Makyaj yapan ölüler

Makyaj Yapan Ölüler kitabında kurduğu düzenin çarkına sıkışmış kalmış bizlerden bahsediyor Ali Ural.

05 Aralık 2011 Pazartesi - 15:53

kapat
Makyaj yapan ölüler

Öznur Sultan Balık'ın yazısı

Makyaj Yapan Ölüler kitabında kurduğu düzenin çarkına sıkışmış kalmış bizlerden bahsediyor Ali Ural. Herkesin bir şekilde dönüp dolaşıp ‘aslında bunu ben de yapıyorum’ diyeceği, kalbi olanların vicdani muhasebe başında kafa patlatacağı, gönül yoracağı bir kitap bu. İnsan olabilmek için çaba sarf etmek zorunda kaldığımız yani doğamızdan bu derece uzaklaştığımız gerçeğinin buz gibi bir şafak vaktinde yüzümüze çarpılan avuç dolusu su taklidi yapan bir kitap.

‘’Makyaj yapan ölüler tabutlarıyla mezarlarına inerken, çivisi çıkmış bir saat duvardan yere düşüyor. Akrebi kopmuş saatin; hangi zamanı gösterdiğini kimse bilemez.’’ Yere düşen bu saat bizler oluyoruz. Akrep, kalbimiz. Rotasını kaybetmiş, kayıp bir akrep. Vaktin hangi süreyi gösterdiği artık bilinmiyor. Bilinmiyor bu elmanın hangi daldan düştüğü. Çürümüş, pörsümüş ve yenilme cazibesini yitirmiş bu elma, çekirdeklerinden filizlenmenin hesabını tutarken bir bakteri yuvası halini almış. Kalplerimizin tekabül ettiği bu çürük elmanın talihsiz sonu, sanki sonsuzluğun sonu gibi…

Dilek ve arzularımızı yazıp içine attığımız bir kutu halini alan dualarımız, ucunun nereye dokunacağını kestiremediğimiz, ayrıntıları ve daha da önemlisi rızayı göz ardı ettiğimiz felaketlere yol açmaya bir vesile olabilir mi gerçekten?

İyi bir iş istedik. Çok para istedik. ‘’İsteyin’’ diyen yüce yaratıcı da verdi. Sonra o parayla evler aldık. Buradan sonrasında tam sevinecektik ki; Ali Ural sesi gür bir meczup, bir deli derviş gibi çıkıp şunları haykırdı:

‘’Ey kutsal ağrı! Biz böyle olsun istememiştik. Mazlumların sesini yalıtmak için, ahşap pencerelerimizi plastik pencerelerle değiştirdik.’’

Biz karşılığında ağzımızla kulağımız arasındaki mesafeyi minimuma indirecekken bu duanın nihayetinde belki de iki gözümüz arasındaki mesafeyi aza indirdik. Kaşlarımızı çattık, yüzümüzü ekşittik. Çünkü aslında biz bunu istememiştik.

ACIYI DUYACAK KULAK YA DA GÖNÜL…

‘’Sesleri gürültülerin içinden kim çekip çıkaracak?’’

Kimisine hatır için kimisine iki satır için üye olduğumuz gazeteler, susmak bilmeyen telefonlarımız, hareketliliğinden asla taviz vermeyen televizyonlarımız, bağırmadıklarında onları duymadığımızı zanneden siyasetçilerimiz, kalpazanlar, -muş gibi yapanlar… Tüm bunların gürültüsü içinde dinleyebildiğimiz, kulak asabildiğimiz sesler öyle cılız ve az ki… Sesler, kalabalık ve fakir bir aile gibi şimdi. Birini yedirsek diğeri aç, birini giydirsek öbürü açıkta. Bu yüzden kolayına kaçıyoruz; duymazdan geliyoruz ya da gerçekten duymuyoruz. Ali Ural’ın bu sorusu haliyle cevapsız kalıyor. Çünkü kimse ne kulağıyla acıyı duyuyor, ne gönlüyle acı duyuyor. Vehametimizi de şu cümleyle özetliyor:

‘’Madenciler yerin yüzlerce metre altından cevherleri çıkarta dursun, hiçbir haksızlık gözümüzden bir damla yaş çıkartamıyor!’’

Kitapta gözümüzün ardına ne koyduysak onu tutup önümüze getiriyor yazar. Kadavralardan elde edilen tıbbi malzeme ile dudaklarını kalınlaştıran güzellerin kanınızı donduran öpücük sevdalarından ayakkabısını değil, hayatını kaybeden bir genç kıza, uykularını soyunup tutkularını giyinen deli fişek avcıların kendi köpeklerine av oluşlarından giden ve giderken bizlere yokluklarından başka hiçbir şey bırakmayacak olan ağaçlara… Aklınıza gelmeyecek evet, gelmeyecek her konuya değiniyor. Onun bu özeleştiri mahiyetindeki iğneleyici yazılarında fark ediyorum; hepimizin aslında birer günah stajyeri olduğunu fakat yalnızca branşlarımızın farklı olduğunu…

En bilindik numaraların anlatıldığı ‘’Boyama Kitabından Yırtılmış Sayfalar’’ Başlıklı bölüm ise en çok kanımı donduran bölüm oluyor. Pazar yerinde elmaları kirli bir bezle parlatıp, kırmızı olan yanını müşteriye çeviren pazarcıdan, mankenin açılan göğsüne ‘yürek hoplatan iş kazası’ diyen muhabirden, siyah saçlı, kahverengi gözlü kadının sarıya boyanmış saçlarından ve yeşil lens takılmış gözlerinden, eski yoğurtlara yeni tarih barkotu basan süpermarket görevlisinden, bankta el ele oturduğu kıza ‘seni seviyorum’ diyen gençten, solaryumda beyaz tenini güneş ışığıyla değil yapay bir makineyle esmerleştirenlerden, ortağına ‘bu malzemeyle iki bina yapılır’ diyen müteahhitten, internette konuşurken ‘Amerika’da okudum ve bir reklam şirketinde Art Direktörüm’ diyen sonra da hesabı ödeyemeyen bir gençten… Böyle bilindik ve böyle bilmezden gelindik meselelerden bahsediyor.

Sözü kitabın sahibine bırakıyor ve bitiriyorum: ‘’Boyamayı ne çok seviyoruz. Boyuyor, ama renk vermiyoruz. İşin rengi değişiyor, ama biz değişmiyoruz. Renkten renge giriyor, ama renk körlüğü yaşıyoruz. Her ne kadar renkli simalar varsa da aramızda, ren katmıyorlar hayatımıza. Büyüdük, ama boyama kitaplarından bir türlü kurtulamıyoruz. Boyacı küpü değil ki daldırıp çıkaralım! Newton’un prizması yok ki elimizde; renkleri ayıralım. ‘’



Share |

etiketler: haber , kitap , Ali Ural , Öznur Sultan Balık , Makyaj Yapan Ölüler

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
Gemlik kitabı çıktı
Gemlik kitabı çıktı

Eski Kaymakam Bilal Çelik tarafından çalışmaları başlatılan, sponsorluğu Borusan firması tarafından üstlenilen ve Yrd. Doç. Dr. Bedri Yalman tarafından yazımı tamamlanan 'Gemlik' isimli kitap basına tanıtıldı.

Ünlü yazarlardan Kocaeli Kitap Fuarı’na tam not
Ünlü yazarlardan Kocaeli Kitap Fuarı’na tam not

Kitap Fuarı’nın son gününde okurlarıyla buluşan yazarlar Kocaeli Kitap Fuarı’nın marka haline geldiğini söyledi.

İlim ve kütür dünyamıza dev katkı
İlim ve kütür dünyamıza dev katkı

İslam Hukuku Uzmanı ve Hukuk Tarihçisi Prof. Dr. Ahmed AKGÜNDÜZ, "35 yıllık rü'yam" adını verdiği ve üzerinde titizlikle çalıştığı İslam ve Osmanlı Hukuku Külliyatı'nın ikinci ve üçüncü ciltlerini de çıkardı.

Ünlü yazarlar hafta sonunda Kitap Fuarı’nda
Ünlü yazarlar hafta sonunda Kitap Fuarı’nda

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl dördüncüsünü düzenlediği ve vatandaşlardan büyük ilgi gören Kitap Fuarı Türkiye’nin seçkin yazarlarını ağırlamaya devam ediyor.

Sonsuz 'Bir' Aşk
Sonsuz 'Bir' Aşk

İstanbul’dan Kudüs’e, Mescid-i Aksa’dan göklere, ‘sır’ dolu bir yolculuk…

Mehmet Gündem: 'Lüzumlu Adam İshak Alaton'
Mehmet Gündem: 'Lüzumlu Adam İshak Alaton'

Gazeteci yazar Mehmet Gündem, duayen işadamı İshak Alaton'un hayatını anlattığı ''Lüzumlu Adam İshak Alaton'' kitabı için ''Kendimi ön plana çıkararak onu öldürmek istemedim.'' dedi.

Peygamberimiz ve annesinin romanı
Peygamberimiz ve annesinin romanı

İmgelere yüklenen hiç bir anlam Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) ve annesi Amine Hatun kadar tesirli ve ihtişamlı olamamıştır. İşte Emine Fikriye Beledli'nin kaleminden "Dürr ve Sadef' romanının hikayesi;

Kozmosa dair Kur'an ayetleri
Kozmosa dair Kur'an ayetleri

"Göklerin Kapıları" adlı kitabın yazarı Prof. Dr. Osman Çakmak, uzay, fizik ötesi evren sırlarına dair bilmek istediklerimizi güncel ve akıcı bir dil ile okura sunuyor.

Allah yolunun yardımcıları havariler kitap haline getirildi
Allah yolunun yardımcıları havariler kitap haline getirildi

Eğitimci Yazar Muammer Türk tarafından kaleme alınan 'Havariler ve Habibi Neccar' isimli kitap Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 14930 nolu sertifikası ile yayınlandı.

Hasan el-Basri'nin Kader Risalesi Şerhi yayınlandı
Hasan el-Basri'nin Kader Risalesi Şerhi yayınlandı

Mustafa İslamoğlu’nun Hasan el-Basri’nin Kader Risalesi Şerhi yayınlandı.

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları