Perihan ALTINSOY'un röportajı
Birinin güzelliğini ya da kusurunu anlatmak için eski kadınlar tekerlemeye benzer şöyle bir söz söylerler; “ağzım büyükse büzerim, gözüm büyükse süzerim, illa burun illa burun…” Çocukken bana oldukça komik gelen bu sözün büyüdükçe ne kadar mantıklı olduğunu daha iyi anladım.
Özellikle estetik (plastik) cerrah Dr. Coşkun Levent Taşçı ile yaptığım söyleşi boyunca, burun estetiği olmuş kişilerin önceki halleri, sonraki halleri diye bana gösterdiği fotoğraflara (sadece izin veren hastaların fotoğrafları) bakınca; hiç biri güzellik uzmanı olmayan bu kadınların mevzuu ne kadar iyi kavradığına kanaat getirdim.
Dr. Levent’le buluşmak öyle kolay olmadı, ‘başını kaşıyacak vakti yok’ deyimi tam da onu anlatıyor. İstanbul kara teslim olmuş, pek çok kimse işe gidememiş, gidenler evine dönememişken Levent Bey’in hastalarını kar kış durduramamıştı. Bu yoğunluğu ve teveccühü O, ‘en iyi, en teknolojik aletleri alıyorum, Mars’a bile giderim’ (Doktorun Mars’la ilgili bir beyanı yok onu ben uydurdum) diyerek açıklasa da ben işin püf noktasının ‘güler yüz ve tatlı söz’ olduğunu düşünüyorum. Tıp âleminden ilgi ve şefkat görmeye muhtaç halkımızın böyle sempatik doktorları görünce jöle kıvamına gelmeleri hiç de şaşırtıcı değil.
Kendini ifade ederken kullandığı ‘anneme babama yapmayacağım operasyonu başkasına da yapmam’ cümlesi de işin diğer önemli boyutu.
İki saati aşan (Bir botoks yapıp geliyorum arasını saymazsak), zaman zaman bol kahkahalı ve faydalı bir sohbet yaptık. Estetik konusunda merak edilen pek çok şeyi sordum, Türkiye’yi ve dünyayı konuştuk.
Ayrıca -kapıdan önce burnu giren birisi olarak- şunu da oldukça sevindirici buldum; burun ameliyatları eskisi gibi çekiçle patır kütür kırılarak olmuyor, lazerli ameliyatla tereyağından kıl çeker gibi kolayca yarım saatte yapılabiliyordu. Yaptıracağımdan değil ama olsun…
- Estetik cerrahi nedir, plastik cerrahiden farklı bir alan mıdır?
- Biz doğumsal anomalileri düzeltmek üzere eğitiliriz. Hani yarık dudaklı, yarık damaklı, omurgası açık bebekler, yapışık vb. bebekler doğar veya daha sonradan kazalar, travmalar oluşabilir. Bizim uzmanlığımız bunların kapatılması ve onarılması işidir ve gerçek adı plastik cerrahidir. Bu alandaki kafa karışıklığını önlemek için Sağlık Bakanlığı alanları birleştirdi ‘estetik ve plastik’ cerrahi yaptı.
Kaza geçirmiş ve yüzü dağılmış bir insanın yüzünü toparlayabilen, olmayan burnu, kulağı yeniden yapabilen bir cerrah (AÜ Tıp Fakültesi’nde büyük başarılara imza atan arkadaşlarımız gibi), yüz germe operasyonunun da en babasını yapacağını düşünür. Dolayısıyla estetik cerrah diye bir şey yok plastik cerrah vardır. Bu cerrahlar travma konusunda uzmanlaşır ya da estetik alanda uzmanlaşabilir. Her meslekte olduğu gibi kim hangi alanda daha çok pratik yapmışsa o alanda daha iyidir.
Burada söylemem gereken bir şey var, Türkiye’de insanların kafasını karıştırmak çok kolay çünkü kanunlar her bir şeye yetişemiyor. Şimdi medikal estetik uzmanı olduğunu söyleyen ve aslında ne demek olduğu bilinmeyen, Sağlık Bakanlığı tarafından medikal estetik uzmanlığı belgesi verildiği sanılan bir gurup insan var ve bunların insanı kesmeden estetik yaptığı zannediliyor. Hâlbuki medikal estetik uzmanlığı belgesini, ben, aşağıda simit satan arkadaşa şuradaki bilmem ne merkezinde on günlük bir kursla verebilirim.
Değil herhangi bir sağlık okulunda okuması, ilkokul mezunu olması bile yeterlidir. Bu sözümona uzmanlar size botoks yapalım, lazer yapalım, dolgu yapalım diyebilir. Sakın bunları estetik cerrahi uzmanı ile karıştırmayın.
Deneye deneye pratiğimiz gelişiyor
TÜRKİYE AÇIK ARA AVRUPA’DA LİDER
- Estetik cerrahide ne durumdayız, yanılmıyorsam son 10-15 yılda çok gelişti.
- Ben size Türkiye’yi Avrupa’da sıralayın desem belki 7 veya 8. sıraya koyarsınız. Oysa Türkiye’yi birinci sıraya koyup ikincileri de en az 5-6 sıra geriden başlatmak gerekir. Ülkemizde yaklaşık 20 civarında çok iyi doktor var ki Avrupa’da onların ayarında doktor olduğunu sanmıyorum. Örneğin Onur Erol tartışmasız bu işte üstadı azamdır, Serdar Eren, İsmail Kuran, Hüseyin Güner, yeni kuşaktan Ali Duman gibi birçok isim var. Tabi bunlara iyi demek bana düşer mi onu da bilmiyorum.
- Ama aletlerin hepsi Amerika’dan geliyor
- Evet, ama Amerika’yı katmadım zaten. Amerika bu işte birincidir de onun sebebi başka ülkelerin iyileri Amerika’ya gittiği içindir. Oradaki en iyi cerrah Ekvatorlu, diğeri Meksikalı mesela... Estetik cerrahide en iyiler Brazilya, Türkiye Venezuella gibi ülkeler.
- Pek çok konuda kötü olup estetikte iyi olmaları şaşırtıcı değil mi?
- Değil aslında, çok basit bir açıklaması var da, bunu nasıl anlatırız bilmiyorum.
TÜRK DOKTORLARININ BAŞARI SIRRI İZDİHAMDA YATIYOR
- Deneye deneye pratikleri gelişiyor…
- Evet, aynen öyle. Ben cerrahi ihtisası yaparken acile hasta yağardı. Bir gecede 6 yüz kişinin başvurduğunu biliyorum. Sen, 5 dakika içinde birinin parmağını, öbürünün yüzündeki kesiği, başkasının kulağını dikmek zorundasın. Bin kişi de dâhiliyeye başvuruyordu. Almanya ya da İngiltere’de bu olmaz, bir doktorun başında bin kişi beklemez. Ancak bizim tarzımız ülkelerde olur. Şimdi bizi böyle bir yükün altına soktukları için 2-3 senelik doktorken, 20 senelik doktorun tecrübesine ulaşmış oluyoruz. Bir bu, bir de eğitim döneminde mecburi hizmete gittiğimiz yerde de tek estetikçi oluyoruz. Ben Aydın’da çalıştığımda toplam 25-30 cerrah arasında plastik cerrah olarak sadece ben vardım.
- Evet, şimdi ona gelelim; Aydın’da çalışıyordunuz sonra İstanbul’a geldiniz, mütevazı bir muayenehaneniz varken iki sene içinde 7 katlı bir estetik hastaneniz oldu. Şöyle bir bakıyorum da son teknolojiyle donatmışsınız, uzay gemisi gibi olmuş, içinde ameliyathanesi, hasta yatakhanesi filan var… Bu elbette sizin başarınız ama insanların da talebi arttı herhalde, hasta mı yağıyor?
- Bize evet, ama karşı komşumuza ya da öbür semtteki kişiye yağmıyor.
- Sizin tercih edilmenizin sebebi nedir? Mesela elin tutması diye bir şey var mı?
- Şimdi öyle dersek yanlış anlaşılabilir. Siz bir ressama resim sipariş ediyorsunuz, çok güzel bir resim yapıyor ama sizin istediğiniz o değil. Demek ki hasta ve doktorun anlaşması ve bir de aklının söylediğini elinin yapabilmesi çok önemli. Çünkü senin yaptığın dünya standartlarında bir iş olur ama onun istediği o değildir. Aklının düşündüğünü elin yapmıyorsa orda da bir sorun vardır.
Diğer arkadaşlarla bizim aramızdaki bence en önemli fark şu; benim henüz bir evim yok, kirada oturan bir adamım. Ama buraya yaklaşık on milyon dolarlık yatırım yaptık. Babama sorsanız benim ‘deli olduğumu’ söyler.
Düşünün 40 yaşlarında bir estetik cerrahsınız, işleriniz de fana gitmiyor ki bunları finanse edecek paraları kazanmışsınız. Burada yapılacak doğru hareket; bu paranın bir miktarıyla boğazda ev almak, birazıyla yat vs. almak ve haftada birkaç ameliyata girerek sosyete dergilerine konu olmak mı, yoksa 8 saat sürecek yüz germe ameliyatını bir saate düşüren, 5 saatlik burun ameliyatını yarım saat indiren, hiç olmayacak şeyleri tedavi edebilen, (arkası kesilmeyen) bir takım lazer cihazlarını alarak bir sistem kurmak mı?
Aslında bundan dolayı mutluyum. İnsanların kontrol sırasında yüzlerinde oluşan sevinci görmek büyük bir keyif veriyor bana.
Güzellik merkezlerine gideceğinize hamama gidin
- Peki, zaten hasta akıyor, yani insanlar manken gibi doğmuyor ya da hep öyle kalmıyor, ayrıca fazladan operasyon önermemek gibi bir tavrın etkisi yok mudur? Yani ekstradan hasta yaratmaya çalışmamak… ( Yolu hastaneye düşenlerin en çok yakındığı şeydir ya bu)
- Buna katılırım ama insanlar aptal değiller, sizin ona ne yapmaya çalıştığınız anında olmasa da er geç anlıyorlar. Ama bu kişilik yapısıdır. Bazıları bunu hastası olmadığı zamanda bile yapmamıştır, başka bir doktor hastası aksa bile yapar.
Demin de dediğim gibi bizim doktorlarımız işine yatırım yapmıyorlar. Bu konuda kesinlikle değişmemiz lazım. Ama daha çok para geri dönsün diye değil. Bir operasyon dünyada en iyi nasıl yapılıyorsa onu yapayım diye. Yoksa eski teknolojiyi allayıp pullayıp satmaya çalışmayayım.
Ve yine söylüyorum, bizim yaptığımız işin bilimsel tarafı, öbür tarafını yapan ve doktor olmayan o kadar çok insan var ki. Güzellik merkezi adındaki bu yerlerde gençleşme tedavileri diye bir sürü şeyler uygulanıyor. Bunlar bu merkezlerde kullanılan abudik gubidik cihazlarla güya tedavi yapıyorlar.
İlk defa gelen hastalarıma form verip diyorum ki bana gelmeden önce hangi güzellik merkezlerinde neler yaptırdınız. Bir bakıyorum 55 kalem işaretlemişler. Hâlbuki açık ve net bir gerçek var, “ben senin karnına 35 seans dıt dıt dıt lazerle titreştirsem de karnındaki yağ erimez”. Böyle merkezlere gittiğinizde işlemin başında ve sonunda fotoğraf çektirip iki resme bakın bakalım bir fark var mı? Zaten bunların hiçbirinde hasta fotoğraflanmaz. “Benim buraya gelmeden önce sivilcelerim nasıldı, göbeğim nasıldı, çok süper oldun, çok güzel oldun da nasıl güzel oldum, sen beni hatırlamıyorsun bile”…
- Yani hamama gitsek daha mantıklı olacak
- Evet, en azından temizlenirsiniz. Diyetisyenleri ayrı tutmakla beraber. Güzellik merkezine gidip çatlaklarınızın gideceğini selülit tedavisi olacağınızı, zayıflayacağınızı filan umuyorsanız evet, hamama gidin daha iyi… Bir de bunlar buraya fıstık fındık vermiyorlar oldukça da pahalı.
10 ESTETİSYENİN BİR AYDA YAPTIĞINI, BEN BİR HAFTADA YAPIYORUM
- Sizin hasta yağmurunu sormuştum. Konuyu değiştirmeyin lütfen…(gülüyoruz)
- Tamam tamam, sayı vermem doğru olmaz da, ortalama on estetik cerrahın bir ayda yaptığı ameliyatı bir haftada yapıyorum diyebilirim…
- En çok neler için geliyorlar
- Bu üçlü dünyada bozulmaz. Her yerde aynı cevabı alırsınız, vücut şekillendirme, burun ve göğüs.
- Hangi kesimden hastanız oluyor daha çok
- Toplumda ciddi yeri olan ve içinde bulunduğu konuma çalışarak gelmiş, yaptırdığı ameliyatla yerinin, konumunun değişeceğini ummayan. Evvelden beri burnundan ya da göğsünden rahatsız ama bunu yaptırınca süper model olacağını beklemeyen aklı başında hastalarım var son beş senedir.
- Muhafazakâr kesimin estetiğe ilgisi arttı deniliyor, size gelenler arasında örtülüler var mı?
- Doğrudur çok ciddi sayıda var evet.
- Hangi yöntemleri ya da teknikleri tercih ediyorsunuz?
- Liposuctionın yerini tutan lazerli lipoliz tekniğinin hakkını yememek lazım. Fiber optik ince bir çubukla yağları toplayan, toplarken bir yandan da deriyi ısıtarak gerginleştiren yöntem. Bir saat içinde bu yöntemle göbekten gıdığınızdan kurtulabilirsiniz
Diğeri de ( 2-3 yıl içindeki devrim belki de bu olmuştur) birçok doktor yüz gerer ama cilt kalitesi aynı kalır. Yani yüzü üstündeki izler, lekeler bozukluklar durur. Derinin değiştirilebilmesi ve zaman içinde kaybettiklerini tek tek hassas bir şekilde yerine koymak mümkün. Lazerli kombine uygulamalarla, isterseniz hem sarkıkları hem de kumaşı düzeltebiliyorsunuz. Bu işlemleri yapan aletler buranın bütçesinin yüzde 80’nini oluşturuyor.
- Lazer de, nedir bu lazer?
- Lazer, güçlendirilmiş tek dalga boyunda ışık kaynağı demektir. Peki, güçlendirilmiş kaç dalga boyunda ışık var, 20 bin tane ayrı ayrı. Bunlardan 20 bin lazer yapılabilir ve her birinin yaptığı ikinci bir iş daha yok. Herhangi bir lazer merkezinde size lazerli bilmem ne yaptıklarını söylerler de siz oradan gençleşerek çıkmayı ummayın. Muhtemelen size epilasyonda kullandıkları lazeri kullanacaklar ve hiçbir işe yaramayacak.
Burnu da artık kırmadan dökmeden, lazerle yarım saatte yapıyoruz ve hiç ameliyat izi kalmıyor. Kıkırdakları kesmeden ya da daha az keserek lazer cihazlarla eriterek şekil verilebiliyor. Böylece daha az acılı oluyor ve morarma da onda bire düşüyor.
- Bir de önünde fotoğraf çektirdiğimiz makine vardı
- Dünyada 4 -5 tane olan ciddi pahalı olan bir alet o da. İçinde 8 faklı alana yerleştirilmiş fotoğraf makineleri var ve ortasında durduğunuzda sizi her açıdan fotoğraflıyor. Sonra anında işleyip üç boyutlu bir şekilde ister bilgisayarda, ister yerden yukarıya projekte ederek karşınıza kendinizi getiriyor. Bakıp ne yapmak isterseniz onu söylüyorsunuz ve hemen yapıyor.
BOTOKS KANSER YAPIYOR İDDİASI
- NASA teknolojisi gibi bir şey yani
- Evet, bu aletle sanal olarak, burnunuzu kaldırırım, çenenizi öne çıkarırım, göğsünüzü büyütürüm ya da küçültürüm hemen yapar görürüz. Baktık beğenmedik yapmayız.
- Gençleşmek için illa estetik yaptırmak mı gerekiyor, başka yöntem yok mu?
- Gençleşmek derken kendini ruhsal olarak genç hissetmek kastedilmiyorsa; gıdığın sarkmaması, kolun aşağı düşmemesi, yüzün gergin durması kastediliyorsa evet estetik cerrahi gereklidir. Çünkü ‘yüzüne çamur, sür bacağına yosun sür ıvır zıvır’ filan böyle şeyler yoktur. Ama estetik cerrahi de sadece hastaları kesiyor demek değildir. Kesmeden de gençleştirebiliriz ama bunu yapanın, kesmeyi de bilmesine dikkat etmek gerekir.
- Son günlerde botoksla ilgili çeşitli haberler çıktı, kanser yaptığı söylendi.
- Türkiye’nin her konuda dezenformasyona müsait bir yapısı var ve son zamanlarda bu özellikle yapılıyor. Hastalarıma hep şunu söylüyorum, ‘haber kaynaklarınızı Türkiye dışından da çek edin’, güvenilir ülkelerdeki haber kaynaklarında da aynı haberleri görüyorsanız doğrudur. Görmüyorsanız muhtemelen birilerinin bir yakını botoksa alternatif bir şey sunmayı planlıyordur, bu haber de ondan kaynaklanmıştır.
Dünyada botoks 30 yıldır uygulanan, Amerikan Sağlık Örgütü tarafından kabul görmüş ve birinin başına bir şey gelirse tazmin edeceğini garanti ettiği tıbbi bir uygulamadır. ABD bunu kolay kolay yapmaz. O yüzden Avrupa’da yapılan birçok uygulama Amerika’da kabul görmüyor. Dünyada tek bir botoks markası var o markayla yapılacak işlemler garanti altında. Fakat siz ıvır kıvır markalardan botoks alırsanız ya da Çin’den gelmiş malzeme kullanırsanız hastanın ağzının burnunun oraya buraya kayması muhtemeldir.
Yüz gerilip gençleşiyor ama eller veya diğer taraflar 50 yaşında kalıyor.
Kötü durumdaki birini süper model yapamayız…
- Yoo, artık öyle olmuyor. Yeni teknoloji bunu da halletti. Ellerde yaşlanma belirtilerini düzeltmeye yarayacak lazer destekli atomize maddeleri elin içine hiçbir yeri kanatmadan kesmeden veren cihazlar var.
Peki, bunun bir sınırı var mı? Nerelerden nerelere geliyoruz, yani kaç yaştan kaç yaşa inebiliriz
- Her bir kademeye gelmek mümkün ama bunu yaparken de düşünmek lazım. 60 yaşındaki biri 45 yaşlarına mantıklı bir şekilde gelebilir ama 30 yaşına gelmek isterse orda bir gariplik olur. Zaten her açıdan gelemez bir yerde mutlaka fire verir. 40 yaşında birini sağlıklı 40 ya da mantıklı 30 yapabiliriz.
- Sürekli estetik için gelenleri psikologa yönlendirdiğiniz oldu mu?
- Ben size desem ki bir hastam bana basen bölgesini dört defa yaptırdı muhtemelen şöyle düşünürsünüz…
- Ya siz beceremediniz ya da hastanın psikolojik sorunu var derim…
- Evet, ama öyle değil işte. Bize insanlar nasıl gelirse biz onları daha iyi yaparız; orta geleni iyi, kötü geleni orta yaparız. Çok kötü geleni süper model yapma kabiliyetimiz yoktur bizim. Her seferinde bir kademe bir kademe düzeltiriz. Benden ya da diğer arkadaşlardan şunu beklemesinler; “Bir arkadaşım karnını gerdirdi incecik oldu, benim de karnımı ger incecik olmalıyım” . Herkesin bir kilo ve yağ dengesi var.
- Nedir o denge? Yani kaç kiloya kaç kilo yağ alınabilir
- Bir gün içinde yapılan uygulamada ortalama 3 litreyi geçmemek gerekir hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın
- Öyleyse bu tür ameliyatlarda sorun birden incelmek ya da fazla yağ almaktan mı kaynaklanıyor.
- Benim en kızdığım şey budur. Fazla yağ almakla eğer hasta ölmezse yine de incecik olmaz. Dolayısıyla bu baseni düzelttiren kız da aşama aşama düzelttirdi sonunda incecik bir hal aldı. Ama bütün bu miktar yağı bir seferde almak mümkün değildir.
- Vücudunda sürekli yaptıracak bir yer bulmak ve hep estetik derdinde olmak normal bir durum mu yani?
- Şimdi bir hasta bana baseni düzeltmek için gelmiş ve 15 gün sonra baseni incelmiş. Burada mantıklı hareket, eve gidip oturması mıdır yoksa şuradaki sarkmış daha başka bir yerini düzelttirmesi midir? Bir de göbeğimi yaptırsam diyebilir. Ondan sonra da başka bir yerini yaptırabilir. O zaman bu kadın aklı yerinde olmayan biri mi olur.
- Bu işin maddi boyutu da var ve öyle ucuz işler değil bildiğim kadarıyla
- Bizde tek bir işlemin maliyeti 4 bin ile 8 bin lira arasında değişir.
- Benim orta seviyedeki bir sürü hastam bu ameliyatları rahat rahat yaptırıyor. İnsanların çoğuna da bakarsanız arabalarını, eşyalarını değiştirmek isterken paraya kıyabiliyor. Öyleyse ömrünün devamını memnun olmadığı bir görüntüyle neden geçirmek istesin.
Selülit ve çatlağın tedavisi yoktur…
- Bir de spor ve diyet var.
- Bir gün içinde yapılan uygulamada ortalama 3 litreyi geçmemek gerekir hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın
- Öyleyse bu tür ameliyatlarda sorun birden incelmek ya da fazla yağ almaktan mı kaynaklanıyor.
- Benim en kızdığım şey budur. Fazla yağ almakla eğer hasta ölmezse yine de incecik olmaz. Dolayısıyla bu baseni düzelttiren kız da aşama aşama düzelttirdi sonunda incecik bir hal aldı. Ama bütün bu miktar yağı bir seferde almak mümkün değildir.
- Vücudunda sürekli yaptıracak bir yer bulmak ve hep estetik derdinde olmak normal bir durum mu yani?
- Şimdi bir hasta bana baseni düzeltmek için gelmiş ve 15 gün sonra baseni incelmiş. Burada mantıklı hareket, eve gidip oturması mıdır yoksa şuradaki sarkmış daha başka bir yerini düzelttirmesi midir? Bir de göbeğimi yaptırsam diyebilir. Ondan sonra da başka bir yerini yaptırabilir. O zaman bu kadın aklı yerinde olmayan biri mi olur.
- Bu işin maddi boyutu da var ve öyle ucuz işler değil bildiğim kadarıyla
- Bizde tek bir işlemin maliyeti 4 bin ile 8 bin lira arasında değişir.
- E çok para bu! Parası olmayan güzelleşemeyecek mi yani? (gülüyoruz)
- Benim orta seviyedeki bir sürü hastam bu ameliyatları rahat rahat yaptırıyor. İnsanların çoğuna da bakarsanız arabalarını, eşyalarını değiştirmek isterken paraya kıyabiliyor. Öyleyse ömrünün devamını memnun olmadığı bir görüntüyle neden geçirmek istesin.
Selülit ve çatlağın tedavisi yoktur…
- Bir de spor ve diyet var.
- Spor ve diyet konusu karışık biraz. Sporu çok seven biri olarak ben, şunu çok iyi biliyorum; İnsanlar birçok konuda yanlış yönlendiriliyor ki bunlardan biri de selülit ve çatlak tedavisidir. Selülit ve çatlağın tedavisi yoktur. Olsa çıkıp bilimsel bir kongrede anlatır hastalarını gösterirsin. Bunun tedavisinin olmadığı bilindiği halde insanlara bu tedavileri satarlar.
Sporda da aynı şey var. Vücut, kol çalıştırmakla kolu, bacak çalıştırmakla bacağı eritmez. Vücut; orantısız kilo alabilir ancak kiloyu verirken orantılı verir. Dolayısıyla sizin göbeğinizde ekstra yağ birikiyorsa 18 milyon defa mekik de çekseniz 3 kilo yağ veririsiniz ama bunu bütün vücuttan verirsiniz.
Velhasıl, biri bana dese ki senin yağ dağılımında bir sorun var. Diyet de yapsan, spor da yapsan bu dağılım incelecek ama değişmeyecek. Öyleyse bunun abartılı kısmını almak en iyi çözümdür. Bir insanın şöyle bir yağ deposu dağılımı varsa 20-60-20, spor yaparak ne yaparsın 10- 40-10, ne oldu, yukarılar inceldi basen yine kocaman…
- Yani estetik operasyon bu tür orantısız bedenlerde şart diyorsunuz. Peki, yağ alınan yerden tekrar kilo alınıyor mu? Veya aynı yere değil ama bu seferde başka yerlere birikiyor mu?
- Lazer destekli yağ alım işleminden başka yerlerde birikme olmaz. Diğer yerlerden ne kadar kilo alınırsa o kadar alınır. Zayıflanırsa da eşit bir şekilde zayıflanır. Orantısız bir vücuda sahipseniz birisi size çalış arkadaşım diyorsa ya bir şey bilmiyordur ya da kötü niyetlidir.
Ayrıca sık başımıza gelen bir şey var; 30-35 yaşından sonra göbeğin gitmesi için diyelim ki 5-10 kilo verdiniz ama bu yaştan sonra o kiloyu verince yüz çöker, gözaltları morarabilir, göğüsler sarkar. Ya da erkeklerde meme büyümesi gıdık gibi yağ birikme problemleri sporla çözülmez. Spor salonuna sağlıklı olmak için tabii ki gidin ama bulunduğu kiloda göbeksiz, basensiz olmak, çökmeden sarkmadan zayıflamanın cerrahiden başka alternatifi yok.
Hamilelikte 5-6 kilodan fazla alınmamalıdır…
- Sezaryen ameliyatları sonrasında göbek neden kalır da uzun süre gitmez
- Sezaryenle ilgisi yok. Midenin üstünden başlayıp karnın altına doğru yapışık inen iki kas vardır. Karnı boylu boyunca saran bu kasların hamilelik esnasında araları açılır ve elastikiyeti kaybolur ve aşağıya doğru sarkar. Kaslar ayrıldığı için o potluk düzelmez. Bu biraz da yaşla alakalı, genç yaşlarda pek olmaz. Eğer hamilelikte fazla kilo almazsanız bu göbek de olmaz.
- Nedir bu fazla olmayan kilo?
- 5-6 kilo civarıdır.
- Haydaa, e hani 9-12 kiloydu bunun asgarisi, yine mi değiştirdiniz?
- Evet, artık bu şekilde söylüyoruz. Öyle 15- 30 kilo alınırsa elbette göbek kalır. 4 kilo çocuk, 2 kilo civarı da suyu eşi filan tamam…
- Aslında benimle birlikte pek çok kişinin aklına estetik deyince Ajda Pekkan geliyor… Yıllardır hep estetik yaptırır ki onun estetik yaptırmaya başladığı zamanda Türkiye’de estetik doktoru yoktu galiba. Nasıl oluyor da herhangi bir deformasyon olmadan sağlıklı kalabiliyor. Ya da biz öyle görüyoruz.
- Ajda Hanım’ın ilk olduğu ameliyatlar estetik cerrahinin de başındaki ameliyatlar olduğu için onlar çok başarılı şeyler değildi bence. Onları sevmedi zaten insanlar. Ama son zamanlarda yaptırdığı ameliyatlar gayet başarılı. Artık eskisi gibi değil, sistem çok gelişti. Benim şu anda 80 yaşında yüzünü gerdiğim hastam var ve hepsi de gayet mutlu. Eğer kaliteli malzemeler ve usta eller yapıyorsa olması gereken zaten budur.
- Eskiden estetik ameliyat yaptırmak biraz cesaret istiyordu, nasıl bir şey çıkacağını bilmiyorduk çünkü. Basına da yansırdı, silikon patlardı, yüz şişerdi, burun düşerdi filan. Bir de tabiri caizse estetik ameliyat yapılacak hastanın ağzını burnunu dağıtıyorlardı ama şimdi işler bayağı değişmiş gördüğüm kadarıyla.
- Evet, çok sorun çıkardı, çünkü bu işler savaş cerrahisi gibi yapılırdı eskiden. 8-10 saatlik yüz germeler falan olurdu. O kadar saat bir hasta ameliyatta kalırsa tahmin edemeyeceğiniz şeyler çıkar. Ya da burun sekiz yerden kesilip kırılıyorsa birçok sorun çıkması muhtemeldir. Teknoloji gelişti, doktorlar gelişti, kullanılan malzemeler gelişti. Daha steril, alerjen olmayan şeyler kullanıyoruz artık. Haliyle sorunlar da çok aza indi.
- Anlattıklarınızdan şöyle bir intiba edindim; bir sihirbaz marifetiyle her yaşta, herkese, her şeyi yapmak mümkün. Çocukken izlediğim çizgi filmdeki sihirbaz repliğini hatırlattınız bana “Ala hop tereyağlı ballı ekmek” derdi ya, onun gibi…
- Her yaşta yapılacak bir şey, herkesin de düzelteceği bir bölgesi var gerçekten. 50 yaşında bir kadın, göbeğindeki sarkmayı düzelttirebilir gayet de güzel olur.
14 yaşında burnu epey kemerli bir kız geldi bana, “olmaz küçüksün” dedim, 15’inde bir daha geldi yine yapmadım. 16’sında geldi, yapılabilir ama bekleyebiliriz dedim (kızlarda 16 yaş yeterlidir). Bu sefer “hayır artık beklemem, okulun en çirkin kızı olarak mezun olmak istemiyorum” dedi ve burnunu yaptık. Bu kızın burun ameliyatını neden yaptırdığını sorgulayamayız. Ya da bu oğlancık (burnu çok eğri duran bir genç) beklesin mi 22 yaşına kadar, niye beklesin ki.
Burnun güzel olmuş diyorlarsa o burun olmamıştır…
- Ama zaten siz onlara fındık burunlar yapmamışsınız.
- Evet, tabi, zaten, benim burun ameliyatı yaptığım birine “Burnun çok güzel olmuş” diyorlarsa, ben bu ameliyatı iyi yapamamışım demektir. Ya da birisinin yüzünü gerdiysem, başkası da senin yüzünü harika germişler bana da söyle ben de yaptırayım diyorsa o iş olmamıştır. İyi estetik operasyon her bakımdan belli olmayan operasyondur.
- Böyle kötü yapılan işler ve onları “aman ne güzel olmuş” diye beğenenler var. Yani koskocaman yüze pıt diye fındık burun oturtmak zaten estetik olmuyor ki!
- Yani… Doktor olarak öyle işleri estetik buluyorsan işte orada bir sıkıntı vardır. Dünyanın en becerikli eline de sahip olsan yaptığın iş berbat olur. Ben bir yüz germe ameliyatı yaparım, siz yeterince gergin bulmayabilirsiniz. Oysa o hastanın eski haliyle yeni hali yan yana gelince fark büyüktür. Ama arkadaşları bile anlamaz ve sadece “Ya sende bir değişiklik var ama ne olduğunu çıkaramadık” diyebilirler.
Bir doktor arkadaşa birisi dudaklarımı doldur diye geliyor, dolduruyor. Sonra bir daha, bir daha derken, şu anda kızın suratının yarısından fazlası dudak olmuş. Ama kız bu halinden oldukça memnun. Şimdi burada kaç tane deli var? Kız kesin de, ya bu saçmalığı makul bulan doktor?
- Yani ben de az önce tam bunu söylemeye çalışmıştım psikoloğa gönderiyor musunuz derken.
- Hayır hayır, psikoloğa değil… Bir hastamın bakın beni ne hale getirdiler dediği -ki yüzü davul gibi gerilmiş aşağı yukarı Japon balığı formuna gelmiş- hal için, başka bir kadın “işte bunu istiyorum diyorsa”, “kusura bakmayın ben bunu yapamam” deyip onu, psikoloğa değil de o işi yapan estetik cerraha gönderiyorum.
Anlatıyorum “yok öle değil” diyor. Kötü bir resim gösteriyorum bu mu diyorum? “Evet evet, işte bu” diyor…60 yaşında birinin yüzü öyle gergin olamaz. Sarkmalar toparlanır renk düzelir vs. ama -ellerini şakaklarına koyup çekiştirerek gösteriyor- böyle olmaz.
- Söylemek istediğinizin özeti şu mudur; estetik operasyonu kendisine veya bir yakınına yapıyormuş gibi düşünmek…
- Evet, burada söylenecek en güzel ifade budur. Kendisine yapılıyormuş gibi düşünmek. Ben masanın o tarafıyla bu tarafı arasında sık sık gidip gelirim. Ve ben bu ameliyatı anneme, babama, eşime yapar mıyım diye düşünürüm. Buradaki etik kural bu olmalıdır. Tıbbın her alanında da böyledir; kendine yapmayacağın bir şeyi başkasına da yapamazsın, yapmamalısın.
- Son soru, sizin intersex ameliyatları dediğiniz bizim cinsiyet değiştirme ameliyatları olarak bildiğimiz ve neredeyse yeniden bir insan yaratma işlemi. 15 -20 yıl önce bu konudan bahsetmek bile tuhaf karşılanırken şimdi bayağı sıklıkla yapılıyor bildiğim kadarıyla. Estetik cerrahinin içine mi sokuyoruz bunları yoksa özel bir uzmanlık alanı mıdır?
- Bu operasyonları da estetik cerrahlar yapar ve kesinlikle özel bir uzmanlık alanıdır. Çok ciddi tecrübeli insanların bu işi yapması lazım, çünkü ameliyat esansında ya da sonrasında beklenmeyen bir sorun çıkarsa onu düzeltebilecek bilgi ve donanıma sahip değilsen yapmamalısınız. Ne yazık ki Türkiye’de bu işler hasıraltı ediliyor. Bilinenlerin on misli ameliyat yapılır da bunların çoğu gizlidir.
- Neden hasıraltı ediliyor?
- Çünkü resmi yollardan yapılacaksa, kişiyi önce bir psikiyatri merkezine sevk ediyorlar. İki yıl belki daha da uzun sürelerde takip ediliyor ki oradan da ne karar çıkacağı net değildir. Bu süreyi beklemek istemeyenler de ameliyatlarını özel hastanelerde ya da bazı merkezlerde yaptırabiliyor.
Rotahaber









