Genç Kalemler
11.08.2011 - 06:05
Bekir Haşimoğlu
Bekir Haşimoğlu - bekirhasimoglu@gmail.com

Merhum Erbakan Hoca ve 'Bin yıl'a müebbet hapis

   1926’da doğdu ve 2011’de Dar-ı Beka’ya irtihal etti, Ebediyet’e göçtü. Tam 85 sene sevinç ve hüzünleriyle, dertleri ve mutluluklarıyla, başarıları ve hayal kırıklıklarıyla, hâsılı içi dopdolu bir seksen beş yıl… Milli Görüş Lideri Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan!.. Erbakan Hocamıza Allah’tan gani gani rahmet, ailesi, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabr-ı cemil niyaz ederiz.

    Gün boyu televizyonların canlı yayınlarla verdiği, Hacı Bayram Camii’nden namazı kılınarak başlayıp, Fatih Camii’nde namazı kılındıktan sonra Merkez Efendi Mezarlığı’nda son bulan cenaze merasimi, bizlere ne kadar çok şeyi bir anda hatırlattı, sayısız hakikati anımsattı?.. Milyonu aşkın insan Erbakan Hoca’yı son yolculuğuna, Ebediyete uğurlarken elbette hepimiz çok hüzünlüydük, üzüntülüydük. Ama O, en çok üzüntü ve hüznü hayat arkadaşını kaybettiğinde tatmıştır. Eşi Nermin Erbakan’a da Allah’tan rahmet diliyoruz.

    Okul, hocalık ve Odalar ve Borsalar Birliği Başkanlığı’nın ardından bugüne dek gelen siyasi hayatı hakkında hiç şüphesiz kapsamlı olarak çeşitli değerlendirilmeler yapıldı, yapılıyor ve yapılmaya devam edilecek.

    Yaşam süreci tüm yönleriyle hangi değerlendirmeye tabi tutulursa tutulsun, Merhum Erbakan Hoca’nın vefatıyla gün yüzüne çıkan çok önemli ve çarpıcı bir hakikati idrak etmiş olduk.

    Uzun ve çileli bir siyasi mücadele sonucunda DYP ile kurduğu kualisyon hükümetine karşı karanlık mahfiller tarafından yapılanlar… Yani malum “28 şubat süreci”. Tezvirat kampanyaları, önemli makamlardan yapılan tasfiyeler, özgürlüklere yapılan müdahaleler, inançlara yapılan baskılar… Saymakla biter mi? Binlerce, onbinlerce, yüzbnlerce insan en temel haklarından mahrum bırakılmakla kalınmadı, ülke ekonomisinin altı üstüne getirildi. Şunu çok rahatlıkla ifade edebiliriz: “28 şubat süreci” diye anılan dönemde yapılan siyasi, ekonomik ve sosyal tahribatların telafisi hiç kuşkusuz bu ülkenin ortalama yarım asrına mal olacak çaptadır.

    O dönemde insanlar o kadar üzülüyorlardı ki susuyor ama kırgınlıkları yüzlerinden okunuyor ama öfkelerine yenik düşmüyorlardı. Bu hüzünler, üzüntüler ve öfkler zaman zaman da hissediliyordu. O dönemlerde bir akşam radyoyu açtım. Bir insan ağlıyor ve konuşmakta güçlük çekiyordu. Dinledim ve anladım ki, basında çıkan haberlerden çok etkilenmiş, sakallı olduğu için de insanların kendisi hakkında su-i zan edebilecekleri için kaygılandığını anlatmaya çalışıyordu. Sadece küçük bir örnek bu. Başörtülü olduğu için okuma hakkından mahrum bırakılanlar, eşi tesettürlü olduğu için görev yaptığı kurumlardan atılanlar, daha neler ve neler…

    Bu süreçte Prof. Dr. Necmettin Erbakan’nın Başbakanlığında pek çok önemli kararla alınmıştı. Özellikle bugünlerde gündeme gelen “Havuz sistemi” uygulamaya konmuş, özel bankaların devlet ve kamunun sırtından kazançlarına kazanç katma dönemi bitmeye başlamış, hükümetin bu kararı ilk meyvesini işçi ve memurlara yapılan yüksek miktarda zamlarla vermişti. Ama medyası, siyasetçisi, iş dünyası, sivil toplum kuruluşlarıyla herkes bir yalan rüzgârına kapılmış ve Erbakan Hoca’nın şahsında müteddiyen insanlara, millete edilmeyen bırakılmamıştır. Hiçbir sağlıklı ve sağlam gerekçeye dayanmayan zorlamalar o kadar şirazeden çıkmıştı ki; bazı “gazete”ler millete karşı at nalı gibi “topyekün savaş” manşetleri atıyor, akıl almaz uydurma ve yalan haberler yayınlıyorlardı. İki gazeteci terör örgütüne yardım ettikleri yalanıyla hedef gösterilmiş, bazı “başyazar”lar tarafından “hainleri tanıyalım” başlıklı yazılara konu edilebilmiştir. Hasılı hukuksuzluk almış başını gidiyor, Sincan’da tanklar yürütülüyor, güya “balans ayarı” yapılıyordu.

    Sonraki yıllarca hızlarını alamamış olacak ki Merhum Bediüzzaman Hazretleri’nin hatırası olarak korunan Barla’daki kurumuş katran ağacı bile kesilmiştir. İnançlı insanlar üzerinde yapılan baskılar, siyasete verilen zararlar… Bunları saya saya bitiremeyiz.

    Merhum Erbakan’ın vefatıyla ilgili iki açıklama dikkati çekti. Evet, TSK’dan ve Demirel’den gelen taziye açıklamaları… Bir zamanlar esip gürleyenler, güya ülkeyi kurtarmaya çalışanlar neredeler şimdi? Ya medya? Bugün medyadaki yayınlara göz attım ve yine neden, neden, neden, diye sordum. Acaba bugün o dönemdeki haksızlıkların ve hukuksuzlukların özeleştirisi yapılabiliyor mu, gelinen süreç anlamlandırılabiliyor mu?

    Neoconlar Irak’ta “kimyasal silahlar” var diye katliam yaptılar, koca bir ülkeyi yakıp yıktılar. Bizde de “irtica tehlikesi” yalanıyla ekonomi başta olmak üzere pek çok alanda sayısız tahribat yaptılar. Neoconların “kimyasal silahlar” yalanıyla, bizdeki “irtica tehlikesi” yalanları sanki aynı zihniyetten besleniyor.

    Merhum Erbakan Hoca’nın şahsında RP-DYP Kualisyon Hükümeti, haksız uygulamalara muhatap olmuş, yalanlarla, iftiralarla önü kesilmişti. Erbakan Hoca’nın partisi kapatıldı, siyaset yapması yasaklandı, yeni parti kuruldu, yine kapatıldı. Hukuksuzluklar ve yasaklar…

    Bu süreç sonrasında ise Ak Parti hükümeti öncesi iki hükümet kuruldu. Bu iki hükümet Türkiye’ye çok pahalıya mal olmadı mı? Hani “21 şubat kara Çarşamba” diye anılan ülke ekonomisinin alt üst olduğu bir gün vardı. Geçtiğimiz günlerde Yeni Akit Gazetesi’nde önemli bir haber vardı. Haberin spot başlığında “Ekonomiden Sorumlu ve Başbakan Yardımcı Ali Babacan rakamlarla açıkladı. Tarihe ‘Kara Çarşamba’ olarak geçen 2001 krizinin 10. yıldönümü nedeniyle ekonomi muhabirleriyle bir araya gelen Babacan, 2001 krizinin hazineye maliyetinin 381 milyar lira olduğu söyledi” deniyordu. İşte “28 şubat süreci”nin ne anlama geldiği galiba Sayın Babacan’ın verdiği bu rakamda gizli olsa gerek. Yine de, bu yıkımın akabinde hiçbir öz eleştiri yapılmadan,  “28 şubat süreci” “Bin yıl sürecek” diye adeta kutsanmaya çalışılıyordu. Ama bugün artık pek çok hakikati toplum idrak etmiş görünüyor. Merhum Erbakan’ı son yolculuğuna uğurlayan milyonu aşkın insan ve milletin çoğunluğunun anlatmaya çalıştığı bu hakikat, milletin maşeri vicdanın verilmiş bir kararın alenen, adeta haykırmak suretiyle, açıklanmasıdır. İşte bu karar şudur: Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın Refahyol hükümeti ve millet hakkında aleyhte tüm iddiaların takipsizliğine, malum “Bin yıl”ın müebbet hapsine!..  

Selam ve dualarımla!..


YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları