Ali Atıf Bir'in yazısı
Bir taraftan MOSSAD'a kadar uzanan MİT krizini yazarken diğer taraftan "magazine" bulaşmak size belki komik geliyor ama burası Türkiye, burada işler en ciddi gazetelerde bile böyle dönüyor.
Ön sayfada bir yanda Türkiye'nin geleceğini etkileyecek haberler yer alırken hemen yanında en babasından bir magazin haberi yer alabiliyor. Hatta Aziz Yıldırım'ın savunması 8 sütuna sürmanşete çıkabiliyor. O halde bizim de bir gün MİT krizi, diğer gün Ferdi Tayfur yazmamız garipsenmemeli...
Ferdi Tayfur konusu şu bildiğimiz Berlin Kaplanı filminin senaryosunun çalıntı olması durumu. Ferdi Tayfur hesapta iki yıl falan önce Ata Demirer'e oku, diye bir senaryo vermiş, öykü on dört konuda "Berlin Kaplanı"na benzermiş, bu yüzden dava açacakmış... Neredeyse on beş gündür aynı konu ısıtılıp ısıtılıp önümüze konuyor.
Mahkeme açacak kişi, söylemeden önce gider mahkemesini açar, kimseyi de töhmet altında bırakmaz. Hani sanırsın ki Ferdi Tayfur da çok ünlü bir senarist, tüm geçimini buradan sağlıyor, o yüzden de Ata Demirer'i senaryo hırsızlığıyla suçluyor.
"Berlin Kaplanı"nın senaryosu düşünülmeyecek bir senaryo değil, eğer kafanda bir Alamanyalı boksör öyküsü varsa Türkiye'de eli kalem tutan on kişiye versen senaryoyu köye getirir, oradan da miras çatışmasına. Ferdi Tayfur senaryoyu diyelim ki Ata Demirer'e verdi. Demirer'in kafasında benzer bir öykü olmadığını nereden biliyor?
Yıllardır bilirkişilik yapıyorum, ben size söyleyeyim, Ferdi Tayfur senaryoyu Ata Demirer'e verdiğini kanıtlasa bile gazetelere yansıyan benzerliklerden doğru bir dava konusu çıkmaz. Dosya aylarca bilirkişi bilirkişi dolaşır sonunda da kapanır gider.
Bizim kuşak için Orhan Gencebay McDonald's ise, Ferdi Tayfur Burger King'dir. Gündeme gelmek için de bu tür "gündem sakızlarına" gereksinimi yoktur. Ferdi Tayfur gibi önemli bir "alt kültür" sanatçısından beklentim "Haydi Gel Köyümüze Geri Dönelim" gibi bir güzide eserle yeniden sahalara dolu dolu dönmesi ve hayranlarını ona yakışmayan polemiklerle üzmemesi. Nokta.
Bugün gazetesi









