Bir annenin oğluna nasihati

Müslüman bir kız... Müslüman bir eş... Müslüman bir anne ol...

21 Haziran 2011 Salı - 14:53

kapat
Bir annenin oğluna nasihati

Âmine Ateş Kabaktepe'nin yazısı

Kadın, toplumu oluşturan en büyük dinamiklerden biridir. Toplumun mayasını oluşturan kadının bozulması ailenin, neslin insanlığın ve geleceğin bozulması demektir.

Manevi değerlerine, tarihine, özüne yabancılaşan kadının içinde bulunduğu buhranların, şaşkınlığın kısacası kimliksiz olmanın getirdiği çöküntü; toplumun tümüne yansımaktadır. Özlediğimiz; milli ve manevi değerlerine bağlı, şahsiyetli, imanlı, şuurlu topluma ulaşmak için, önce ahlak ve maneviyat düsturu içerisinde kadının bilinçlendirilmesine şiddetle ihtiyaç vardır.

Müslüman Türk kadının sosyal, siyasal İslami boyutunu ele almak için öncelikle tarih içerisindeki durumunu ve gelişim seyrini incelemek gerekir. Türklerin Orta Asya'daki varlığından itibaren İslam dininin kabul edildiği 8. yüzyılın ortalarına kadar olan dönemde, Türk kadını toplumsal konum bakımından büyük ölçüde erkekle eşitti. Hun hâkimiyetinin sürdüğü devirlerde devletin başı hakan, eşi hatun ile birlikte devleti temsil ederlerdi. Türklerin ilk yazılı belgeleri olan Orhun Kitabelerinde Türk kadınından saygı ile bahsedilir. Devlet ve milletle ilgili önemli kararların alındığı kurultaylara hatunlar da katılır ve etkili olurdu. Kadın erkekler gibi çok iyi ata biner ve kılıç kullanırdı.

İslam, kadına hak ettiği değeri verdi

İslam'da kadın hiçbir zaman ikinci plana itilmemiş, sadece görevleri ve sorumlulukları itibariyle aralarındaki farklılık sebebiyle kadına erkekten ayrı ve özel olarak yer verilmiştir. Kadına erkeğe verilen görevden daha ağır ve daha önemli bir görev olan "toplumu inşa etme görevi" yüklenmiştir. Son yüzyılda Batı zihniyet ve kültürü İslami ülkelere sızdı ve Müslüman kadınların ideallerini alt-üst ederek; ahlak, gelenek ve itikadi değerlerinin çoğunu değişime uğrattı. Ne yazık ki, fikri ve itikadi gerçeklerin batı ve batı hayranlarının menfi propagandasına hedef olması, ahlakî ve dini esaslarımızı yıkmayı hedefleyen İslam düşmanlarının siyasetleri sonucunda Müslüman kadın, yabancıların örf ve geleneklerine körü körüne uyan bir fert haline geldi. Hatta bazı kesimler Müslüman kadının iffet ve haysiyetine karşı tertiplenen bu saldırıları meşrulaştırmak yolunu bile aramaya kalkışarak İslam'da örtünme, başı örtme diye bir emrin olduğu hususunda şüphe uyandırmaya başlamışlardır.

Kadın ve erkek, genel insani temeller açısından eşit olmalarına rağmen kadının, kendi türüne mahsus olan incelik ve kibarlığı açısından erkeğe kıyasla hissedilen ve inkâr edilemez bir farkı var. Erkeğin de erkeklik açısından gönül bağlaması ve göz gezdirmesi inkâr edilemeyecek bir gerçektir. Kadın bir çiçektir. Bu, kadının yaratılışı açısından ne kadar ince ve hassas bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Böyle bir yapıya sahip olan bir varlık eğer gereğince muhafaza edilmezse, aklın ve dinin belirlediği sınırlar dâhilinde korunmazsa çiçek gibi solup özelliğini yitirecektir.

Bir de herkesin uzaktan veya yakından bildiği bir mesele var oda şu; feminizm. Evet, batı kültürünün ürünü bir düşünce biçimidir.  Feminizm; kadın ve erkek eşitliğini, sosyal hayatın her alanında erkeğin sahip olduğu hakların aynı surette kadına da verilmesi gerektiğini savunan bir düşünce biçimidir. Kadın ve erkeğin eşitliğini savunmak realist fıtri yapıyı inkâr etmek demektir. Çünkü kadın ve erkek yaratılış itibariyle eşit değildir. Kadın kadın olarak muayyen özelliklere, erkekte erkek olarak muayyen özelliklere sahiptir. Kadının sahip olduğu özelliklere erkekler kadir olmadığı gibi erkeğinde sahip olduğu özelliklere kadınlar kadir değildir. Bunlar Allah'ın yarattığı varlık âlemine koyduğu değişmeyen kanunlardır. İslam erkeği ve kadını içgüdü ve organik ihtiyaçları olan bir insan olarak ele alır ve ne bunları yok sayar ne de fıtratta var olmayan özellikleri sanki varmış gibi gösterir.

Zaten batı toplumu bu düşünceyi savunurken bir yandan da kendi kendileriyle çelişmektedir. Örneğin; ağır sanayi, kazı, inşaat yapımı vs. gibi işlerde kadın çalışan yok denecek kadar azdır. Yine yönetim gibi siyasi işlerle uğraşan kadınların sayısı da erkeğe nazaran çok azdır. Çocuk bakımıyla ilgili mesleklerde, hemşirelik, hasta bakıcılığı vs. gibi işlerde de erkek çalışan sayısı yok gibidir. Madem erkek ve kadın eşittir neden kadınlar ve erkekler her meslek alanında eşit sayıda değildir? Zarafette, duygusallıkta, nezakette, şefkat ve merhamette erkek kadına yetişemez. Aklî muhakemede, soğukkanlılıkta, fikri tahlil, yani çözümlemede de kadın erkeğe yetişemez. Burada kadın ve erkek eşit değildir derken kastedilen fıtri özellikler açısından eşitlilik söz konusu değildir. Yoksa Allah indinde kadın-erkek eşittir ve herkes ahirette yaptığının karşılığını görecektir.

Bir annenin oğluna nasihati

Mübarek hanım sahabelerden Hz. Ebu Bekir'in kızı Hz. Esma'nın oğlu Abdullah ile yaptığı istişare dillere destandır.   "Haccac Mekke'yi kuşatmış, Ebu Kubeys dağından bu mübarek şehri mancınıklarla taşa tutmuştu. Kuşatmanın altıncı ayında Mekkelilerin yiyecekleri tükenmişti, taraftarları Abdullah'ı terk etmeye başlamıştı. Abdullah'ın yanında pek az adam kalmıştı. Haccac ona, teslim olduğu takdirde kendilerine bir şey yapmayacağına dair haber salmıştı. Abdullah ibni Zübeyr annesinin yanına giderek dedi ki:

-Anneciğim! Halk beni terk etti. Hatta kendi oğlum bile beni bırakıp gitti. Yanımda az bir adam kaldı. Onlarda en fazla bir saat dayanabilir. Bu herifler bana ne istersem verecekler. Ne yapmamı uygun görürsün?  Hz. Esma ona şunları söyledi:

-Oğlum! Sen kendini daha iyi bilirsin. Davanın hak olduğundan ve halkı Hakk'a çağırdığından eminsen, diren. Senin bütün adamların, arkadaşların Hak yolunda öldüler. Boynunu Beni Ümeyye oğlanlarının ellerine teslim edip oynatma! Eğer bunu dünyalık kazanmak için yapacaksan, sen ne kötü bir kulmuşsun! Böylece hem kendini hem de senin yanında yer alanları mahvetmiş oldun demektir. Eğer, Ben doğru yoldaydım. Fakat arkadaşlarıma baygınlık gelince gücümü kaybettim" diyorsan, bu yiğitlerin yapacağı iş değildir. Dünyada daha ne kadar yaşayacaksın? Ölmek daha iyidir..." dedi.

Esma bu tarihi konuşmadan bir müddet önce gözlerini kaybetmişti. Bu uzun konuşmanın sonunda oğluyla vedalaşırken, onun üzerinde zırh bulunduğunu anladı. "Bu şehitlik isteyenlerin yapacağı iş değildir" diyerek üzerindeki zırhı çıkarmasını istedi.

Sen sabrınla bir Asiye ol...

İffetinle bir Meryem...

Tevekkülünle bir Hacer...

Cömertliğinle bir Hatice...

İlminle bir Aişe...

Cihadınla bir Fatıma...

Müslüman bir kız...

Müslüman bir eş...

Müslüman bir anne ol...

Milli gazete



Share |

etiketler: Amine Ateş Kabaktepe , kadın , toplum , Orta Asya , türkiye , aile , anne , kimlik , müslüman

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
4+4+4 sistemine karşı çıkanlara sert yanıt
4+4+4 sistemine karşı çıkanlara sert yanıt

''Sökün çocukların ruhlarına bağladığınız ideolojik dikenli telleri.'' diyen Adem Güneş, 4+4+4 yeni eğitim sistemine karşı çıkanlara pedagog gözüyle tokat gibi cevap verdi: ''Gelecek yüzyıllara daha bilge insanlarla girmesine kapı aralayacak''

Sivasspor Kulübü Başkanı Otyakmaz: 'Kupada iddialıyız'
Sivasspor Kulübü Başkanı Otyakmaz: 'Kupada iddialıyız'

Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Otyakmaz, Galatasaray'ı 1 - 0 yenerek çeyrek finale kalan oyuncularını tebrik ederken, kupada iddialı olduklarını söyledi. Takımının İstanbul'da Ziraat Türkiye Kupası'n

Eşler geçinemediğinde aileler nasıl davranmalı?
Eşler geçinemediğinde aileler nasıl davranmalı?

Sorunlar, anlaşmazlıklar her evlilikte olur. Bazen sorunlar büyüktür ve evin dışına taşar. İşte böyle durumlarda aileler ne yapmalı?

Ve insanın dramı işte burada başlar!
Ve insanın dramı işte burada başlar!

Pedagog Adem Güneş çocuk ile anne arasındaki ilk yıllara dikkat çekerek, bir bebeğin henüz tanımadığı sesler ve görüntüleri gördüğü zaman teselliciye ihtiyacı olduğuna değindi. İşte o yazı;

Sanal alem evlilikleri yıkıyor
Sanal alem evlilikleri yıkıyor

Sanal alemde gereğinden fazla vakit geçirmek evlilikleri çatırdatıyor.

Kurban, çocuklar için ne ifade eder?
Kurban, çocuklar için ne ifade eder?

Sizinle geçireceğim ikinci bayram da geldi, hoş geldi. Ama bu bayram öteki gibi şeker şerbet değil. İnekler, koçlar, koyunlar dört bir yanda. Bizim de koçumuz var. Hem de kınalı.

'Çocuğa çok oyuncak değil, sevgi ve alaka gösterin'
'Çocuğa çok oyuncak değil, sevgi ve alaka gösterin'

Çocukları oyuncağa boğmak, ebeveyn ile çocuk arasında gerekli olan duygusal yakınlığın yerini tutmuyor.

Çocuk yetiştirmede hissi melekenin önemi
Çocuk yetiştirmede hissi melekenin önemi

Veliler tarafından hayatta başarılı olabilmesi için kurs kurs gezdirilen çocuklarda bir süre sonra tükenmişlik hissi görülüyor. Psikolog Berrin Göncü'den ebeveynleri çocuk yetiştirmede hissi melekenin önemini anlatıyor.

Ramazan'da çocuk eğitimi nasıl olmalı?
Ramazan'da çocuk eğitimi nasıl olmalı?

Pedagog Adem Güneş, Ramazana pedagojik olarak bakıldığında çocuklara nasıl bir eğitim verilmesi gerektiğini açıkladı.

Çocuklarımızın kahramanlara ihtiyacı var
Çocuklarımızın kahramanlara ihtiyacı var

Süpermen, Örümcek Adam, Batman, Heman, Terminatör gibi sinemanın asılsız ve gereksiz kahramanları çocuklara iyi örnek olamıyor.

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları