TÜRK DIŞ POLİTİKASININ İŞARET TAŞLARI: 3
3. Bölüm
Dış politika ve ekonomi
“Ekonomik özgürlük, siyasi özgürlüğü
gerçekleştirmek için zaruridir.” MILTON FRIEDMAN
Türk diş politikası açısından önemli gündem maddelerinin doğru yönetilebilmesinin, olumlu sonuçların alınabilmesinin yolu, hiç şüphe yok ki, sağlam bir ekonomiye sahip olmaktan geçiyor. ABD ve AB eksenli meydana gelen son ekonomik krizin, Türkiye’yi Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle “teğet” geçmesi, krize rağmen büyüme hedefinin aşılması, işsizlik oranının düşmesi gibi daha pek çok olumlu gelişme aslında siyasi istikrarı da artıran önemli faktörlerdir. Ama bu olumlu ekonomik gelişmenin artarak, hatta ivme kazanarak deva etmesi gerekiyor. Zira ekonomisi güçlü olmayan hiçbir ülkenin uluslar arası ilişkilerde etkin ve aktif rol alması, başarılı olması mümkün olmadığı gibi, ekonomileri zayıf olan ülkelerin uluslar arası ilişkilerde ortak kaderi, etkilenen ve edilgen bir konumu razı olmaktır.
Türkiye’nin istikrarlı ve güçlü bir ekonomiye sahip olması, gerek iç istikrar açısından, gerekse uluslararası ilişkilerde etkin ve aktif rol alabilmesinin baş şartlarından olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak, kültürel bağları olan ülkeler en başta olmak üzere yakın ve uzak komşularıyla ticaret yapması, geliştirmesi bir mecburiyet. Ortak ticaretin yapılması ve geliştirilmesi, uygun bir ekonomik ortamın oluşmasına, bunun sonuç olarak olgun bir diplomatik atmosferin oluşmasına vesile olacağı açıktır. Burada ifade edilmesi gereken önemli konulardan biri de enerji yollarının geçiş yeri olması açısındanTürkiye’nin taşıdığı önemdir. Bu önemli konuda önündeki engelleri aşması halinde dış politika tartışmasız bir kazanıma daha sahip olacaktır.
Komşularla sıfır sorun ekseninde süren dış politikanın performansını somut olarak anlatan pek çok örnek var. Sadece 2009 Ekim ayında bir hafta içinde Sureye ile 40, Irak ile 48 oldu. Hatta Başbakan Tayyip Erdoğan’nın çokça konuşulan Suriye Şam ziyaretinde yapılan antlaşmalarla sayının 51’e çıktığı açıklandı. Bu antlaşmaların konu bakımından başlıca içeriklerinin öncelikle güvenlik, ticaret, ulaştırma ve çevre olmak üzere pek çok alanda olduğu belirtiliyor. Hicaz bölgesine ulaşacak demir yolunun Avrupa’dan başlayıp, Basra ve Körfezi kapsayarak Bareyn’e kadar gidecek olması; Ürdün’den geçecek şekilde yapılan antlaşmalar öncelikle ticari amaçlar taşıması dikkat çekicidir. Bu ve benzer projelerle birlikte enerji konusunda, petrol ve doğal gaz hatlarının geçiş hatlarının Türkiye’den geçmesi ve projelerin büyük ölçüde Türkiye tarafından yapılması ekonomik istikrar ve refahın artmasına doğrudan olumlu katkısı olacaktır. 2002’de TİKA (Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı), ortalama 15 ülkede faaliyet yürütüyordu. TİKA’nın en son yaklaşık 53 Afrika ülkesinden 37’inde olmak üzere 111 ülkede faaliyette olduğu belirtiliyor. Pek çok projenin hayata geçmesi ülke ve komşu ekonomilerine olumlu katkılar sağlayacak, iç ve dış siyaset açısından yeni kazanımlar ve etkin alanlarının artmasına yol açacaktır.
Türk ekonomisinin önündeki sorunlardan ilki işsizlik, diğeri de cari açıktır. Cari açığı finanse konusunda bugün gereken yapılıyor olsa da, bir sorun söz konusu olmasa bile, ekonomik istikrar açısından çok büyük riskler taşıdığı bir gerçektir. Cari açığı finanse etmede sorunları olan bir Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde pek çok engelle karşılaşması kaçınılmazdır. Malum bazı finans çevrelerinin Türkiye’nin yükselişine karşı “mevzi alma” pozisyonuna geçebilecekleri dikkate alınınca cari açığın önemi daha iyi anlaşılmış olur.
Dünyadaki büyük ekonomik krize rağmen faizlerin düşmesini, enflasyonun gerilemesini ve tahminlerin üstünde büyümeyi sağlayabilmiş bir Türkiye var. Gelecekte de işsizliği azaltabileceği, cari açığı finanse etme riskini minimum seviyeye indirebileceği rahatlıkla ifade edilebilir. Bugüne kadar sağlanan mali ve siyasi istikrar ekonomiyi güçlendirdi. Bundan sonra neden tüm olumlu gelişmeler hız kazanarak devam etmesin?!..
“Büyük işler başarmak için üstün yetenekli olmak gerekmez. İnsanüstü değil
ama insanların içinde, onlarla birlikte olmak gerekir.”MONTESGUEIU