Aydın olmak ve aydınlatmak 2
Aydın kimdir, aydının görevi ve düşüncenin anlamı nedir?.. büyük mütefekkir merhum Cemil Meriç, Mağaradakiler adlıeserinde “...Düşünmek, muammalarıçözmek, karanlıklarıaydınlatmak.. düşünmek savaşmaktır. Bir nesil uğruna, bir millet uğruna, bir medeniyet uğruna savaşmak...” diyor. Yine şu mühim hususa işaret ediyor: “Mukaddeslerin emrinde olmayan bir düşünce, şuursuz bir debeleniş, fikrî bir istimna.”
Merhum Cemil Meriç aynı eserinde düşünce adamınışöyle tanımlıyor: “Evet düşünce adamıhiçbir zümrenin kulu değildir. Herhangi bir merkezden emir almaz. Bir partiye bağlıolmayabilir. Ama tarihe angajedir, kucağında yaşadığıtopluma angajedir. Yani vatandaşolarak vazifeleri vardır. Belli savaşlarıkabul etmesi, belli tehlikeleri göze almasılazımdır. Bir devrin şuuru olmak zorundadır. Başlıca vazifesi bütün hakikatleri yoklamak, bütün yalanların maskesini yırtmak, kalabalığa doğruyu göstermek. Bazen yangın kulesindeki nöbetçi olacaktır, bazen engine açılan geminin kılavuzu. Sokakta insanlar boğazlaşırken, düşüncenin asaletine sığınarak elini kolunu bağlamak düşünceye ihanettir.” Bu gerçekler ışığında günümüzün entelektüel tandanslı, ülkeyi idare etmek için büyük çaba harcayan aydın zümreyi düşündüğümüz taktirde “manzara gerçekten vahim” demekten kendimizi alamayız.
Aydın olmanın mecburiyet haline getirdiği çok önemli bir işvar: Yazmak... Yazmak aydınlar için hem bir eğitim vasıtasıhem de bir tecrübe aracıdır. Yazmak, zaman zaman geriye dönülerek yapılan hataların görülmesine, zaman zaman da geçmişin hatırlanıp ibret alınmasına vesile olur.
Aydıların yazabilmelerinin en önemli şartıise, kelime hazinelerinin çok zengin olmasıve bu kelimelerin uydurmalardan oluşmamasıdır. Bu şart, aydın olma mesuliyetinin bir gereği olduğuna kuşku duymamak gerekir. Bir aydının hafızasıuydurma kelimelerle dolmuşsa, aydın olma misyonunu kaybetmişdemektir. Uydurma kelimelerden teşekkül edecek bir lisanla doğru düşünmeye ve iyi yazmaya imkân yoktur.
Bir dile sorgusuz sualsiz yabancıkavramların gereksiz ve ihtiyaç olmadan girmesi zaman içinde bu lisanın yozlaşmasına yol açar. Uydurma kavramlar, mücevherat kutusundaki sahte mücevherlere benzerler. Aydın için çok önemli olan bu konunun millet için de çok ehemmiyetli olduğunu belirtmekte fayda var. Bu konu ile ilgili merhum Cemil Meriç’in meşhur sözünü hatırlamadan edemiyorum: “Kamusumuz(lügat),namusumuzdur... Kamusa uzanan el namusa uzanmıştır. Her mukaddesi yıkan Fransız ihtilâlî, tek mukaddese saygı göstermiştir: Kamus’a...”
Aydın olmak için çok okumak gerektiğini vurgulamak istiyorum. Ama çok mühim olan bir hususa da işaret etmeyi acizane kendime bir görev sayıyorum: “Düşünmeden okumak anlamsız, bilmeden düşünmek tehlikelidir.”