İslam'da eğitim nasıl gerçekleşir?

“Dindar bir nesil yetiştireceğiz' cümlesine binaen, tarihçe bilinen ama dilde mahremiyeti bozan ifadelerim olacaktır.'' diyen Moralhaber.Net yazarı Sami Akın İslam'da eğitimin nasıl olması gerektiğini anlattı. İşte o yazı;

10 Şubat 2012 Cuma - 00:05

kapat
İslam'da eğitim nasıl gerçekleşir?

Dr. Sami Akın'ın yazısı

 “Dindar bir nesil yetiştireceğiz” cümlesine binaen, tarihçe bilinen ama dilde mahremiyeti bozan ifadelerim olacaktır.
İslam’da eğitim “darü’l erkam”da gerçekleşir. Çoğumuz bunu belki bilmeyiz.

Ama Bediüzzaman’ın metodunda her ev bir Medrese-i Nuriye olmalıdır derken, İslam’ın bu evlerde başlayan ve tüm İslam tarihi boyunca devam eden geleneksel eğitim ve öğretim metodunu kast ediyordu.

Bu eğitim, idarecilerin dindarlıkları veya eğitim politikalarından bağımsız moda deyimle bir sivil toplum hareketi olarak devam edecektir.

Kendi ailesinden başlayıp Hz. Erkam b. Ebi'l-Erkam (r.a) evinde devam eden bu metodun ilk uygulayıcısı bizatihi Peygamber Efendimiz (s.a) olacaktır. İşte “darü’l erkam” tabiri İslam literatürüne böyle girer.

Aynı şekilde Bediüzzaman, 20 yy’ın ağır şartları içindeki tebliğ metodunu, İslamın ilk çıkış dönemlerine benzer şekilde ortaya koyarken, aile ve sosyal çevre ile dialoğun ön plana çıktığını görmekteyiz.

Aile fertleri ve sıcak komşuluk ilişkileri!
“1-Herbir adam eğer hanesinde dört beş çoluk çocuğu bulunsa kendi hanesini bir küçük Medrese-i Nuriyeye çevirsin. (Hz.Peygamberin evi gibi..)

2-Eğer yoksa, yalnız ise, çok alâkadar komşularından üç-dört zat birleşsin ve bu heyet bulundukları haneyi küçük bir Medrese-i Nuriye ittihaz etsin.(Dar’ül erkam’da olduğu gibi)”

VAHYİN İHYASI

Bu medrese-i nuriye’ler iktidarın bize hayat hakkı tanımadığı dönemlerde sığındığımız Peygamber (sa) evi gibiydi. 20yy da vahyin kendini yenilemesi hareketi de buradan başladı.

Arkasından mahalle ve semt dersleri, derken gece yürüyüşleri başladı.

Büyük kalabalık denebilecek ve bir akademinin amfisindeki insan sayısı derecesinde dini ders eğitimleri. Ömrünü bu dersleri dinlemekle geçirmiş usta okuyucuların elindeki kitaptan yükselen bilgileri, havada kaparcasına dinleyen gönüllü öğrenciler.

Yaşın önemli olmadığı her yaştan gönüllünün oluşturduğu bir öğrenme halkası içinde olmanın derin hazzının gülümsettiği mutlu yüzler(simalar).

Zaman zaman inter aktivitenin eşlik ettiği duygusal sözlerin ortak yankısı: sabrın ve metanetin kemalata erdiren örtüsü içinde sessizce akıp gider.

Hakikî talebe-i ulûmun sevaplarına ve şereflerine mazhar olduklarını görmek…

Hiçbir resmiyetin olmadığı tamamen gönüllülük esasına dayanan bir toplu eğitim faaliyeti.

Böylece toplumun mevcut toplam bilgi kapasitesini İslam’ın evrensel mesajını anlayabilecek düzeye çıkarma başarısı gerçekleşti. Bu çok önemliydi. Çünkü bu yy da ideolojik tahakküm ve propaganda aletlerinin tarih boyunca en etkili kullanıldığı bir dönemdi.

Bu okul, ailenin içinde, hiçbir resmiyeti olmayan bir okuldur.

AKŞAMLA BAŞLAYAN DERS

Akşam resmi mesaiden kurtuluş sonrası, zamanın artık namazla ölçüldüğü akşam-yatsı tabirlerine dönüştüğü vakitler. Bu vakitler eğitimin başlama saati olacaktı. Bu vakitler eğlence mekânlarının ışıltılı buğulu havasında erimeyecek istikbale doğru büyüyen bir ışıltı olacaktı.

Bu eğitimin müfredatı insanı kemalata götüren inanç değerleri ve davranış biçimidir.

Bu oku emrinin güzellemesi… “ikra’…” sırrının tecellisi...

Kimi alfabeyi öğrenir, kimi yıldızlarda gezinir… Kimi gönül de aklın süzgecini zorlar, kâinatın en derininden süzülür…

Akıl, gönül ve dil bir bestekârın elinden bin sanatla seslenir.

Toplumları yıkan fertleri, dert deryasında boğan benlik! ‘Ben’in hallerini büyüten felsefi çağrışımların frekanslarını bozan meclis!

Her türlü siyasi polemiğin dışında, ilm-i halin içinden sosyal hale geçme gayreti! ‘Ben’ den geçip ‘biz’in içinde eriyen: suya düşen bir buz parçasında eriyip büyüyen benlik.

İHLÂSA EREN ‘BEN’

Ben… Ben… Ben’lerin bir ur gibi sardığı sosyal hayatın çıkmazlarını bir buz kalıbını eriten alev gibi açan bir gönül ve ruh terbiyesi... Dahası, marifetullaha “oku” emrinden çıkıp, meclisin edep halinden muhabettullaha erme gayreti ve sırrı…

Hiçbir ideolojinin sağlayamayacağı bir sükunet içinde yücelme hali. Tepeye en tepeye bir meltem esintisinden çıkış. Maddenin mana halinden katılaşmadan vücut bulması!

Hepsi bu gece yürüyüşlerinin: “isra”nın sırrında yatar. Gece yollara düşüşün sırrı ikra’/oku emrinin tecellisine ermek gayretidir. İşte bu diplomasız akademilerin hiçbir resmi açılışı olmayacak ve hiçbir mesleki beklentisi de olmayacaktı.

Böylece meslekler içinde de ismi geçmeyecek sadece cehd halinde nurlanan bir toplumun “çalışan Allahın sevgilisidir” cümlesine muhatap olma güzelliği… Netice aydınlanan nurlanan bir toplumun huzurlu erdemli hali!

Dindar bir nesil özlemi, dinden uzaklığın katılaştırdığı kalplerin didişme ve çatışma ortamından uzaklaşmanın özlemidir.  
Tüm hayatı boyunca dini baskıları kendine görev bilen iktidarların yıktıklarını görerek, ızdırap içinde geçiren bir kuşağın temsilcisinin dilinden dökülen bilinçaltı bir haykırıştır.

Aslında bu, dindara ızdırap vermeyecek bir iktidarın özleminin ifadesidir.

Meclisinin duvarında ‘hâkimiyet milletin’dir ibaresinin millet kavramını ideolojize ederek, “İslamiyet mill(iy)eti” ruhu içinde benliğini eritmiş kardeşlerin, ilkel duygularını uyaracak şekilde, tahrip eden zihniyete bir sitemdir.

Herkes bu cümleyi doğru anladı. Çünkü kendi zihniyet ölçülerinin mihengine vurdu.

TAKLİTTEN ÇIKIŞ

Bir de Üstadın zihniyet ölçülerine dönerek bakalım:
“…Mevcudiyet-i milleti göstermek lâzımdır. Milletimiz de yalnız İslâmiyet'tir. Zira Arab, Türk, Kürd, Arnavut, Çerkez ve Lazların en kuvvetli ve hakikatlı revabıt ve milliyetleri, İslâmiyet'ten başka bir şey değildir.”

‘Kardeş kanının aktığı bir coğrafyada bütün bu farklılıkları bir kılacak bir bağın varlığını hissetmeme körlüğü içinde olmak! Hissedip te seslenmemek nasıl bir vicdani sorumluluktur?

Bu “dindar nesil” yetiştirmenin ölçüsünü hemen okullara yayma yaygarasına öyle anlamayanda maalesef cümlesini ona uydurmak zorunda kaldı.

Biz “dinsiz eğitim”den “okulsuz bir din”in mensupları olarak yeniden bir “okullu din” eğitimi dilenciliğini bekleyecek bir nesil olmamalıyız.

Bu dinsiz eğitimin bize yadigârı Kürt’leri dağa Türk’leri Silivri’ye gönderen unsurdur. Ana çekirdeği, merhameti alınmış insanlık dersinin batı taklitçiliği yolu ile kitlelere enjekte edilmesidir.

O batı ki ortaçağın karanlığında kralları bile okuma yazma bilmezken, en yoksul mahalledeki müslümanın evinden harıl harıl eğitimin nefes nefese sesi yükseliyordu.

Tahrirler bu batı taklitçiliğinin emperyalist uşaklarının liderliğindeki baskıcı dikta rejimlerine karşı direnişe geçiştir.

Sanki dindar nesil yetiştiren bir iktidara karşı duruş gibi temenni eden beyler…

Korku tünelinin zindanındaki hayal dünyasından uyanamamış beyler, bunu böyle bileler!

Moralhaber.Net



Share |

etiketler: darül erkam , sami akın , meclis , bediüzzaman , Hz Erkam b EbilErkam , küçük medrese nebiye

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
'Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'
'Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'

Star gazetesi yazarı Aziz Üstel, İngiltere eski Başbakanı Winston Churchill’in ''Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'' sözlerinden başlayıp Batı'nın Müslümanlara karşı ne kadar taraflı dağrandığını yazdı.

Ali Bayramoğlu'ndan şok Cengiz Çandar iddiası!
Ali Bayramoğlu'ndan şok Cengiz Çandar iddiası!

Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu köşe yazısında çok çarpıcı bir iddiayı dile getiren Bayramoğlu, KCK operasyonları sırasında Radikal yazarı Cengiz Çandar'ın da KCK'den tutuklanacak isimler arasından olduğunu yazdı.

İsrail'in Hatay merakı!
İsrail'in Hatay merakı!

Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan, Hatay üzerinde cirit atan İsrail heronlarını ve skandallar zincirini yazdı.

Erdoğan'ın kendi çizdiği kırmızı çizgi!
Erdoğan'ın kendi çizdiği kırmızı çizgi!

Erhan Başyurt, başkanlık tartışmalarının geldiği noktayı ve tartışmaların gelecekteki seyrini analiz etti.

PKK'lı teröristten ŞOK Hatay itirafı!
PKK'lı teröristten ŞOK Hatay itirafı!

"Bu saldırı göstere göstere geldi. PKK adeta 'Bürke Yaylası'ndaki adamlarımla saldırıya geliyorum' diye bas bas bağırdı."

Akif Beki: 'El öpen rektörün farkı'
Akif Beki: 'El öpen rektörün farkı'

Açılış töreninde işadamı Mahmut Çalık'ın elini öpen İnönü Üniversitesi'nin rektörü Cemil Çelik, Radikal yazarı Akif Beki'en övgü aldı. İşte Beki'nin "El öpen rektörün farkı" başlıklı yazısı;

Genç darbecilere CIA'den darağacı dersi!
Genç darbecilere CIA'den darağacı dersi!

Star gazetesi yazarı Aziz Üstel, 27 Mayıs darbesinden sonra Talat Aydemir'in darbe girişimini kaleme alarak o dönemdeki diğer darbecilere CIA'in verdiği mesajı yazdı:

Salih Tuna'dan Nazlı Ilıcak'a sert gönderme!
Salih Tuna'dan Nazlı Ilıcak'a sert gönderme!

''Fenerbahçeli olmaktan daha büyük bir şans var: Nazlı Ilıcak olmak!'' kullanan Salih Tuna, bugünkü yazısında Nazlı Ilıcak'ı diline doladı. Tuna, Ilıcak'a geçmişini anımsatarak önemli uyarılarda bulundu.

Alman okullarında din dersi var mı?
Alman okullarında din dersi var mı?

Moralhaber.Net yazarı Cemil Şahinöz, "Alman okullarında İslam din dersi" ni yazdı.

Doktora şiddet ile statta vahşet
Doktora şiddet ile statta vahşet

"Bankada kuyruk beklemek kahvede okey masasında oturmakla geçen vakit önemli olmuyor ama hastaneye gelip te iki tahlil için bir iki saat harcamak ağır gelebiliyor." diyen Dr.Sami Akın'ın yazısı.

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları