Geçtiğimiz hafta içinde birçok dosttan son gelişmeler hakkında neden yazmadığım sorusu geldi. Doğrusu yazacak çok şey vardı ancak dün geceye kadar neticenin bu şekilde sonuçlanacağından şüpheliydim. Savcı tutuklama isteyecek olsa da tutuklamayı yapacak olan neticede mahkemedir. Tutuklanma talebine rağmen mahkemenin bu yönde karar vereceğinden şüpheliydim. Özellikle 2 generalin serbest bırakılması soruşturmanın yarıda kalması anlamına gelecekti. Böyle bir durum soruşturmanın ciddiyetten uzaklaşmasını ve sulanmasını getirecekti. İşte bu neticeyi görmek istemiştim.
Öncelikle bu süreci rövanş olarak görenlerin aslında doğru bir tespitte bulunmakla beraber konuyu Ak Partinin kapatılma davası ile ilişkilendirmelerinde hata yaptıklarını belirtmeliyim. Evet, bu bir rövanştır ama Ak Parti davasının rövanşı değildir; ayrıca rövanş mücadelesini yapan da siyasi iktidar değil bizzat yargıdır. Bu, yıllardır Türkiye’nin kanını emen parazitlerden alınan bir rövanştır. Senelerce mahkemeye dahi çıkarılmadan tutukevlerinde çürümeye bırakılanların rövanşıdır. Ülkenin dört bir yanında uygulanmış yargısız infazların rövanşıdır. Daha birkaç gün önce Ali Bayramoğlu’nun kaleme aldığı ( http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=11733&y=AliBayramoglu ) hadiseyi okuyun, geçmişte ve belki de halen Türkiye’de neler yaşandığını daha iyi anlayacaksınız. Hukuksuzluğun diz boyu olduğu bir coğrafyadayız ama Ergenekon muhipleri ve savunucuları neyle suçlandıklarını bilmediklerini söyleyip durdukları Ergenekon sanıklarının haksızlığa uğradıkları görüşündeler. Çünkü onlar “toplumun saygıdeğer insanlar” imiş. Saygıdeğer insanlar suç işlemezlermiş… Oysa ortada hukuka ve kanuna aykırı bir durum da söz konusu değil.
Ergenekon muhipleri Ak Partiye “kapatma davasında ayrı, bunda ayrı tavır takınıyorsunuz” diye soruyor ama kimse de çıkıp aynısını o muhiplere sormuyor. Yahu siz nasıl davranıyorsunuz? Kapatma davasında yargıya saygı, Ergenekon’da saygıdeğer(!) insanlara saygı…
Neresinden bakarsanız bakın son yaşadığımız şu süreç Türkiye için bir milattır. Düne kadar her faili meçhulün arkasından ismi okunan emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün tutuklanmayı bırakın sorgulanamayacağını, dokunulmazlık zırhı olduğunu düşünürken bugün ordu komutanlıkları yapmış iki emekli orgeneralin tutuklandığını görüyoruz. Esasında bu bile sadece bir adımdır. Çünkü asıl olması gereken bu insanlar görevdeyken yaptıysalar bu işi görevleri başındayken bu duruma el koyabildiğinizde; işte o zaman gerçek muktedirsiniz, gerçek hukuk devletisinizdir. Şu anki durumun bir adım ötesi budur.
Kanaatimce gözaltı dalgası henüz son bulmamıştır. Şu ana kadar örgütün silahlı kısmı, fikir babaları ve biraz da finansörleri üzerine gidilmiş ancak siyasi ayağına henüz basılmamıştır. Son dalgada oldukça diklenen siyasilerin Ergenekon’un bir ucuna dayandıklarını düşünmemizde hiçbir engel yoktur. 27 Nisan e-muhtırasına dört elle sarılan, darbe söylemlerini dile getirenlerle aynı fikirleri savunan, soruşturmayı sulandırmak için elinden geleni yapan bir siyasi yapının Ergenekon’un çok uzağında olduğunu düşünmek sanırım biraz safdillik olur. Fakat onların da zamanı gelecektir. İşin başında Muzaffer Tekin yerine Şener Eruygur tutuklansaydı toplum nasıl dalgalanırdı? Elbette bazıları da vakti geldiklerinde sorgulanacaklardır. Zaten onlar da bunun korkusu içinde en iyi savunma hücumdur anlayışıyla iktidara ve hatta her noktada medet umdukları yargıya saldırmaya başladılar.
Tayip Erdoğan’la olup olmaması önemli değil; Türkiye güneşin doğuşunu seyretmeye başlıyor.