TBMM’de 2011 yılı Bütçe Kanunu görüşmelerini izlerken liderlerin bu yıl TBMM kürsüsünde yaptıkları konuşmalar öncekilere göre çok daha farklıydı. Tabiî ki bu fark daha çok muhalefet liderlerinde çok belirgin olarak dikkati çekti.
Muhalefete bir şeyler olmuş, sanki ‘hırçın dalgalanmalar’dan sonra durulmuştu. Bu durum gerek seçilen konularda gerek anlatım yöntemlerinde ve de üsluplarında çok net bir şekilde fark ediliyordu.
Başbakan\'ın eleştirilere cevaben yaptığı konuşma ise, muhalefetin artık ‘kerhen’ de olsa kabul ettiği gerçeği onaylar bir izlenim verdi. Doğrusu muhalefetin ‘kerhen’ kabul edip, başbakanın onaylama mevkiinde olduğu şey nedir, diye bir soru geliyor akla tabiî ki.
Bundan önce çok defa bütçe görüşmelerinde manzara genelde çok farklı oluyordu. Deyim yerinde ise, gürültülü-patırtılı bir şekilde yapılan bütçe görüşmeleri, kimin daha etkin olacağı mücadelesi yapıldığına dair bir izlenim veriyordu. Oysa şimdi?.. Şimdi bambaşka bir manzara vardı TBMM’de. Bu manzaranın tedai ettirdiği ana görüş, çağrışım yaptığı gerçek galiba başbakanın liderliğinin muhalefet tarafından da ‘kerhen’ de olsa kabul edildiğiydi.
Şimdi muhalefet liderleri böyle bir görüntüyü, daha yapıcı olmak gerekçesiyle, pozitif bir üslupla konuşmalar yapmaları acaba tabanda da yankı bulur mu, yoksa bu görüntü muhalefet tabanından yansıyan bir kolektif görüntü mü? Diye sormadan edemiyorum.
Konuyu düşünürken, mezkûr suale bir cevap ararken yakın geçmişte bir sohbetesnasında dinlediğim ve duyduğum sözler, bana bu konuda net bir fikir verecek içeriğe sahip.
Yıllar önceydi, tam tarihini hatırlayamıyorum. Ancak SHP’li belediyelerin yolsuzlukları kamuoyunun birinci gündemini oluşturuyordu. O zamanlar henüz CHP yoktu galiba, şimdiki CHP’nin yönetici kadroları ve seçmenleri de SHP’deydi. Bugün CHP’ye sadık, bahsettiğim yıllarda SHP’li olan ve yakinen tanıdığım bir zata, malum yolsuzlukları kastederek “Yine de bu partiye destek vermeyi sürdürecek misin?” diye sormuş, “Başım gövdemden ayrılsa bile başım bupartide kalır” şeklinde esprili, keskin ve bir o kadar da ilginç bir cevap almış ve ikimiz de bu cevaba çok gülmüştük. Şimdilerde bu vatandaş, Sayın Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye yeni genel başkan seçilmesi ile ilgili konuşulurken bir sohbette “Kemal Kılıçdaroğlu bizim Tayyip Erdoğan’ımız.” Demiş.
Yine bir yakınım anlatmıştı. Çok samimi olan bir arkadaşıyla süreklitartışıyorlarmış. Arkadaşı da ‘asla vazgeçmez’ MHP’lilerdenmiş. İki ayrı partiden olmalarına rağmen aralarında çok samimi bir dostluk ve arkadaşlık varmış. Yakınım bir gün MHP’li arkadaşına “Şimdi sana bir şey soracağım, ama net cevap vermeni istiyorum” deyince, “tabiki” diye karşılık vermiş. Bizimki sormuş: “Söyler misin, şimdi gerçekten MHP’nin başında Tayyip Erdoğan’nın olmasını istemez miydin?”sualini yöneltince, arkadaşı hiç beklemeden anında “Tabiki isterim.” Demiş.
Bütçe görüşmelerini izledikten sonra durumu değerlendirirken bu iki küçükama ilginç ve anlamlı hikâyeyi hatırladım.Başbakanın konuşmasında “Bağırmakla çağırmakla benim sesimi kesemezsiniz… Benim sesimi bu ülkede sadece millet keser”demesi, Kılıçdaroğlu’na küresel kriz olmadığınıifade-itiraf etmesinden dolayıteşekkür etmesi, bir iddiaya karşı, gerekli açıklamayıyaptıktan sonra Kılıçdaroğlu’na “Çaktın” demesini ekleyince, şu soruyu sormadan edemiyorum: Siz ne dersiniz, bütün bunlar Başabakn Recep Tayyip Erdoğa’nın artık muhalefetin de doğal lideri olduğunu göstermiyor mu?
sadece muhalafetle kalmadı o artık avrupada da gerek bazı ülkelerde gerekse ülke siyasetcilerinde etkisi gün geçtikçe büyüyor.
eekrem alınoğlu 24 Ocak 2011 Pazartesi - 15:44
"Nasılsanız, öyle yönetilirsiniz.." Türkiye'de 1980'ler sonrası başlayan ÖZ'E DÖNÜŞLER, hayırlı hizmetler, maneviyata yöneliş, kafası ilimle, kalbi imanla dolu nesiller.. bugünkü iktidar neticesini verdi. Tayyip bey, çok dua alan bir insan.. Çalışkan, akıllı, dirayetli, yaşadığı acı tecrübelerden ders alarak dikkatli, basiretli, özgüveni çok yüksek ve samimi dindar.. Allah ondan da, arkadaşlarından da razı olsun.. Partizan olmadığımız halde Tayyip bey ve arkadaşlarını çok seviyoruz. AK Parti ile "Kim ne veriyorsa 5 fazlası benden" diyen sahtekar siyasetçiler dönemi sona eriyor. İnşallah diğer siyasi liderler de gerekli dersleri çıkartıyorlardır.
TUNCAY 15 Aralık 2010 Çarşamba - 16:37 Tümünü Göster
AK Parti 8 yıldır iktidarda. Türkiye’de çok güzel şeyler yaptı. Duble yollar, Marmararay, Konut projeleri, Borsa’nın parlak durumu. AK Parti bir muhalefet partisi değil. 8 yıldır iktidarda olan parti. Tabiki muhalefetin söylemlerine sert üslup takınması olağan bişey, zaman zaman dozajını kaçırsada genelde olumlu diye düşünüyorum. Türkiye de herkes artık herşeyin farkında..
Veysel 15 Aralık 2010 Çarşamba - 15:07 Tümünü Göster
Allah yolunuzu açık etsin başbakanım. Senin üslübuna hayranım. Üslübunu dile getiren insanlarada..
fethullah 14 Aralık 2010 Salı - 22:44