Ne padişah olsanız anlayabilirsiniz ne de vezir!

Her çocuk melek yüzlü ve her çocuk masum. Her bir çocuğun peşinde bir sinsi takipçi olacağını unutmayın. Yoksa...

31 Ocak 2012 Salı - 16:30

kapat
Ne padişah olsanız anlayabilirsiniz ne de vezir!

Adem Güneş'in yazısı

Ne padişah olsanız anlayabilirsiniz ne vezir...

Hikâye odur ya…Padişahın canından çok sevdiği bir kızı varmış… Kız bir gün amansız bir hastalığa yakalanmış. Ülkesindeki bütün tabipleri kızı için seferber etmiş; ama nafile… Sonunda bir tabip çıkmış, hastalığa iyi gelecek ilacı bulmuş ve kızı tedavi etmiş. Padişah, bu hekime minnet duymuş, “Dile benden ne dilersen!” demiş.

Hekim, padişahın cömertçe iltifatına karşı mütevazı bir istekte bulunmuş: “Ben fakir bir insanım. En çok pirinç yemekle karnımı doyururum. Allah devletimize zeval vermesin. Siz bunca cömert davranıyorsunuz ama benim dileğim bu kadar cömert olamaz. Bana bugünün hatırası olarak bir satranç tahtasının her bir karesine pirinç koymanızı dilerim.”

Padişah bu kadar basit bir isteği duyunca gülümsemiş. Canından çok sevdiği kızının iyi olmasına vesile olan bilge ve mütevazı hekime daha büyük ikramlarda bulunmak istediğini söylese de hekim arzu ettiği şeyden vazgeçmemiş.

Padişah da vezirlerine hekim nasıl istiyorsa ona en iyi pirinçlerden vermelerini emretmiş. Hekim, kendisine pirinç vermek için gelen vezirlere kaç adet pirinç istediğini şu kural ile söylemiş: “Satranç tahtasının bir numaralı karesine 2 adet pirinç koyun. Sonraki karelere bir önceki karedeki pirinç adedinin karesi kadar pirinç koymak kaydı ile 64 karenin hepsini pirinç ile doldurun.”

Vezirler adamın bu kuralını uygulayarak her bir kareye tek tek sayarak pirinçleri koymaya başlamışlar ama daha 10. kareye gelmeden bu mütevazı isteği karşılayabilmek için ülkedeki bütün pirinçleri verseler bile yine de 64 kareye yetiremeyeceklerini anlamışlar. Anlamışlar ama ülkenin bütün pirinçlerini de kaybetmişler…

Basit gibi görünen bu ‘sinsi’ hesabı bilemezseniz, bir gün çocuklarınızla acı bir şekilde göz göze gelebilirsiniz.

Zaman gazetesinin geçen hafta manşetten verdiği haber dikkatinizi çekti mi acaba? Gazete, ülkemiz gençlerinin uyuşturucu kullanım rakamlarını vermişti. Buna göre, 2006’da 15 bin kişi uyuşturucu suçuna bulaşmış. 2011’de ise 130 bin kişi… Bir önceki karede 15 bin genç, bir sonraki karede 130 bin…

Padişahın tebessüm edip küçümsediği gibi küçümsemeyin bu olayı. Ve ‘bize bir şey olmaz’ demeyin. Çünkü uyuşturucunun yaygınlaşma psikolojisi, ‘hekimin pirinç hesabı gibi’ oldukça sinsi bir hesapla yürür. Zira uyuşturucu kullanan birinin, bir sonraki kişiyi uyuşturucu kullanmaya alıştırması ‘şarttır’.

Neden?

Çünkü, uyuşturucuya bağımlılık kazanan bir kişi, önceleri kendi parası ile uyuşturucu almaya çalışırken bir süre sonra buna parası yetmez. Ve maalesef en yakın arkadaşını, allem edip kallem edip uyuşturucuyla tanıştırır. Zira arkadaşına uyuşturucuyu kendisi satar ve ‘daimi’ bir gelir kapısı açar kendisine. Her uyuşturucu bağımlısı, bir sonraki satranç karesine kendisinin iki katı kadar kişi bulup yerleştiremezse kendisi uyuşturucu alacak para bulamaz.

Gazetelerde okuyoruz, ülkemizde uyuşturucu kullanma yaşı ‘ilkokul 4-5’lere kadar inmiş durumda. Ve bu çocukların hiçbiri ‘bilerek’ ve ‘isteyerek’ uyuşturucuya başlamıyor.

Her çocuk melek yüzlü ve her çocuk masum. Her bir çocuğun peşinde bir sinsi takipçi olacağını unutmayın. Yoksa çocuğunuzun en yakın arkadaşı tarafından nasıl da sevecen bir şekilde tuzağa düşürüldüğünü ne vezir olsanız anlayabilirsiniz ne de padişah…

Aksiyon dergisi



Share |

etiketler: haber , yaşam , padişah , adem güneş , uyuşturucu , vezir , çocuk

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
Kazada yaralanan yavru ayı ameliyat edildi
Kazada yaralanan yavru ayı ameliyat edildi

Sivas-Erzincan karayolunda bir aracın çarpması sonucu annesini kaybeden, kendisinin de ayağı kırılan 1,5 yaşındaki boz ayı, Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi'nde ameliyat edildi.

47 yaşındaki hastanın kalbinden tümör çıkartıldı
47 yaşındaki hastanın kalbinden tümör çıkartıldı

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne nefes darlığı ve çarpıntı şikayeti ile başvuran 47 yaşındaki hastanın kalbinde, tümör tespit edildi. İyi huylu tümör başarılı bir ameliyatla çıkartıldı.

Bunları biliyor muydunuz?
Bunları biliyor muydunuz?

Hayatımız boyunca karşılaştığımız, isteğimize göre veya isteğimiz dışında gerçekleşen ilginç olaylar ve kafamızda takılan soruların cevaplarını merak ediyor musunuz?

Dünya dillerinin yüzde 50'si yok olma tehdidi altında
Dünya dillerinin yüzde 50'si yok olma tehdidi altında

UNESCO Türkiye Milli Komitesi Başkanı Prof.Dr. Öcal Oğuz, dünyada şu anda konuşulan dillerin yüzde 50'sinin bu yüzyılın sonunda artık hiç konuşulmayacağının düşünüldüğünü bildirdi.

Uğur Acar yeni yüzüyle yeni işine başladı
Uğur Acar yeni yüzüyle yeni işine başladı

Türkiye'nin ilk yüz nakli hastası Uğur Acar, naklin yapıldığı Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde otopark görevlisi olarak işe başladı. Sigorta girişi yapılan Acar, fizik tedaviye devam edecek.

İşte öğrenmenin 4 altın kuralı
İşte öğrenmenin 4 altın kuralı

Coşkun akarsuyun yolunda nasıl coşkun damlaların arkadaşlığı varsa, insanın hayat yolunun kaçınılmazında da bilgi vardır. Eğer öğrenmenin dört altın kuralını bilirseniz öğrenme konusunda şikâyetlerinizden kurtulursunuz.

Evlenecek çiftlere devlet müjdesi
Evlenecek çiftlere devlet müjdesi

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, tüm Türkiye'de evlenecek çiftlere aile okulu eğitimi verilmesi için düğmeye basıldığını söyledi.

Van'da 'uçan balık' zamanı
Van'da 'uçan balık' zamanı

Dünyada sadece Van Gölü'nde yaşayan ve her yıl üremek için mayıs ıle temmuz ayları arasında tatlı su ağızlarına göç eden inci kefalinin, kutsal yolculuğu başladı.

15 yıldır takım elbise ile ayakkabı boyuyor
15 yıldır takım elbise ile ayakkabı boyuyor

Kırşehir’de 15 yıldır ayakkabı boyacılığı yapan Bilal Yalçınkaya, mesleğine ve müşterilerine saygısından dolayı işe her gün takım elbiseyle geliyor.

Nuriye Akman: 'Keşke herkes çoban olabilse'
Nuriye Akman: 'Keşke herkes çoban olabilse'

''Otları, dereleri, kuzularıyla uçsuz bucaksız bir yeşillik. Rüzgârın sesine varıncaya değin hissettim manzarayı.'' diyen Nuriye Akman, ''Keşke herkes çoban olabilse'' mesajını verdi.

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları