Ahmet Öztürk'ün haberi
Aydınlar Ocağı’nın efsanevî lideri Prof. Dr. Süleyman Yalçın için düzenlenen program muhteşem oldu. TZT Kültür Merkezi salonunu dolduranlar, Süleyman Yalçın’a sevgilerini gösterdiler. Nevzat Yalçıntaş, Metin Eriş, Salih Tuğ, Uğur Derman, Üstün İnanç ve Rasim Cinisli, Yalçın’ın büyük hizmetlerini anlattılar.
Fikir ve sanat hayatımızın unutulmayan isimlerinden Prof. Dr. Süleyman Yalçın adına düzenlenen saygı toplantısı bir çok eski dostu buluşturdu. Özellikle 1960’lı ve 1970’li yıllarda Türkiye’nin geleceği için büyük mücadele verenler, ağabeyleri ve önderleri olan Süleyman Yalçın’ı yalnız bırakmadılar. Aydınlar Ocağı’nın efsanevî Başkanı Süleyman Yalçın, arkadaşlarının anlattıklarını dinlerken zaman zaman duygulandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nın düzenlediği ve ve Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin katkılarıyla gerçekleşen toplantıda hâtıralar canlandı, dostluklar tazelendi. Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’ndeki programda Erol Mermer’in yönetiminde hazırlanan belgelik film gösterildi. Süleyman Yalçın, evinde çekilen filmde, Mehmet Nuri Yardım’ın sorularına cevap verirken çocukluğunu, eğitim ve gençlik yıllarını, Aydınlar Ocağı’nı arkadaşlarıyla kurarken yaşadıklarını ve tanıdığı ünlüleri anlatıyor.
Program, film gösteriminin ardından panelle devam etti. Mehmet Nuri Yardım’ın yönettiği panelde Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Prof. Dr. Salih Tuğ ve Dr. Metin Eriş, yakından tanıdıkları Prof. Dr. Süleyman Yalçın’ın bilinmeyen yönlerini anlattılar. Toplantıda, Aydınlar Ocağı’nın kuruluşunda ve diğer kurumlardaki çalışmalar esnasında Yalçın’la omuz omuza mücadele eden dava arkadaşları, dinleyicileri de geçmişe götürdüler.
Programı yöneten ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım, Süleyman Yalçın’ın Türkiye’nin ruh mimarlarından ve mütefekkirlerinden olduğunu, Türk-İslâm sanatlarının yeniden fark edilmesi ve fikir dünyamızın rayına oturmasında büyük emekleri olduğunu söyledi. Yardım, “Süleyman Yalçın ve dâvâ arkadaşları, yaptıkları büyük mücadeleler ile değerlerimizin korunmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını sağladılar. Onların hakkı ödenmez. Onlara millet olarak hepimiz şükran borçluyuz.” dedi. Yardım, Yalçın ve arkadaşlarının 1970’li yıllarda düzenledikleri yüzlerce konferans ile binlerce gencin çok iyi yetişmesine ciddi katkılarda bulunduklarını da sözlerine ekledi.
“SÜLEYMAN YALÇIN BİR SAVAŞÇIDIR”
Programın açılışında konuşan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal ve Kültürel İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürü Hüseyin Öztürk, bazılarının sessiz sedasız çalıştığını, hizmetlerinin sonradan göründüğünü, Süleyman Yalçın Hocanın da böyle gayretli insanlardan olduğunu belirterek, “Süleyman Yalçın’ı konuşmak bizim için şereftir.” dedi.
Süleyman Hoca’yı anlatması için mikrofon uzatılan dava arkadaşlarından Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, yakından tanıdığı Yalçın’la ilgili duygu ve düşüncelerini aktarırken, “Başkanım, dediğim iki kişi var Süleyman Yalçın ve Ali Coşkun. İkisi de hep cephede savaştılar. İkisi de çok açık sözlüdür. Milletimizin inançlarını kesin bir dille savundular. Süleyman Yalçın keskin söyler fakat o söz yürekleri açar, yaralamaz. O, millî değerlerimizi savunan ve onların korunması için mücadele eden bir öncü, akıncı, savaşçıdır.” dedi. Savaşılan cephelerin, tarih alanındaki yanlışlıklarla, Türk diline ve mûsikiye karşı yapılan haksızlıklarla mücadeleyi içerdiğini vurgulayan Yalçıntaş, bu mücadelenin, milletin kimliğini muhafaza etmeyi amaçladığını anlattı. Yalçıntaş, Yalçın’ın da aralarında bulunduğu İstanbul’daki fikri çevrenin, bütün bu değerleri muhafaza etmek için çalıştığını, kültür tahrifatına karşı mücadele verdiğini kaydetti.
“BİR İNSAN-I KÂMİLDİR”
Daha sonra kürsüye geçip konuşan Dr. Metin Eriş, Süleyman Hoca'nın methedilmekten hoşlanmadığını fakat kendisinin onu övememesinin mümkün olmadığını söyledi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’ne ve ESKADER’e topluma Hoca’yı anlama imkânı sundukları için teşekkür etti. Süleyman Hoca’nın liderlik vasfının tezahürü olarak lisede arkadaşlarını cuma namazına götürdüğünü belirten Eriş, “Hocam bu dünyada bir emsaline daha rastlayacağıma ihtimal vermediğim bir insan-ı kâmil, Türk-İslâm dünyasına adanmış bir insandır.” diye konuştu. Eriş, Yalçın’ı Aydınlar Ocağı’nın kuruluşu sırasında tanıdığını belirttikten sonra konuşmasına şöyle devam etti:
“Süleyman Yalçın, her zaman fevkalade dikkatli, âdeta hasta muayene eder gibi sabırlı, itidalli ve yön belirleyici vasıflarıyla toplantılarda temayüz ediyordu. Çalışmalarımızda ortaya çıkan heyecanı dizginleyen, çözümler üreten yapısıyla mutlak olarak aramızda itidal unsuru olmuştur. O istisnâî olarak muayene açmayan sayılı bilim adamlarından biridir. Hocam maddeyi mânâya hiçbir zaman tercih etmedi.”
Eriş, konuşmasının sonunda, “1960'larda sosyal faaliyet şansı yoktu. Aydınlar kulübünün yapısı o dönemki üniversitelilerin kendilerini ifade edecekleri bir mekâna sahip olmaları demekti.” diyerek Aydınlar Ocağı’nın önemine işaret etti.
“TALEBE YETİŞTİRDİ”
Yalçın’ın yakın dostlarından Prof. Dr. Salih Tuğ ise, Süleyman Yalçın ile tanışmalarının çok eskilere dayandığını belirterek konuşmasına başladı ve şunları söyledi:
“Hukuk okuduğum yıllarda Sultanahmet’te millî değerlere bağlı bir hoca var diye duyuyordum. Kendisiyle Aydınlar Kulübü’nde tanışma fırsatı buldum derken, hoca yurt dışındaymış, olmadı. Biz de o zamanlar bilgi ve görgümüzü artırmak için batı ülkelerine gönderildik. Aydınlar Ocağı o zaman birkaç yıl Süleyman başkansız kalmıştı. Ocağı yürüttük. İki sene sonra hoca gelince başkanlığa seçildi. ‘Mal sahibi nasıl malının kırkta birini zekât verirse, ilim sahibi de ilminin kırkta birini zekât olarak vermelidir.’ derdi. Bunun da sosyal faaliyetlere katılmakla mümkün olacağını söylerdi. Hocamız, tam gün hastalarıyla ilgilenmiş, ama talebe de yetiştirmiştir. Zamanın ve fikri kazancının zekâtını tam mânâsıyla vermiştir. Hocamın malı mülkü olmadığını biliyorum, ama hocamız Allah’ın verdiği vakitten zekâtını vermiştir.”
Prof. Dr. Salih Tuğ, Süleyman Yalçın’ın komşuluğunun çok iyi olduğunu, aynı köyde tatildeyken her sabah bisikletine atlayıp hatırını sorduğunu söyledi.
Toplantının sonunda Prof. Dr. Uğur Derman, Üstün İnanç ve Rasim Cinisli de birer kısa konuşma yaparak Süleyman Yalçın’ı anlattılar. Uğur Derman, Hoca’yla hep Münir Nurettin konserlerinde denk geldiklerini ve tanışmalarının çok geç gerçekleştiğini söyledi. Üstün İnanç Süleyman Yalçın’ın hizmette öncü olduğunu belirtirken Rasim Cinisli de Hoca’yı her zaman örnek aldıklarını söyledi. Mehmet Nuri Yardım, programın sonunda Süleyman Yalçın Hoca’yı kürsüye dâvet etti. Teşekkür konuşması için mikrofonu alan Süleyman Yalçın, kısa ve öz konuşmasına öncelikle herkese, bu programı gerçekleştirenler teşekkür ettikten sonra şunları söyledi:
“Sorumluluklar sarmallar şeklinde birbirine bağlıdır. Hepsi Allah’a karşı vazifelerimizdir. Ben bu vazifelerimi yerine getirmeye gayret ettim. Dostlarımızla birlikte bir gayretin içinde olduk. Bu bizim için bir görevdi. Cenab-ı Allah hizmet etmeyi nasip etti. Buna şükrediyorum. Burayı şereflendirdiğiniz için de hepinize teşekkür ederim.”
Programın sonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürü Hüseyin Öztürk, Süleyman Yalçın’a bir plâket ve çiçek verdi. Daha sonra konuşmacılar ve dinleyiciler Süleyman Yalçın ile hâtıra fotoğrafları çektirdiler. Salonda hazırlanan “Süleyman Yalçın’a Saygı Sergisi”ni gezen bütün dinleyicilere “Türkiye’nin Aydınlık Yüzü Süleyman Yalçın” kitapçığını hediye edildi.
YOĞUN KATILIM
Programa kültür ve sanat dünyamızın seçkin simâlarından yazar ve hatip Emin Işık, Sanat tarihçisi Prof. Dr. Uğur Derman, yazar Üstün İnanç, Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Muzaffer Doğan, yayıncı Mümin Çevik, Ötüken Neşriyat’ın yöneticilerinden Ahmet İyioldu, Erdem Yayınları’nın sahibi Ebubekir Erdem, müzisyen Sezen Cumhur Önal, İhlas Haber Ajansı Genel Müdürü Fevzi Kahraman, bestekâr ve müzikolog Cahit Öney, Mehmet Âkif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Sanatalemi.net yazarı Göktan Ay, ESKADER yöneticilerinden Şerif Aydemir ve Recep Arslan, Boğaziçi Yayınları Müdürü Gazi Altın, TÜRDAV Genel Müdürü Ahmet Vural, yazar Oğuz Çetinoğlu, işadamı Rasim Cinisli de katıldı. Ayrıca Süleyman Yalçın’ın eski ve yeni bütün dostları programa büyük ilgi gösterdiler.
HİZMETE VE MİLLETE ADANMIŞ BİR ÖMÜR
1960’lı yıllarda Aydınlar Kulübü’nün, 1970’li yıllarda ise Aydınlar Ocağı’nın kurucu başkanlarından olan ve Türk-İslâm Sentezi fikriyatının mimarı, düşünce, sanat, edebiyat, kültür ve medeniyet merkezli bir çok faaliyetin içinde yer alan Süleyman Yalçın, 1926 Çanakkale doğumludur. Çanakkale İlkokulu (1938), Cumhuriyet Ortaokulu (1941), İstanbul Kabataş Lisesi (1944), İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi (1950) mezunu. İstanbul Tıp Fakültesi’nde asistan (1952-61), doçent (1961-64) ve profesör (1967-71, 1973-88) olarak öğretim üyeliği görevini sürdürdü. Ayrıca yurtdışında (1964-1973) görev yaptı. Yazar olarak Büyük Doğu dergisinde çıkan yazılarıyla tanındı. Daha sonra Aydınlar Ocağı Genel Başkanı olarak yazdığı yazılar, yaptığı konuşmalarla dikkat çekti. Yazılarını Büyük Doğu (1956-59, 1972) Yeni İstiklâl (1962-63), Kök (1981-82), Boğaziçi (1984-86) dergileri ile Orta Doğu (1974) ve Tercüman (1976-88) gazetelerinde yayımladı. Süleyman Yalçın’ın ayrıca tıbbî yazıları ve ortak kitaplarda imzasıyla çıkan bölümler vardır.
Sanatalemi








