Real Parti-Barcelhoca ezeli rekabeti

Moralhaber Yazarı Dr. Sami Akın, kamuoyunun gündemini meşgul eden AK Parti-Gülen Cemaati iddialarının arka planına dair önemli bilgiler paylaştı

23 Şubat 2012 Perşembe - 00:10

kapat
Real Parti-Barcelhoca ezeli rekabeti

Dr. Sami Akın'ın yazısı

Siyaset: Yalanın yılandan daha zehirli olduğu bir ortam.

Vurarak bölemediler, vuruşturarak bölmeye çalışıyorlar. Bölünme ve küskünlük düşmanın gücüne güç katar, seni de yenilmeye mahkûm eder.

Son dönem manşetleri tarafgirlik hissini uyandırmak ve bu konudaki heyecanları harekete geçirmek içindir.

Bir bedende iki göz, iki el, iki kol…

İkisi birlik olmazsa yokluğa mahkûmiyet. Koşar adımken, durmak zorunda kalmak…

Dünya sahnesinde en tecrübeli siyaset ve din adamının bir anda bulunduğu bir ülkenin şansına sahibiz. Kimse böyle bir durumdan ümitsizlik ve çatışma çıkarmasın.

Kimse de tarafgirlik hissine kapılmasın. Düşünün ki tartışılan kurumlar en önemli başarılara imza atmanın arifesindeyken, durmak zorunda kalıyorsa, bundan istifade edecek güçler kimlerdir?

Tartışmanın bir ucunda Hoca Efendi'nin elli yıllık çizgisi, diğer ucunda o çizgiye paralel gelmiş siyaset içinde kah düşmüş kah kalkmış ama kucağını geniş açıp, tüm kardeşlerini içine alacak duruma gelince de iktidar olmuş bir mücadele biçimi.

Bediüzzaman, siyasetteki tarafgirlik ve inatlaşmanın dehşetinden, inanmışları muhafaza etmek adına uzak durmuş. İşte uyarı cümleleri: "Sakın, sakın! Dünya cereyanları, hususan siyaset cereyanları sizi tefrikaya atmasın. Karşınızda ittihad etmiş dalalet fırkalarına karşı perişan etmesin!”

Terör tuzağında bir ülke, ekonomik iflastan kurtulup şahlanınca, dünyanın dikkatini çekti. Tam terörü bitirecek bir havaya girmişken, bu usta ekibi birbirine kırdırmak, en şeytani planlamacıların işi olabilir. Ya da nefsinizin usta bir şeytani manevrasıdır.
Eğer gaflet kapınızı çalmışsa dikkat etmelisiniz. “Her başarının altında benim ekibimin imzası var, kimseye ihtiyacım yok, yolumu kapatanlar açsınlar” dersiniz. Ama greyder gibi de geçemez, bir müddet sonra siz ve yaptıklarınızın hepsi silindir gibi ezilirsiniz.
Şimdi, Hoca Efendi adına ve Başbakan adına konuşanlar ve konuşulanlara bakınca, aslında ikisinin de, belki de hayal etmediği gelişmeler ve kurgulardır bunlar.

EZELİ REKABET HAVASI
Ama ha bire her iki taraf adına yeni çatışma senaryoları ortaya dökmeye devam ediyorlar. Bir ezeli rekabet havasında Barcelona-Real Madrid ya da FB ile GS rekabeti gibi heyecanla anlatılıyor. O maçlar stadlarda açıkça oynanırken, bu maçlar masa başında ve hayallerde kurgulanıyor.

Hoca efendi çizgisinde, tevazunun mahviyetin derinliğinde ilme irfana adanmış bir hayat felsefesini görüyoruz. Bu hedef o kadar geniş ki tüm dünyayı kucakladı.

Diğer taraftan İslam’ın siyaset sahnesinde temsilciliğine soyunmuş, bu uğurda bir ömür vermiş başarılı ve tavizsiz bir siyaset adamı.

İkisinin de bir diğerini yok sayamayacağı bir durumla karşı karşıyayız. Elbette ki onların bu durumda ‘inatlaşmanın körlüğü’ içine girmelerini bekleyemeyiz.

Şu var ki Hoca Efendi’nin zaten tarz olarak körlemesine bir inatlaşmayı benimsemediği ve azami tevazuu, değerlerine zarar vermemek kaydıyla uyguladığını hizmet biçimlerinden anlamak mümkündür.

Bundan çıkarılması gereken, şer odaklarının hala çok güçlü pozisyonlarda olduğu ve gafleti asla affetmeyeceğidir.

VESAYETİN DÖNÜŞÜ MÜ?
Siyasetin üzerinden askeri vesayeti yok ettiler. Ancak yeni bir adli vesayeti de kabul etmeyecekler. Bu yeni Türkiye’nin gerçeğidir.
Bu adli vesayet girişiminde bulunanlar, Oslo görüşmelerini kabullenmeyip sorgulamak isteyen savcı grubudur. “Bu grup ta tamamen cemaatten” iddiası var.

{SAYFALAMA}

Dolayısı ile cemaat terörün bitirilmesi adına girişilen görüşmelerden rahatsız ve istemiyor gibi bir netice çıkıyor.

Bu sonuçlara nasıl varılıyor: geçmiş pratik uygulamalarına bakılarak bu sonuçlara varılıyormuş. Geçmişlerinde bir rekabet varmış.

Bütün dünyada şartlar değişirken, bu liderlerin 70 lere 80 lere tekrar dönmelerinin imkânı mı var? Parti, zaten milli görüş kimliğini bıraktığını resmen söylemesi ile bütün düşüncelerle barışık olduğunu ifade etmiş durumda.

Öylesine abes benzetmeler ki “Cemaat Suriye’ci, AK Parti karşı veya AK Parti İran’cı da Cemaat karşı!”

Ama ikisinin de dindar olduğu ve değerlerin öne çıktığı durumda politik tavırların anlam ifade etmeyeceği gerçeği de ortada. Her yönüyle bir çelişkiler yumağıdır gidiyor.

TOPLUMU DÜZENLEMEK
Cemaat, Türkiye'deki hiçbir etnik grubu dışlamayan inanç temelli bir teşkilatlanma.. Resmi milliyetçi söylemi aşmış durumdalar.

Bu konuda Irak Kürdistan’ında yaptıkları eğitim faaliyetleri PKK’nın sosyalist yapısı ile fikri bir çatışma durumuna girdiler. Bu durum aynı zamanda Türk ulusalcıları da rahatsız ediyor.

PKK için Kürt haklarının yanında ideolojisi daha da büyük önem arz etmektedir.

Erdoğan ve çevresinin Cemaat içindeki bu Kürt tavrına karşı bir tutumu olamaz, çünkü aynı inanç temeline dayanmaktadır.

Dolayısı ile çözüm konusunda birbirine engel çıkarmaları düşünülemez.

Anayasal düzenlemelerin hangi noktalarında tartışmaların olduğunu kestirmek zor!

12 Eylül referandumu nasıl ki tarihi bir değişime imza koyduysa, belki de ondan çok daha önemli bir başbakan konuşmasına şahit oldu. En güçlü ittifakın en kucaklayıcı samimiyetin ifade edildiği bir konuşmaydı. Olması gereken ve özlenen bir tabloydu.

Bu tablo ne cemaat ne de parti için yabana atılır bir manzaraydı.

Bu Türkiye’nin her zaman seyredilmeye değer bir manzarası olarak her zaman zihinlerde canlı tutulması gereken bir manzaraydı.

Hem cemaat hem parti için var olmanın en güçlü anlam ifade ettiği zaman dilimiydi.

Böyle bir zeminde yeniden siyasetin, Üstad’ın tabiriyle ‘tarafgirlik hissi’ ile saldırmanın mantığına geçiş yapmak cinayet gibi olacaktır. Takım taraftarlarının amigolar eşliğinde galeyana gelip stadı yakmaları gibi.

Yeniden toplumu bir gerilime ve sosyal fırtınanın içine sokmamalı. Böyle “fırtınalı bir zamanda sağlam hizmet edilemez.”

Fırtınaya tutulmadan yasal düzenlemeleri yapmak gerekir. Siyaseten meşruiyet kazanmış ama kanunda sağlam temeli olmayan (başörtüsü dahil) bazı meselelerde, ilerde yeniden ama daha büyük sıkıntılar yaşanabilir.

Kürt kimliği ve dili ile ilgili herhangi bir kanuni düzenleme var mı? YOK!

Evet, TV açık ama hangi usule göre…

İttifak 12 Eylül düzeninin gitmesi içindi. Yoksa ‘o kötüydü’ düşüncesini tescilleyip aynı kanun ve nizamın üstüne oturmak zorunda kalmamalıyız.

Demokratikleşmenin yasal zemini tamamlanmalı, yoksa her taraftan mızrakın çuvalı delmesi gibi sivriliklerle baş başa kalırsınız.

Siz sadece adaletin külahını zulmün başından aldınız. Hala zulmün bedeni, kanunlar halinde olduğu yerde duruyor.

Moralhaber.net



Share |

etiketler: haber , yorum , dr sami akın , erdoğan , ak parti , cemaat , ayrılık , said nursi , bakış açısı

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
'Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'
'Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'

Star gazetesi yazarı Aziz Üstel, İngiltere eski Başbakanı Winston Churchill’in ''Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'' sözlerinden başlayıp Batı'nın Müslümanlara karşı ne kadar taraflı dağrandığını yazdı.

Ali Bayramoğlu'ndan şok Cengiz Çandar iddiası!
Ali Bayramoğlu'ndan şok Cengiz Çandar iddiası!

Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu köşe yazısında çok çarpıcı bir iddiayı dile getiren Bayramoğlu, KCK operasyonları sırasında Radikal yazarı Cengiz Çandar'ın da KCK'den tutuklanacak isimler arasından olduğunu yazdı.

İsrail'in Hatay merakı!
İsrail'in Hatay merakı!

Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan, Hatay üzerinde cirit atan İsrail heronlarını ve skandallar zincirini yazdı.

Erdoğan'ın kendi çizdiği kırmızı çizgi!
Erdoğan'ın kendi çizdiği kırmızı çizgi!

Erhan Başyurt, başkanlık tartışmalarının geldiği noktayı ve tartışmaların gelecekteki seyrini analiz etti.

PKK'lı teröristten ŞOK Hatay itirafı!
PKK'lı teröristten ŞOK Hatay itirafı!

"Bu saldırı göstere göstere geldi. PKK adeta 'Bürke Yaylası'ndaki adamlarımla saldırıya geliyorum' diye bas bas bağırdı."

Akif Beki: 'El öpen rektörün farkı'
Akif Beki: 'El öpen rektörün farkı'

Açılış töreninde işadamı Mahmut Çalık'ın elini öpen İnönü Üniversitesi'nin rektörü Cemil Çelik, Radikal yazarı Akif Beki'en övgü aldı. İşte Beki'nin "El öpen rektörün farkı" başlıklı yazısı;

Genç darbecilere CIA'den darağacı dersi!
Genç darbecilere CIA'den darağacı dersi!

Star gazetesi yazarı Aziz Üstel, 27 Mayıs darbesinden sonra Talat Aydemir'in darbe girişimini kaleme alarak o dönemdeki diğer darbecilere CIA'in verdiği mesajı yazdı:

Salih Tuna'dan Nazlı Ilıcak'a sert gönderme!
Salih Tuna'dan Nazlı Ilıcak'a sert gönderme!

''Fenerbahçeli olmaktan daha büyük bir şans var: Nazlı Ilıcak olmak!'' kullanan Salih Tuna, bugünkü yazısında Nazlı Ilıcak'ı diline doladı. Tuna, Ilıcak'a geçmişini anımsatarak önemli uyarılarda bulundu.

Alman okullarında din dersi var mı?
Alman okullarında din dersi var mı?

Moralhaber.Net yazarı Cemil Şahinöz, "Alman okullarında İslam din dersi" ni yazdı.

Doktora şiddet ile statta vahşet
Doktora şiddet ile statta vahşet

"Bankada kuyruk beklemek kahvede okey masasında oturmakla geçen vakit önemli olmuyor ama hastaneye gelip te iki tahlil için bir iki saat harcamak ağır gelebiliyor." diyen Dr.Sami Akın'ın yazısı.

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları