“Zeki”, CHP ne ki; Ak Parti iktidardadır, iktidarda!..
Bu hafta sonu Türkiye’nin gündeminde CHP Parti Meclisi Kurultayı vardı. Türkiye’de serbest seçimler yapılmaya başladıktan sonra hiçbir zaman tek başına hükümet kuramayan CHP’yi en çok hatırlatan kuşkusuz kurultaylarıdır. Her kurultayda, öncesinde ve sonrasında iç kavgalarla gündeme gelen CHP, bu hafta zorunlu olarak Parti Meclisi Kurultayı yapmak zorunda kaldı.
Malum olduğu üzere mezkûr kurultay yapıldıktan sonra geçmişin “kartel medyası”, günümüzün tırnak içinde “zeki medya”sına göre CHP artık hızlı adımlarla iktidara yürüyecek.
Yolun başında kendine “kılavuz” seçip, sonra yola “Önder”i ile devam edemeyeceğini anlayınca “Sav”ma yolunu seçen Sayın Kılıçdaroğlu’na karşı Sayın Sav, epeyce ağır sözler sarf etmiş, ama başarılı olamamıştı.
Parti Meclisi Kurultay’ı öncesi “liste”nin “blok” mu, yoksa “çarşaf” mı olacağı çok tartışıldı. Yıllarca blok liste ile CHP’yi yöneten Sayın Baykal çarşaf liste istemiş, önceden çarşaf listeyi savunan Sayın Kılıçdaroğlu da blok listede karar kılmıştır. Başkanlığını sağlamlaştırmak için başka bir seçeneği olmadığı da ortaya çıkmıştır. Yani, lider olma kıvamına henüz ulaşamamış, genel başkanlık mücadelesinde olduğu anlaşılmıştır.
Ama ilginç bir durum daha ortaya çıkmıştır. Her şey tamam denirken CHP yine mahkemelik olmuş, son haberlere göre Yüksek yargının tavrıyla işin başında yolu açılan Kılıçdaroğlu’nun, Ak Parti’ye karşı bu mahkeme sonucu ile de en azından engellen(e)meyeceği açıkça ortaya çıkmıştır.
CHP’nin son hali ve pür melalli özetle böyle. Aslında ne oldu da “Gandi Kemal” sloganları yaygınken, bu kurultaya “Che” posterleri damgasını vurdu diye de sorup, daha kapsamlı bir analiz yapmak mümkün. Ama bu yazının asıl mevzusu, CHP’ye hükümet olma (iktidar demiyorum) yolunu açmaya çalışan, yakın geçmişte, özellikle 28 şubat sürecinde dindar insanlara son derce zarar veren, “topyekün savaş” şeklinde at nalı gibi manşetleriyle tanıdığımız dünün “kartel medyası” olarak anılan bugünün ise “yeni medya”sı denen ve bizim de tırnak içinde “zeki medya” diyerek yazı konusu yaptığımız, patronları, başbakanları pijamayla karşılayabilen basın grubu.
“Zeki medya”nın asıl amacı hiç kuşkusuz CHP’yi çekim merkezi haline getirmek. Bunun için yapılması gereken şey, doğal olarak CHP’nin projelerinden bahsetmek yerine, Ak Parti’nin pek de elinde olmadan sağda solda, kenarda köşede meydana gelecek olumsuzlukları abartarak, bu abartılı yayınlardan etkilenerek agresifleşmesini beklemek ve bu minval üzere Ak Parti iktidarının halkı olumsuz etkileyecek hatalı söylemlerle yıpratmasını sağlamak. Neticede birinci amaç, CHP’ye seçim kazanma yolunu açmaktan önce Ak Parti’nin iktidar gücünü azaltmak suretiyle 2011 seçimlerine doğru pupa yelken yol almak. Bu süreçte allanıp pullanan CHP’ye güçlü bir medya desteği verilerek tam olmasa da, bir gün tek başına iktidar olacağı ümidi ile ucundan hükümete tutunmasını sağlamak tabi ki. Sürecin bu şekilde ilerlemesi için en başta ‘ittifak’ların kurulması, çeşitli iftira kampanyaları vs. gibi işgüzarlıklar yapmak da rutin işler arasında yer almakta. “Çamur at, tutmazsa izi kalır”derler ya, bunlar da “Atalım birkaç iftira, tutmaz da yalan olduğu anlaşılırsa sözü kalır” diye düşünüyorlar galiba. Malum, Kılıçdaroğlu meclis kürsüsünden birkaç soru ile kafaları karıştırmak istedi. Ardından Başbakan, konuyu açıklarken “Gene çaktın” sözü ile oracıkta iddiasını etkisiz hale getirdi. Tabi ki bir de işin güler misin, yoksa ağlar mısın diyebileceğimiz kısmı var. Bir bakıyoruz bu iddiaları, güya kendince, yavan sorularla gündemde taşıyan CHP milletvekilinin tam 11 adet, karşılıksız çek yüzünden TBMM’de bekleyen dosyası var. “Zeki medya” günlerdir almış ağzına “sakız” gibi çiğniyor da çiğniyor. Şu milletvekiline “Ne iş, bu dosyalar karşılıksız çekten mi, yoksa bunlarda hangi büyük dosyalar?(!)” diye soramıyor.
Bütün bunlarla tabi ki Ak Parti yıpratılmak isteniyor. Ancak Ak Parti’nin önümüzdeki dönemde de halk desteğini artırarak iktidarda kalacağı da açıkça görülüyor. “Zeki medya” bu gerçeği bilinçaltı korkusu gibi hafızasından atamıyor. İşte bu bilinç altında yatan, kronikleşmiş “Ak parti gelecek dönemde de tek başına iktidarda kalır” öngörüsü, evhama dönüşerek malum “zeki medya”yı, bazı marjinal gruplar tarafından yapılan “eylemler”i analiz ederek kamuoyunu bilgilendirmek yerine, özellikle güvenlik güçlerinin gördüğü şiddet içeren protestoları önlemek için ortaya koyduğu çabalarda dozu kaçırması ve istenmeyen manzaraların ortaya çıkmasını abartarak gündemde tutmaya, abartılı haberleri ve günübirlik yorumların gündemi belirlemesine matuf çabalar içinde oluyor. Amaç açık, bu olaylardan güvenlik güçleri hakkında halk nezdinde olumsuz bir imaj oluşturmak, toplumun Polis hakkında negatif duygu ve düşüncelere sahip olmasını sağlamak ve ardından bu olumsuzluğu Ak Parti iktidarının yönetim anlayışıyla özdeşleştirmek suretiyle açıkça halktan aldığı oyların azalması.
“Zeki medya” bu beklenti süresince CHP’yi iktidara taşımak için epeyce uzun süredir tartışılıp duran “fikirciklerle” iktidara taşımak için “stratejik” sayılabilecek ölçüde yayınlarla “lojistik” destek vermeye çalışıyor. Zira çok iyi biliniyor ki CHP, ne geçmişteki durumuyla nede mevcut haliyle, nede lider kadrosuyla iktidar olmanın şartlarını barındıran bir birikme sahip değil. Yeni genel başkan Kılıçdaroğlu, sorunları nasıl çözeceğine, vaatlerini hangi kaynaklarla gerçekleştireceğine yönelik sorulu eleştirilere karşı “Ben yaparım, çünkü benim adım Kemal Kılıçdaroğlu” diyerek demagojik bir karşılık vermesi, bu birikimsizlik gerçeğini somut olarak ortaya koyuyor. Eh, durum böyle olunca yakın geçmişin “kartel madyası”na, yani günümüzün “zeki medayası”na önemli bir görev düşüyor. Bu görevi eski kadrolarıyla deruhte edemeyeceğine göre, yapması gereken şey, güya değişim sürecine ayak uydurarak “yeni yüzler”le, yenilenmiş, genç, dinamik, toplumla iletişimi iyi olan kalemlere ve yüzlere işbaşı yaptırılmaya başlanıyor. Ama bu kalemler ve yüzler, toplumsal olay, sorun ve gelişmeler karşısında derin analizler yaparak çözüm yollarını göstermek yerine kişileri tartışarak magazinvari yöntemlerle yol almayı seçiyor.
Kürt ve başörtüsü meselesi başta olmak üzere pek çok sorunu bu magazanvari bakış açısıyla tartışınca, tabi ki halkta pozitif bir yankı bulmuyor. Çok “katı laiklik yoğunluklu duygusallık” içinde olan CHP seçmeninin durumu ise “zeki medya” için aşılması zor bir handikap. Bu kesimi küstürmeden ve bu “laiklik yoğunluklu duygusallık” etkin oldukça; demokrat laikleri ve liberalleri başta olmak üzere daha pek çok önemli toplum kesimini CHP ye yönelmesi imkânsız gibi gözüküyor. Bir de “katıksız demokratlar”ın CHP’ye eleştirileri dikkate alınınca, yakın gelecekte de bugüne kadar gösterdiği performans nedeniyle Ak Parti hükümetine desteklerin sürme eğiliminde olduğu son anketlerden de anlaşılıyor. Her şeyden önemli bir gerçek de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Meclis kürsüsünden söylediği “Benim sesimi bu ülkede sadece millet keser”sözüyle de açığa çıkan, siyasi mücadelesinin referanslarının en başında halk desteğinin yer almasıdır.
Sizce de bu desteğin, Başbakan Tayyip Erdoğan liderliğindeki Ak Parti hükümetinin önümüzdeki yıllarda da kesintiye uğramadan iktidarda kalacağı gerçeğini açıkça belli etmiyor mu?
Aslında bu gerçeği anlamak istemeyenlere şöyle seslenmek daha anlamlı olur: “Zeki…”, CHP ne ki; Ak Parti hep iktidardadır, iktidarda!..