Zeynep Didem Gezgin'in haberi
Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin düzenlediği “Bâbıâli Sohbetleri” çerçevesindeki programın sunuşunda konuşan Mehmet Nuri Yardım, türkülerin bizim ruh dünyamızı yansıtan, gönül iklimimizi ifade eden eserler olduklarını belirterek, “Yüzyılların imbiğinden geçen, dilden dile aktarılarak nesilden nesile günümüze akıp gelen türküler bugün çok seviliyor. Bugünkü türkülerimiz gelecek nesilleri de besleyecek, yeter ki sahip çıkalım.” dedi.
Daha sonra konuşan Esat Kabaklı, Elazığ’da sanat hayatını anlatarak konuşmasına başladı, ilk ve orta öğrenim yılları sırasında bağlama çalarak türkü söylediğini dile getirdi. Esat Kabaklı şöyle konuştu:
“Çocukluğumu yaşadığım Elazığ’da pek bağlama çalınmazdı. Ben bağlamayı hocasız, kendi kendime öğrendim. O zaman Hâfız Burhan, Bekir Sıtkı Sezgin Bey tarzında mûsikî çalışmaları olurdu. Orta ikinci sınıfta iken Kadir ağabeyimle, sazlara baka baka öğrendik. Bir ay geçmeden de öğrendim. İstekli olan sanatı öğrenir. Biz de merak ettik. Ortaokulda iken lisenin mezuniyet gecelerine katılır, bağlamamla öğrencilere çalar söylerdim. Saz çalmayı kendi kendime öğrendim, kimseden yardım almadım, gece gündüz çalıştım.”
Elazığ’da lisede okurken koro yönettiğini ifade eden Esat Kabaklı, “Elazığ Harput’ta 3 - 5 kişi bağlama çalıyordu. Bağlama çalmak günümüzde ihmal ediliyor. Ben her zaman büyük bir heyecanla türkü söylüyorum. Söylediğim türkülerin sayısını unuttum. İnsan istedikten sonra her sanatı öğrenebilir, yeter ki azimli olsun. Her gece bağlamamı öpüp öyle uyuyorum.”
TRT BİR MEKTEPTİ
Yetişme çağında, TRT’den çok yararlandıklarını belirten Esat Kabaklı, konuşmasına şöyle devam etti:
“TRT kanalı vasıtasıyla Türk halk müziğini sevmeye başladım ve dinlemeye başladım. Türk müziğinde Konya, Ege havaları okudum. Devamlı radyo dinliyordum. 1967-1977 yılları arasında televizyonlar yoktu. Elazığ Harput’ta daha sonra üniversite imtihanlarına girdim ve kazandım. İnşaat Mühendisliğini kazandım fakat üniversiteyi bitiremedim. 1980’li yılları karışık dönemdi, her tarafta anarşi kol geziyordu. 12 Eylül zamanlarında ben devamlı halk müziğimizle ilgilendim. 1980 yılında evlendim. Okuduğum sanat lisesinden motor bölümünden mezun oldum. Türk hak müziği korosunu kurdum. 1980 yılında konservatuarı kazandım.”
İstanbul’a geldikten sonra Nida Tüfekçi, Neriman Altındağ Tüfekçi, Ârif Sağ gibi sanatçılarla tanıştığını ifade eden Kabaklı, “Bir süre işsiz kaldım, hanım Elazığ’daydı, 1983 yılında Erzurum Konservatuvarı’nı kazandım.” dedi.
TÜRKÜLERİMİZİ SEVMELİYİZ
Kendi kültürümüzü bilmemiz gerektiğinin altını ısrarla çizen Esat Kabaklı, “Bütün meselelere kendi penceremizden, kendi gönül dünyamızdan bakmamız lâzım. Bizim büyük bir medeniyetimiz var. Kendi kültürümüzü bilmemiz gerekir. Armoni bilgisine az değer veriyoruz. Türkülerimizi sevmeliyiz ve dinlemeliyiz. Geçmişte türkülere pek değer verilmedi, sahip çıkılmadı, bugün durum daha iyi. Biz kendi müziğimize sahip çıkarsak çağdaş olabiliriz. Türküler gökten zembille inmedi, halk yaşadı ve bunları nesilden nesile yaşattı.” diyerek konuşmasını tamamladı. Kabaklı, konuşmasından sonra “Mendilim işle yolla”, “Bil oğul”, “Allı turnam bizim ele varırsan”, “Mihriban”, “Er Meydanı”, “Kiziroğlu Mustafa Bey”, “Gurbet Elde bir hâl geldi başıma” gibi sevilen türküleri seslendirdi.
PROGRAMA BÜYÜK İLGİ
Soğuk havaya rağmen geniş bir ilginin gözlendiği toplantıya katılanlar, zaman zaman Esat Kabaklı’nın bağlamasıyla çalıp söylediği türkülere eşlik ettiler. Program her zaman olduğu gibi Ahmet Yüter’in manzum duası ve çekilen hâtıra fotoğrafları ile son buldu. Toplantıya Şerif Aydemir, Mehmet Köşker, Yusuf Bilge, Faruk Gökbulut, Nihat Çeçen, İbrahim Özgün, Atilla Şahiner, Hüdavendigâr Onur, Savtekin Mengi, Abdülkadir Karataş, Recep Arslan, Yusuf Gedikli, Saffet Keskin, İsmetullah Güler, Osman Sarıköse, İbrahim Güleç, Mustafa Kılılç, M. Fatih Aydemir, Cansaran Kızıltaş ve diğer kültür sanat meraklıları katıldı.
TÜRKÜLERE ADANMIŞ ÖMÜR
1954 Elazığ doğumlu olan Esat Kabaklı, Elazığ Devlet Mühendislik ve mimarlık Akademisi’ni ve ardından da İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nı 1986’da bitirdi. Elazığ Musiki Cemiyeti’nde kurduğu Halk Müziği Topluluğu’nu uzun yıllar yönetti. 1982 yılında TRT Erzurum Radyosu T.H.M. Ses Sanatçılığı Sınavını birincilikle kazanan ve Erzurum Radyosu’nda bir yıl görev yapan Esat Kabaklı, 1983 yılında İstanbul Konservatuvar Türk Halk Müziği İcra Heyetinde ses sanatçısı olarak çalışmaya başladı. Ayrıca TRT İstanbul Radyosu’nun T.H.M. emisyonlarında yer aldı. 1986 yılından itibaren TRT İstanbul Radyosu’nda on iki yıl süre ile görev yaptı. 1998 yılında tekrar İ.Ü. Devlet Konservatuvarı’na geçti. Halen bu kurumda, sanatçı öğretim görevlisi statüsünde, Türk Halk Müziği Topluluğu’nun Şefliğini yürütmektedir. Türk Halk Müziği genel repertuarına derlemeleri ile kaynak sağlayan sanatçılardan birisi olan Kabaklı, ses sanatçısı olarak yurdun pek çok yöresinde ve bu arada yurtdışında da konserler verdi. Oğul (1997), Kirve Memi (2000), Yalnız Türküler / Göç (2002) ve Siyah Beyaz Türküler / Sürgün (2005) adlı dört albümü bulunan Esat Kabaklı evli ve iki kız çocuğu babasıdır. Esat Kabaklı “Şeyhül Muharririn” Ahmet Kabaklı’nın yeğeni ve Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Servet Kabaklı’nın amcaoğludur.
Sanatalemi








