih Tuna'dan Nazlı Ilıcak'a sert gönderme!

''Fenerbahçeli olmaktan daha büyük bir şans var: Nazlı Ilıcak olmak!'' kullanan Salih Tuna, bugünkü yazısında Nazlı Ilıcak'ı diline doladı. Tuna, Ilıcak'a geçmişini anımsatarak önemli uyarılarda bulundu.

Alman okullarında din dersi var mı?
Alman okullarında din dersi var mı?

Moralhaber.Net yazarı Cemil Şahinöz, "Alman okullarında İslam din dersi" ni yazdı.

Doktora şiddet ile statta vahşet
Doktora şiddet ile statta vahşet

"Bankada kuyruk beklemek kahvede okey masasında oturmakla geçen vakit önemli olmuyor ama hastaneye gelip te iki tahlil için bir iki saat harcamak ağır gelebiliyor." diyen Dr.Sami Akın'ın yazısı.

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları